turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DÜŞÜNDAŞLIK

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 EYLÜL 2020

Ülkenin uzun zamandan bu yana sağ siyasetçileri hep siyasetlerine dini alet etmişlerdir.

Bu yüzden de Cemaatleri, tarikatları, dini vakıf ve dernekleri kullanmamaları elbette olası değildir. Sonuna kadar kullanmışlardır, kullanmaya da devam edeceklerdir.

1997 yılında iktidar olan Necmettin Erbakan’ın Partisi Refah Partisi memlekette ne kadar cübbeli, sarıklı, onca şeyhi, şıhı Başbakanlık’ta ağırlayarak bizlere müthiş bir görsellik sergilememiş miydi? Üstelik rejimin değişeceğini de o söylemiş, kanlı mı kansız mı olacağı konusunda da topluma verebileceği kadar ipucu vermekten de geri durmamıştı. O dönemde bir de baktık gördük ki bu çevreler hem güçlendiler hem de devlet katında gelebildikleri kadar çok yerlere gelmeyi başardılar.

Erbakan’ın iktidarı döneminde olağan bir işleyiş söz konusu olsaydı bugünkü ortama temellik etmiş olan yapılar da bu denli palazlanamazlardı. Çünkü Erbakan’a karşı gelişigüzel tank sürme olayı onun İslami içerikli öğretisini ve gücünü zayıflatmadığı gibi diyebiliriz ki alttan alta da güçlenmesini de sağladı.

Sözü edilen 28 Şubat bilmem ne girişimi sonuç itibariyle bu dini çevrelere kan verdi. Ancak bir gerçek daha vardı ki bugün insanlar unutmuş gibi görünseler de Erbakan gerçekte bütün tarikat, cemaat, dini vakıf ve derneklerin sanki tartışmasız lideri gibiydi.

Erbakan’ın tiynetine uymayan bir tek Fethullah Gülen cemaati vardı. Bu cemaati diğerlerinden ayırmak gerekiyordu. Gülen devletin her kademesine girmeyi planlamış, bunun için de elinden ne kadar silah varsa kullanabilme becerisini göstermişti. Okullar açıyor, dershaneler ve yurtlar kuruyor, attığı her adım giderek uluslar arasılaşıyor pek çok ülkede de benzer çalışmalar içine giriyordu. O ülkelerde Türkçe öğretmek, dönüp ülkemizde Türkçe olimpiyatları düzenlemek gibi herkese etki edecek sonuçları olan çok çaplı bir eylemin içindeydi. Bu yüzden de pek çok sağ politikacı bu çekiciliğe kapıldı.

Fethullah diğer tarikatlara benzemiyordu. Üstelik sahada onlarla da bir ilişki kurmaktan uzak durduğu gibi Erbakan’da onlar için düşman sayılırdı. Dolayısıyla 1997 de Erbakan’a karşı askerlerin giriştiği hareketi bile destekledi.

AKP’yi kuranlar, üzerinde ABD’nin çalıştığı kimselerdi. Bunlar yeri geldi ABD’ye çağrıldı. Yeri geldi politik olarak ortaya çıkmalarını sağlamak için bunlara yol gösterildi. Böylece bir proje partisi olarak doğan AKP küt diye daha ilk seçimde iktidar koltuğuna oturtuldu. AKP’nin yıldızının parlatılması için liberaller ve aydın geçinen pek çok çevre de işin içine sokularak destek olmaları sağlandı ve böylece ülkemizde yepyeni bir siyaset tarih sahnesine çıkarılmış oldu. AKP’nin; merkez sağ, bazı solcu bozmaları ve liberallerle iş tutmaları bir güzel ayarlandı ve iktidar yürüyüşü böylece başlatılmış oldu.

AKP iktidarı, süreç içinde devlet katında her anlamda örgütlenmiş olan Fehullahçıları yanlarında bulunca işler değişti. Kendilerine hem de iş bilen yeni bir kuvvet katılmış olur böylece de iktidar sürdürülebildiği kadar sürdürülebilirdi. Kimi zaman Fethullahçılara dikkat çeken bilgiler Milli Güvenlik Kurulu’nun önüne gelmedi değil geldi fakat hepsi de tek tek sümenaltı edildi. Aşağı yukarı Fetöcülerle Erdoğan bir 10 yıl canciğer kuzu sarması bir dönem yaşadılar. Devletin bütün olanakları ne istedilerse verilerek paylaşıldı. Erdoğan’ın ve bütün AKP’lilerin Fetö hakkında söylediklerini anımsamaya çalışsak öve öve bitiremediklerini görürüz.

Oyun çok güzel kurulmuştu. 15 Temmuz 2016 tarihine kadar akıllara durgunluk veren şeyler yaşandı. Yol ayrımına gelindiği için Recep Tayyip Erdoğan onlara “Ne istediniz de vermedik” diye seslense de sular bir daha durulmadı ve Fetöcüler kanlı bir darbeye kalkıştılar. Bugün AKP ve saray iktidarı onca acıya karşın bu darbeyi “Allahın bir lütfu” olarak değerlendirdi ve iktidarını buradan yürüyerek güçlendirme çabalarına girişti.

Tamam, Fetöcülerden ehlileştirilenler ehlileştiriliyor. Diğerleri her yerden temizleniyor ama bütün kurum ve kuruluşlar bu kez de başka tarikat ve cemaatlerle doldurularak görülmemiş yepyeni bir atılıma geçiliyor. Tarikat, cemaat, dini vakıf ve dernek ileri gelenlerine kapı ardına kadar açılıp Erdoğan onları ziyaret etmekle kalmıyor protokollerinde de ağırlamaktan çekinmiyor.

Son Uşşaki tarikatının rezaleti ve diğerlerinin tecavüz olayları bile iktidarca umursanmıyor. Erdoğan başta olmak üzere AKP’ler sözü edilen tarikatlarla öyle ya da böyle içli dışlılar. Bu yöntemiyle de ustası Erbakan’dan çok farklı değil. Bu yüzden de onların güçlenmeleri için iktidar desteği büyük. Dolayısı ile burada olup bitenlere baktığımız zaman sadece oy kaygısından bunların olduğunu düşünmek zor. Dolayısı ile iktidarın bu çevrelerle ideolojik bağları oldukça güçlü.

Bugün ülke ağır ekonomik bunalımlar yaşıyor. İktidar ülkeye siyaseten ve sosyal olarak gitgide daha ağır şeyler yaşatıyor.

Bütün bu yaşadıklarımızın altında tarikatlar, cemaatler, dini vakıf ve derneklerle girilen ideolojik ve yararcı bağlamda izlenen politikaların etkisi var.

Var da Erdoğan ve arkadaşları da sözü geçen kesimlerden çok da ayrı bir yerde durdukları söylenemez…
 


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA