turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DARBE KARŞITLIĞI VE DERİN DEVLET

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

17 HAZİRAN 2020

Sol ve sosyalist sol özellikle 12 Eylül faşizmi öncesi bir iki kavramı o kadar sık kullandı ki salt bu yüzden adeta kendi önünü bile göremez olmakla kalmadı, derin devlet gibi davranan ve uygulama içinde olanlarla da yan yana düştüğü oldu.

Bir düşünün sokaklarda hemen her gün darbe karşıtı imza toplayıp duranlar sözüm ona 12 Eylül’ü gerçekleştirenlere karşıydılar fakat bugün tam da sivil görünümlü iktidardan sessiz sedasız darbelerle karşılaşıp adeta kıçlarının üzerine oturuverdiler.

Derin devletle ilgili kullanılan sözcüklere de pek kafa taktığımız yok. Niye derseniz, bizler biz zamanlar ve de şimdi Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturanından başbakanına ve hatta Cumhurbaşkanına özetle şununa bununa kadar uyguladıkları politikaları yakından izlediğimiz zaman gördük ki sola ve sosyalistlere ve hatta halka karşı işlenen suçların çoğunda bu sözünü ettiğimiz kimi kişilerin parmağı vardır. Yani sizin anlayacağınız birileri bunlara karşın çıkıp da ne hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaya yeltenmiştir ne de bizler bu tür Hayali Küçük Ali’lerle karşılaştık.

Evet, kimi uygulamaların hep üstü kapalı kalsın istenir. Bu sadece bizim ülkemize özgü de değildir üstelik. Bu işleri üstlenen ve yerine getirenler elbette pek çok kirli işlere de imza atmışlardır atmasına da bunu gerçekleştirenler ne yerde ne gökte sadece bu işe odaklanmış bir takım gaip gibi algılanan kişiler değildir. Onlar yine de saydığım bazı kurumların bilgisi dışına adım atamayacakları gibi ilahi bir güç gibi de algılanması gereken karar ve uygulama işlerini hiç kimsenin bilmediği, duymadığı, görmediği kişiler de değildirler. Eğer bizler kafamızı derin devlet olgusuna takmamız gerekenin ötesinde takar ve onları bambaşka yerlere koyarsak kapitalist sistemin en acımasızca uygulayıcılarını da aklamış oluruz ki bu korkunç bir yanılgı olur.

Birileri rahatlıkla birilerini terörist ve hain ilan edebiliyor. Birileri savaşa bile neden olacak bir eylemden söz edebiliyor ve gerekirse seçimleri de takmayacaklarını halk iradesi de neymiş noktasına götürecek kadar cüretkâr davranabiliyorsa bilinmelidir ki o hem önemli şeyler söylüyordur hem de hiç ağzımızdan düşürmediğimiz şey adına konuşup tehdit ediyordur.

Uzun zamandır biz neden emperyal güç olmayalım, ülkemize yönelik tehlikeleri niye sınırlar ötesinde aramayalım anlayışı ile Türkiye’nin savaş ortamına sokulmasını sağlayacak kim ya da kimler varsa bilinsin ki o kast edilen gücün ta kendisidir. Bugün Erdoğan’ın devlet yönetimi söz konusu olduğunda el atmadığı bir şey var mıdır? Yoktur çünkü her şeyi kendi kontrolünde iktidar anlayışının gereği olarak yürütmek istemektedir. Savunduğu düşüncelere baktığınız zaman eşyanın doğası gereği başka türlü olabileceğini de düşünmenin olanağı yoktur. Aynı şey Trump için de söylenebilir. Amerika’da yaşananlara uygulamak istediklerine baktığımız zaman bize benzerliği büyük. Bizce Trump aklını da derin devlet aklı olarak kabul ederken öbür yandan silahlı kuvvetlerin asker vermeme halini de derin devlet olgusunun kurumlar arasında ortaklaşa götürüldüğünü de aklımıza getirmemiz gerekir. Yalnız bu iş bizde çok daha hızlı seyretmiş ve her şey an itibariyle Erdoğan’ın inisiyatifinde gelip toplanmıştır.

Sonuç olarak 12 Eylül öncesi gerek sağ sol arasında süren kanlı hesaplaşma, gerekse gruplar arasındaki çatışmalarda “bırakın birbirlerini yesinler” diye düşünüp adım adım iktidarı kucaklarında bulanların aklı da hiç kuşkunuz olmasın ki derin devlet aklıydı, ortamı değiştirip dönüştürüp en acımasız uygulamaları sahneye koyanlar da aynı şeyin şeyiydiler.

Pis işleri uygulayanların hepsi de bilinenlerin hizmetinde olanlardır, hepsinin dışında kimsenin güç yetiremediği hayallerden uzak durmakta da yarar vardır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA