turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İNANMAK OLASI MI?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

11 EKİM 2020

Demek ki bir iktidar ülkede neyi ne kadar yapıyorsa değil de yapamadıklarını yapmış gibi göstermeye kalkmasıyla kendisini ele veriyor ne yazık ki.

Çeşitli konulara değinen Recep Tayyip Erdoğan bakın Katar’da yayınlanan bir gazeteye nasıl demeçler vermiş:

“Türkiye olarak sadece vatandaşlarımızın sağlığını düşünmekle kalmadık, hiçbir ayrım gözetmeksizin 150’den fazla ülkeye tıbbi malzeme desteğinde bulunduk.”

Dışarıya gönderilen maskeler oralarda nasıl karşılandı hemen hepimiz biliyoruz.

Ne alaylı sözler okuyup ne alaylı sözler işittik.

Keşke söylenildiği gibi yabancı ülkelere de korona virüs nedeniyle sağlık malzemeleri yardımı yapılabilseydi. Keşke yapılan malzemeler alaya alınmayıp teşekkürle karşılansaydı. Ancak hiç öyle olmadı ne yazık ki…

İçerde ise durumlar daha da kötüydü. Yurttaşlara bir maske bile verilemedi. Sonra bakıldı görüldü ki içinden çıkılamıyor. Maske yurttaşlar tarafından kendi paralarıyla alınacak denilip çıkıldı işin içinden. Birçok hastaneye gerekli ilaç ve sağlık malzemeleri gönderilemedi, her anlamda sıkıntılar arttıkça arttı. Verilemeyen hizmetler sonrasında ise bunun bedelini hem yurttaşlar yaşamlarıyla öderken hem de sağlık çalışanları yaşamlarıyla ödediler. Sağlıkçılar için verilen sözlerin ise hiçbiri yerine getirilemedi. Bu eksiklikleri dile getiren sağlık personeli ise çeşitli yaptırımlarla karşılaştı. 150’ye yakın ülkeye tıbbi malzeme desteğinde bulunmuşuz ya tam olarak nedir bilinmiyor fakat sonuç ne yazık ki ayran tahterevalli hesabı oldu.

Recep Tayyip Erdoğan devam ediyor:

“Salgın döneminde hem sağlık altyapısı hem sağlık sistemi hem de geliştirilen teşhis ve tedavi protokolleriyle takdir edilen bir farklılık ortaya koyduk.”

Vallahi insanın dilini ısırmaması olası değil. Meğer ülkemizde neler neler yapılmış da bizler habersiziz niyeyse. Verilen hizmetlerden tutun da bu salgının yaşandığı ülkemizde denilebilir ki iktidar resmen sınıfta kalmış, yardım dağıtılırken bile yandaşları gözetmekten çekinilmemiştir. Belediyelerin yardım yapmasının önünü ise merkezi iktidar kesmek istemiş, hatta bu nedenle belediyeye verilen bağışlara bile el konulmuştur. Korona virüs salgını ile ilgili açıklamalar bile bir süre sonra doğru olmadığı belirlenmiş. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca hasta-vaka tarifi yaparken ne söyleyeceğini bile şaşırmıştır. Sonra bir de bakılmış görülmüştür ki bazı bilgilerin açıklanması meğer ulusal çıkarlarımız açısından zararlıymış.

Oysa birçok kimse nelere inandırılmıştı nelere. Kimisi Sağlık Bakanı’nın çok çalışıp çok yorulduğuna inanıyordu, kimisi ise Bilim Kurulu olarak adlandırılan kurumun iyi işler becerdiğine. Tanı, tedavi hepsi hepsi boşa çıktı. Şapka düştü kel göründü görünmesine de uzun süre gerçeklerden uzak yaşadık. Türk Tabipler Birliği’nin ve diğer Sağlık örgütlerinin çabası da olmasaydı koskoca ülke yalan yanlış bilgileri kabullenip oturacaktı.

Erdoğan devam ediyor:

“Türkiye, son 18 yılda güçlendirdiğimiz sağlık sistemiyle salgını en rahat karşılayan ülkelerden biri oldu.”

18 yıl içinde sağlık sistemi güçlendirilmiş meğer. Paralı hale dönüştürülen hizmetten kimse söz etmese de tedavi için sağlık kurumlarına giden hastalar zaten biliyor gerçeği. Sonra sağlık sistemi güçlendirilmiştir denilmesine bakmayın siz, güçlenen bizce sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesi ve özel hastanelerin korunup kollanmasından ibaret. Recep Tayyip Erdoğan’ın rüyası olan şehir hastanelerine ulaşmak ayrı bir dert tamam da bu hastanelere harcanan para ne kadar bilen var mı? Sonra bu paraları kim ödüyor Recep Tayyip Erdoğan mı acaba?

Tam Gün Yasası neye yaradı. Niye sağlıkta taşeronlaşma alıp başını gitti? Özelleştirmeler nedeniyle ağır koşullarda çalışan sağlık personelinin durumu nedir biri çıkıp da açıklayabilir mi?
Evet, sağlık çalışanları yine de üstlerine binen yükün altında kalmadılar fakat bunun nedeni AKP ve saray iktidarı değildir. Bunun nedeni ülkemizdeki sağlık sisteminin geçmişte iyi bir örgütlenme içinde olduğu, sosyal devlet anlayışına göre şekillendirildiği içindir. Eğer AKP ve saray iktidarının sağlık anlayışı ile sınırlı olsaydı bugünkü geldiğimiz nokta ABD’ye bin basar, halkımız hizmet mizmet alamaz sapır sapır dökülürdü yeminle.

Erdoğan’ın söylediği sözlere devam edelim:

“Salgına karşı aldığımız sağlık tedbirlerinin yanında her kesimden vatandaşımızı bu süreçte ekonomik ve sosyal açıdan da güvence altına alan ve dünyaya örnek olan uygulamaları hayata geçirdik.”

Sahi salgın sırasında ekonomik güvence altına alınan kimlerdir? Madem alınmışsa nasıl olmuştur da bugün yurttaşlar salgının da etkisiyle ekonomik yıkımla boğuşup durmakta, neden işinden, gücünden ve aşından ekmeğinden olmaktadır soramaz mıyız? Peki, durum buysa sizin güvence dediğiniz şey neyin nesidir o zaman?

Hani bir Ekonomik İstikrar Paketi uydurmuştunuz ya bu paketin ne olup olmadığını yurttaşlar yaşayarak gördüler. Neymiş efendim; paketin çok büyük kısmı DİSK’in açıklamalarına göre yüzde 96’sı kredi ve borç ötelemelerinden oluşurken ancak yüzde 4’ü nakdi yardımdan oluşuyorsa bu nasıl bir yardım, nasıl bir güvence, nasıl dünyaya örnek olunabiliyor?

Salgın nedeniyle çalışamayanlara ne oldu? İktidar kendi yandaşları olan müzisyenlere olanak yaratıp 30 milyon harcama yapıldığı basında yer alırken, işini yapıp ekmek parası kazanamayan müzisyenler arasında intihar ettikleri açıklanan çok sayıda insan var. Esnaf vergi borçlarını ödeyemiyor. Aldığı kredileri ödeyemez durumda. Salt bu yüzden kepenk indiren esnaf sayısını açıklayabiliyorsa buyursun iktidar açıklasın.

Salgın döneminde çalışan daha sonra işten çıkarılan işçiler günde 39.24 İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 1177 lira aylık ancak alabiliyor. Bu mudur, ekonomik ve sosyal güvenceleri yaşama geçirmek? Bu durumda nasıl olmaktadır da bir ülkenin Cumhurbaşkanı koltuğunda oturan bir kişi kalkar da Katar’da yayınlanan bir gazeteye her şeyin ülkemizde güllük gülistanlık olduğunu açıklayabilir? Dolar artışı ile yıkılan yığınları, onların düşen alım gücünü de mi görmez, göremez?

Boş verin demek en iyisi. ‘Biz Bize Yeteriz TÜRKİYE’M’ kampanyası açarak İBAN numarası verip halktan kim para topladı? Sonra bu yöntemi izleyen Kızılay’dan tutun da daha başka AKP ve saray iktidarının yandaş yardım kuruluşları halkın hangi sorunlarını çözdü?

Herkese şu kadar para verildi açıklamasında bulunacak kadar göz boyayıcılığına kalkan AKP ileri gelenleri Aile ve Sosyal İşler Bakanlığı’ndan açıklanan yardımla ilgili olarak kayıtlı AKP yandaşlarını niye halkın tamamına veriliyormuş izlenimi yaratan açıklama yapmak zorunda kaldılar.

Son söz; demek ki neymiş, yalan söylene söylene gerçeğe dönüşmüyormuş.

Bizler de bu işle görevliyiz.

Halkımıza yalanın yalan olduğunu anlatmak boynumuzun borcudur o kadar…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA