turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YAŞADIKLARIMIZ

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

21 EYLÜL 2020

Hepinizin bildiği gibi kamuoyunda şöyle bir kanı vardı. Ahmet Davutoğlu’nun partisi Gelecek Partisi bir gelişim göstermeyecek ama Ali Babacan’ın partisi DEVA Partisi daha şanslı.

Düşünüldüğü gibi gitmiyor işler. Deva yerinde sayar hatta erimeye bile başlarken Gelecek Partisi kendisinden söz ettirmeye başladı bile. Bunun böyle olmasında Davutoğlu’nun daha atak davranması ve “bir konuşursam sokağa çıkamazsınız” diyerek yaptığı konuşmaların da etkisi vardı ama bu etki de hiç kuşku yok ki bir yere kadar sürdürülebilir. Madem sözünü ettiğiniz kesimler siz konuştuğunuzda sokağa çıkamayacaklarsa çıkamasınlar neden konuşmuyorsunuz ki?

Deva Partisi’nin sesini sedasını duyan var mı yok. İnsanın aklına neden sesleri sedaları yok diye gelmiyor da değil. Yoksa çok büyük tehdit altındalar mı? Malum Türkiye’de işler bundan böyle bu zemin üstünden yürüyecek gibi göründüğü için sadece aklımıza geldi.

Konunun bir bölümü ile ilgili olarak İHD, 2015 seçimlerine ilişkin bazı açıklamalarda bulunarak 1 Haziran 9 Kasım arasında ülkemizde 602 kişinin yaşamını yitirdiğini, o süreçten sonra da AKP’nin ya doğru dürüst seçim kazanamadığına ya da olağan yöntemlerle seçim kazanıp iktidarda olmadığı değerlendirimini yapmış.

Yine Davutoğlu başbakanken 2015 yılında yapılacak seçimde propaganda için afişler hazırlanmış 3 gün sonra miting yapılacak olan Şırnak’ın her yeri bu afişlerle donatılmış. Bu afişlerde Davutoğlu bir savaş uçağının içinde resmedilmiş ve kendi savaş uçağımızı kendimiz yapacağız denilerek halkın karşısına çıkılmış. 2011 yılında Roboski’de savaş uçaklarının bombaladığı ve ölümüne sebep olduğu ailelerin duyarlılığı ise hiç akla bile getirilmemiş.

Yine dikkat edilirse AKP iktidarının ta o günlerden bu yana topluma vaat olarak milliyetçi şoven yaklaşımların dışında söyleyecek bir şeyleri de kalmamış.

Yapılan tartışmalarda erken veya 2023 yılında yapılacak olan seçimleri daha sık tartışmaya başladık. İktidar ne edip edip seçimleri kazanma hesabında. Bunun için çaba sarfediyor. Mecliste yeni bir seçim yasası getirilebileceği hatta her şeyin hazır olduğu söyleniyor. Ancak sahada yapılan anketler AKP için hiç de olumlu sinyaller vermiyor bu yüzden de iktidar sanıyoruz seçim için uygun ortamı kolluyor. Ancak bu arada ülkemizde dikkati çeken şeylerin yaşandığını da görmüyor değiliz.

Yozgat’ta tarım işçisi olarak Yozgat’a gelen Kürt yurttaşlarımızdan köy muhtarları 1000’er lira ayakbastı parası almaya kalkışıyor. İşçiler Yozgat’tan gitmek zorunda kalıyorlar. Afyon Dinar’da inşaatta çalışmak için gelen Kürt işçiler silahlı saldırıya uğruyor 1 kişi yaşamını yitiriyor. Yine pek çok yerde tarım işçisi olarak çalışmak isteyen Kürt yurttaşlarımıza saldırılar söz konusu. Sizin anlayacağınız AKP ve saray iktidarı tıpkı Haziran-Kasım 2015 tarihinde iktidarın yaşattığı korku ortamından daha beter bir korku ortamının yaratılması için çaba içinde.

Yurttaşlar bugün anayasal haklarını bile kullanamıyorlar. Şu ya da bu şekilde kendilerini uğradıkları haksızlıklar nedeniyle basın açıklaması yapmaya kalkışanlar bile tutuklanıp içeri gönderiliyor. Kimi yurttaşlar sürgün tehdidiyle bile karşı karşıya kalıyor. Bütün bunlar da gösteriyor ki erken ya da zamanında yapılacak bir seçime doğru Türkiye ortamında iktidar çok daha sertleşerek karşılık veriyor ve bu da seçimlerin ne denli sertlik içinde geçeceği, yurttaşların yıldırılması için ne büyük bir korku havası yaratılacağı açık açık kafalara yerleştirilmek isteniyor.

Bir de şu cübbeli Ahmet’in yaptığı açıklamalar var. 2000’e yakın Selefi dernek bir iç savaş için silahlanıyormuş. Tamam, iyi de böyle bir açıklama sonrası nasıl oluyor da herhangi bir Cumhuriyet Savcısı harekete geçip Cübbeliye ‘bu nedir’ diye sormuyor?

Sonuç olarak AKP artık halkın seçimi ile iktidarda kalamayacağını bildiği için daha çok korku ortamı yaratmaya çalışıyor.

Ancak tarihte hiçbir iktidar korku ortamı yaratarak faşizan baskılarlarla iktidarda kalamayacağını da sanırız yeterince kavramamış görünüyor. Bu yüzden de iktidarın aklına sadece ama sadece baskı, yıldırma yöntemleri dışında bir şey gelmiyor.

Kısacası bu iktidar bir gün iktidardan düşmekten çok korkuyor çok…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA