turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


YAŞASIN YOKSULLUK!

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 EKİM 2020

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Saray’da düzenlenen “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” töreninde konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasını dinlediğiniz zaman neyin ne olduğunu anlamakta asla zorlanmıyorsunuz.

Çünkü konuşmasında Diyanet’e öyle görevler yüklemiş ki Osmanlı’nın Şeyhülislam’ı yanında devede tüy bile kalmıyor. 15 Temmuz Fetöcü kalkışmaya karşı diyanet hep ön saflarda savaşmış. Doğru mu diye soruyorsanız en küçük bir doğru yanı yok.

Yok, çünkü Fetöcülerin borusunun öttüğü günler Diyanet’in Fethullah’a nasıl baktığını ve onlara her alanda nasıl görevler verdiğini hemen hemen bilmeyenimiz yok. Özetle Diyanetin o günkü durumu tıpkı adlarını sanların çok iyi bildiğimiz siyasilerin Fethullah’a nasıl övgü düzmüşlerse Diyanetin görevi de işi de buydu bence. Şimdi Fetöcüler gitmiş yerine metöcüler gelmiş hemen hepsi de Diyanet’in kanatlarının altında ortalıkta cirit atıyorlar.

Sonra efendim Diyanet, sapkınlıklarla sonuna kadar mücadele etmiş.

Bence bu da doğru değil.

Çünkü Diyanet’in yayınladığı kitaplara baktığınız zaman ne demek istediğimi kesinlikle anlamakta zorlanmayacaksınız.

Peki, Erdoğan’ın şu sözlerine ne buyurursunuz?

“Dünya tarlasına iyilik eken ahiret haşatına iyilik toplamaya devam eder. Bu hayatın albenisine kendisini kaptıran insan, dünyasını da ahiretini de kaybeder. Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir.”

Yukarıdaki sözleri işitince insanın kafasının tasının atmaması olası mı?

Bir Cumhurbaşkanı nasıl olur da halka yoksulluğu hem de din adı altında övüp göklere çıkarır ve yurttaşa sabretmeyi ve müminin acıyı bal eylemesini öğütler?

Gerçi aynı şeyi Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ta yapmış, yoksullara yerindiğini, öte dünya da onlara aşağıdan gıpta ile bakılacağını söylemişti ama elin adamı durur mu Diyanet İşleri Başkanı’na öyleyse sende milyonluk arabaya binme deyip çıkmıştı.

Hani artık her şey bence zıvanadan çıkmıştır. Pek çokları gibi Recep Tayyip Erdoğan’ın yoksulluktan gelme biri olduğunu bilmesek bu tür konuşmalarını bir yere bağlayacağız da bildiğimiz için değerlendirme yaparken çok zorlanıyoruz doğrusu. Öyle ya bu sözleri eden hiç değil yoksul olmasa da bir kararda yaşamayı seçmez miydi? Seçip seçmediğini anlamak istiyorsanız bilmediğimiz şeyleri bir yana bırakalım niye 80 bin lira maaş alırdı değil mi?

Sözü geçen kişinin her gereksinimi devlet tarafından karşılanmıyor mu?

Üstelik de bugün oturduğu sarayın günlük masrafı niye 30 milyon acaba?

Daha neler neler. Korona virüsle mücadele ederken bir de Karadeniz’de doğal gaz bulmuşuz ya, salgın günlerinde milletimize umut vermenin yanında büyük keşifler de umudumuzu arttırmış ya.

Bekleyip göreceğiz öyle miymiş yoksa altı boş mu çıkacak.

“Ayasofya’nın ibadete açılması, 86 yıllık mücadelenin en tatlı meyvesidir. Ayasofya kararıyla Türkiye, iradesini vurulan bir prangadan kurtulmuştur.”

Ayasofya’nın cami yapılması ile ilgili de bu sözleri söylemiş Sayın Erdoğan. İlginçtir, tam bu sözleri söylediği sırada Biden’da demez mi “Ayasofya’yı yine eski haline getirin, herkesin ziyaretine açın” diye. Sanki Türkiye’nin iradesi camiden ibaret. Orası ibadet yeri varken, müze olarak işlev görürken Türkiye’nin nasıl olmuş da iradesine pranga vurulmuş oluyor?

Ne diyeyim ki Türkiye’ye dini ve hak özgürlükler konusunda örnek bir tavır nasıl sergiliyormuş acaba? Eğer ülkemizde laikliğin L’si bile yoksa hak ve özgürlükler ayaklar altındayken ülkemizde nasıl uygulanıyormuş bu özgürlükler kim çıkıp da iki çift söz edebilir bu konuda?

Sonra Batı ülkelerinde, ırkçılık, ayrımcılık, İslam düşmanlığı varmış. Hoş bu konuda kapitalist sistem zaten bu tür düşünceleri yeri geldiğinde hep kullanagelmiştir fakat peki, bizdeki ırkçılık, ayrımcılık ve başka inançlara hem de yüz misli gösterilmeyen hoşgörü ne olacak?

Bizler ırkçılığın ne olduğunu, bugün dünyanın her tarafında İslam anlayışının olay ve olguları nasıl değerlendirdiğini, kapitalist sistemin faşist anlayışının nasıl geniş halk yığınlarının tepesine bir heyula gibi çöktüğünü iyi biliriz. Biliriz de Bizim bildiğimiz ve yaşadığımız onca şeylerin Batı’da hem de yüz misli varmış gibi konuşulması da neyin nesidir?

Türkiye’de sizler değil misiniz Türk Tabipler Birliği Korona virüs nedeniyle doğruları açıkladı diye başına çorap örmeye kalkışan?

Son sözümüz şudur:

Önce 18 yıl içinde ülkeyi nasıl yoksullaştırdığınızı bir açıklayın isterseniz, sonra yoksulluğa övgü mü düzeceksiniz, yoksa yoksullar öldüklerinde Allah katında en sevgili kullar olarak cennete mi gider diyeceksiniz anlayalım.

Anlayalım da koskoca Türkiye halkını aptal yerine koyarak nereye varmak istediğinizi bilelim…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA