turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DİNCİ YAPILANMALAR NASIL GÜÇ KAZANDI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

15 EYLÜL 2020

Yakın bir geçmişte demokratik kitle örgütlerinin bizim bildiğimiz adı dünyada estirilen havaya bağlı olarak Sivil Toplum Kuruluşları olarak anılmaya başlandığında biz sosyalistler o zaman da STK olarak anılmasının amacına işaret edip eleştirilerde bulunduk.

STK’ların çıkış merkezlerini her ne kadar anlatmaya çalıştıysak da sol ve sosyalist kesimlerin bir kısmı da hemen ağız değiştirip Demokratik Kitle Örgütleri denmesinden vazgeçip STK söylemiyle harekete geçip bu anlayışla da neo-liberal görüşleri pompaladıkça pompaladılar.

İş bu noktada da kalmadı.

Tarikatları, cemaatleri, dinci vakıf ve dernekleri de aynı havuzun içine atarak öyle bir kavram kargaşalığı yarattılar ki pek çok kimsenin aklı karıştı. Üstelik bu anlayışın arkasında daha çok da cemaat, tarikat, vakıf ve dinci derneklerin en büyük destekçisi iktidar olunca bu çevreler palazlandıkça palazlandılar.

Bu konuda kısa bir gezinti yaparsak sağ iktidarların oy kaygısı ile nasıl bu çevrelere yöneldiklerini ve onları destekleyerek güçlendirdiklerini açıkça gördük.

Çok partili döneme geçilince terazinin sağında yer alan Demokrat Parti İktidarı Menderes ve Celal Bayar’ın elinde dini istismar konusunda diyebiliriz ki neredeyse Cumhuriyet’in ilkelerinden biri olan Laikliği çiğneyip geçti ve sözü edilen dinci kuruluşlara da böylece kapı aralanmış oldu.

1961 Anayasası kısmi özgürlükler getirince bundan yararlanan sadece sol olmadı aynı zamanda da sağ büyük ölçüde yararlandı. 1960’lı yıllarda Fethullah Gülen tarikatı ile ilgili davalarda Gülenciler kendilerini tarikat değil, cemaat olarak göstererek yargı önünde pek çok kez yakayı sıyırdılar.
Dini eğitim veren İmam Hatipler 1970’lerin ortasından itibaren pıtrak gibi arka arkaya açıldılar ve sağ partilerin arka bahçesine dönüştüler. Birinci ve İkinci Milliyetçi Cephe Hükümetleri döneminde sürüsüne bereket bir sürü imam hatip okulları açıldı.
Yükselen devrimci mücadelenin önünü kesmek için yapılan 12 Eylül 1980 faşist darbesi bütün örgütleri kapatırken dinci örgütlere dokunmayarak önlerini açtı. Fethullahçılarla işbirliği yapan bu darbeci generallerdi. Eğitimde zorunlu din dersini bile eğitime 12 Eylülcüler soktular.

Bu tarikatları destekleyenler kimlerdi diye baktığımızda bu dinci yapıların emperyalist/ kapitalist dış desteklerinin ve yerli işbirlikçilerinin olduğunu görürüz.

Açıkça söylersek; Selefileri İngiltere; Gülen Cemaatini de AKP’yi bir proje partisi olarak kurduran ve iktidara gelmesini sağlayan ABD oldular.

Bugün çok eleştirilen Fetöcüleri devletin içine sokarak TSK’yı, Yargıyı ve Emniyeti onların emrine verenlerin kim olduğunu anlamaya çalışırsak kimin güçlendirip palazlandırdığını da anlamakta zorlanmayız. İkinci Cumhuriyetçi yetmez ama evet diyenlerin desteğiyle Erdoğan ve partisi AKP’nin olduğunu açıkça görürüz.

Görüldüğü gibi sağ iktidarlar tarikatsız, cemaatsiz, dini vakıf ve derneksiz yapamamaktadır. Bugün Fetöcüler tu kaka edilen bir cemaattir tamam da onların yerini başka başka tarikat, cemaat, dinci vakıf ve derneklerin aldığını da bütün gerçekliği ile biliriz.
Bugün sözü edilen bu dinci kuruluşları eğitime musallat eden iktidarın AKP ve saray iktidarı olmadığını kim söyleyebilir? Ki bu dinci yapılar bilineni 1 milyon bilinmeyeni 1,5-2 milyon arasında değişen çocuklarımız için çok büyük bir tehlike haline gelmişlerse sebebi bellidir.

Tarikatları, cemaat, dinci vakıf ve dernekleri kuran, destekleyen, büyüyüp gelişmelerini sağlayan AKP ve saray iktidarı ise bunları Adalet Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Milli Eğitim Bakanlığına ve öteki tüm bakanlıklara yerleştiren iktidardır, bu iktidar da AKP ve saray iktidarıdır.

Çocuklarımızın beynini yıkayanlar, onların ırzına geçenler, hak, hukuk, adalet tanımayanlar bu çevreler bu çevrelerin arkasındaki güçler de sağ iktidarlar ise bir an önce ülkenin sağ iktidarlardan kurtulması gerekmez mi?

Unutmayalım, sağ iktidarların olmadığı bir Türkiye ortamında bu çevrelerin gelişip semirmelerinin de ne olanağı vardır ne de ülkenin başına bela olabilirler.

Bizler de bunu bilir bunu söyleriz…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA