turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EGE’DE YOL HARİTASI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

20 AĞUSTOS 2020

Bugün Ege’den Doğu Akdeniz’e kadar her yeri konuşuyoruz. Peki, bu öykünün dünden bugüne seyri nedir? Ve bu seyrin içinde kimler rol sahibidir?

Sayalım, ABD bütün dünya halklarının baş düşmanı olduğu için ABD emperyalizmini başa alılalım. Sonra ikinci sıraya da Avrupa ülkelerini tek tek değil de bir bütün olarak Avrupa Birliği olarak düşünelim. Sonra sırasıyla bizim içerdekilere gelelim. Demirel ne yapmıştı? Dinci, mezhepçi, ırkçı, milliyetçi sağ partilerle milliyetçi cephe ortaklıkları kurmuş. Bunların yanında devletin her kademesine yerleşen Fethullahçılar. Bir de bütün bunlardan şikayetçi gibi görünen fakat ABD’nin ve gericilerin hizmetinde olar 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbelerini gerçekleştiren ve ağızlarından Atatürkçülüğü düşürmeyen generaller.

Hep söylenir hep yazılır. Türkiye coğrafyası bulunduğu yer itibariyle stratejik bir bölgede bulunmaktadır. Bu da ister istemez Türkiye’yi stratejik bir konuma sokar. Çünkü çevremiz olayların durulmadığı, üç yanımız denizlerle çevrili bir yerdir ki bir anlamda bütün dengelerin kurulmasında da önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden de ister istemez güçlü bir orduya ve savunma gücüne sahip olmasını gerekmektedir.

Diyebiliriz ki Sovyetler birliği’ne karşı emperyalist/kapitalist dünyanın sürdürdüğü Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin oynadığı rolünde ne anlama geldiğini bilenler zaten biliyordu, bilmeyenler açısından da nasıl olsa bir gün her şey gün gibi su yüzüne çıkacaktı, süreç içinde çıktı da. Bu savaş hepinizin bildiği gibi ABD ve Batı ittifakı içinde eylemli olarak yer almakla olasıydı verilen görevler de bu çerçeve içinde yerine getirildi.

Özellikle Yunanistan ve Ermenistan gibi ülkeler ülkemizin ırkçı ve milliyetçi kesimlerince kullanılabilecek bir potansiyel teşkil ettiği için kimi dengelerin kurulması için de ABD ve Avrupa Birliği desteğine duyulan gereksinim Türkiye için yaşamsal bir gereklilik olarak savunuluyor ve yığınlar kolaylıkla bu politikaya uygun bir konumda hareket ettirilebiliyordu.

Sovyetler Birliği yıkıldı. Sosyalist Sistem son buldu. Bu yüzden de ister istemez artık Soğuk Savaş’a da gereksinim kalmadı ancak dengede ister istemez denge Yunanistan çıkarına bozuldu. Hele bugün Yunanistan AB’nin üyesiydi Türkiye ise değildi. Yunanistan 1981 yılı Ocak ayı başında AB’ye tam üye olmuştu. Türkiye ise sürüncemede bırakıldığı gibi yöneticilerden de kaynaklı olarak birlik içine alınmadı. Kıbrıs nedeniyle Yunanistan’la yaşanan sorunlar bu dönemden başlayarak arttı.

Ayrıca Yunanistan NATO üyeliğinden çıkmış olduğu için geri alınması söz konusu olduğunda da Türkiye’nin onay vermesi gerekiyordu. O dönemde NATO Başkomutanı General Rogers’la Kenan Evren konuyu ele aldı ve Kıbrıs sorununun çözülmesi güvencesi ile Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne onay verildi. Böylece Yunanistan NATO’ya geri dönmüş oldu.

2004 Yılında Kıbrıs Rum kesimi olarak isimlendirilen Rum kesimi AB’ye tam üye olarak kabul edildi. Bu andan itibaren de Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi AB içinde 2 oy sahibi olmuş oldu ve Ege ve Akdeniz’de olası bir anlaşmazlıkta veto edici bir güç elde edilmiş oldu.

Bildiğiniz gibi Irak’ın işgali Türkiye üzerinden yapılacaktı. AKP iktidarı taraf olduğu halde 1 Mart tezkeresi mecliste reddedildi. Recep Tayyip Erdoğan ise Irak’ı ABD’nin işgali için her türlü kolaylığı sağlamasına karşın ABD bu reddedilmenin hesabının sorulacağı savıyla her fırsatta politikalarını bu yönde kurdu.

Tarih hükmünü sürdürdü. ABD’nin güdümünde olan Fethullahçı çete devletin her kademesini ele geçirdiği için TSK’ya operasyon çekti, Balyoz ve Ergenekon davalarıyla TSK’nın beli kırıldı.

2000’li yıllarda Ege adalarının silahsızlandırılmasına yönelik çabalar hız kazandı. Bir de baktık gördük ki Türkiye ABD’nin politikalarına uygun olarak Suriye’de savaşa tutuştu. İsrail ile ilişkiler ileri geri konuşularak görünüşe göre askıya alındıysa da alttan alta ticari ilişkiler hep devam ettirildi.

Mısır’da yaşanan iktidar mücadelesi sonunda iktidarda bulunan Müslüman Kardeşler Sisi tarafından iktidardan düşürülünce Türkiye Müslüman Kardeşleri açıktan açığa destekledi ve Sisi’ye karşı bayrak açtı. Dolayısıyla da Mısır’la da ilişkilerimiz böylece bitmiş oldu. Uzun zaman Mısır Yunanistan’ın isteği ile örtüşen bir anlaşma imzalamadı fakat sonuçta Yunanistan’la da böyle bir anlaşma imzalanmış oldu.

AKP ve saray iktidarının izlediği politika yüzünden Akdeniz’de bizimle hareket edecek bir tek ülke kalmadı. Bir başka deyişle Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yürütmek istediği politika da ve Kıbrıs’ta tek başına kaldı.

Evet, şimdi AKP ve saray iktidarının izlediği politika nedeniyle Türkiye bölgede yapayalnız konumda. Bu yüzden de ne söylenirse söylensin denizlerde peynir gemisinin yürütülemeyeceğini bu iktidar da erinde geçinde görecek ama bedelinin ne olacağını da bilmemek için epey bilgi ve akıl yoksunu olmak gerektiğini de unutmamak gerekir. Eğer Ege’de bir yol haritamız olacaksa ki olmalıdır bütün bu gerçekler ışığında davranmak gerektiğini de unutmamak gerekecektir.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA