turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


İSTANBUL İÇİN UYARI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

02 KASIM 2020

Ne zaman yurdun bir köşesinde bir deprem olsa hepimizin aklını başından alacak olan olası bir İstanbul depremi geliyor aklımıza. İzmir depremini yaşarken bile İstanbul’da olası depremi aklımızdan çıkaramıyoruz.

Neden mi?

İzmir’de deprem sonrası yaşadıklarımız acımız büyük olsa da minik bir deprem sayılır çünkü.

Bu yüzden de İstanbul’da yaşanacak deprem aslında bize sorarsanız bize kıyametimizi anımsatıyor.

Bütün bu bilgilere karşın İstanbul için oh nihayet dediğimiz bir önlem alınabilmiş mi? Alınmamış, aksine alınmadığı gibi 1999 depremi sonrası deprem toplanma yerleri bile rant uğruna kapanın elinde kalmış. Kentsel dönüşüm denile denile para kazanma hırsının ötesine geçen bir şey yok ortada. Uzatmayalım işte bu yüzden İstanbul korkunç geleceğini yazgıya çevirip sadece bekliyor ne yazık ki. Yetkililer ise bambaşka hava içindeler. Nereden ne para gelir hesabının ötesine geçen bir düşünceleri yok. İşte bu yüzden Kanal İstanbul Projesi önem taşıyor fakat olası bir depremde yok olup gidecek hayatların da yıkılacak binaların da kimse derdinde bile değil desek abartmış olmayız.

İstanbul’da en iyimser durumda bile neler yaşanır biliyor muyuz acaba?

Konu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Boğaziçi Üniversitesi ortak bir rapor hazırlamış. Hazırlanan bu raporda 15 olası sonuçları olacak olan bir olabilirlik üzerinde durulmuş. Bu olasılıktan birisi şöyle: 7.5 büyüklüğünde bir deprem olursa binaların yüzde 57,5’nin zarar görmeyeceği, 25.9’unun hafif hasarla depremi atlatacağı, 12,6’sının orta, yüzde 2.9’unun ağır, 1.2’sinin ise çok ağır hasar göreceği belirtilmiş.

İstanbul'da var olan binalar yukarıdaki yüzdelere göre ele alındığında yaklaşık 195 bin bina depremden zarar görecek. Bu sayıdan 48 bini ağır ya da çok ağır hasara uğrayacak 14 bin binada ise kaçınılmaz bir son yaşanacak. Yani bu kadar bina içinde yaşayan yurttaşlarımız için mezara dönüşme tehlikesi taşıyor.

Peki, bırakalım hemen depremden sonra ortaya çıkan tehlikeleri harabeye dönmüş İstanbul’da belki de yıllarca enkaz taşıma işiyle uğraşılacaktır. Yaşamını yitiren binlerce insanımızın olduğuna bir akıl yoralım isterseniz. Hiç acının ve yaşananların nasıl bir şey olacağını hayal edebiliyor musunuz?

Karşılaştığımız ölü ve yaralı sayısı, sizlere neyi düşündürüyor? Hastanelerin durumu ve yaralılara yapılacak müdahale nasıl olur var mı bir düşünceniz? İster olsun, ister olmasın ama konu düşünüldüğünde yetkililerin uykularının kaçması gerekmiyor mu? Bu durumda yetkililer her şeyin önüne alınması gereken tedbirleri sanki hiç mi bilmiyorlar? Biliyorlarsa niye onlar için rant önceliği söz konusu da sağlam bir kentsel dönüşüm için şimdiye kadar harıl harıl çalışılmadı da Allah bilir kabilinden düşünülmekle yetinildi? Niye vurgun düzeni olan bu sistemde herkes cebini doldurmakla meşgul olabiliyor da İstanbul’da yaşanacak felaketi kimsenin dert ettiği yok. Deprem sonrası acıları ve yıkımı bir an düşünmeyelim ne kadar insan günlerce sokakta kalacak? Bu sayının 2 -3 milyon arasında olacağını biliyor muyuz? Ya peki ekonomik olarak neredeyse bütün Türkiye’ye bedel bir İstanbul’da yıkım sonrası ekonomi çökmeyecek mi? Çökecek. Hem de Bolu’dan başlayıp Tekirdağ’a kadar aynı son bekliyorken daha ne söyleyebiliriz ki?

Sonra iktidar, çifte yollar yaptık, köprüsüydü, tüneliydi, şehir hastaneleriydi falan desin dursun bir işe yarar mı, yaramaz. İktidarın dünden bugüne inşaat şirketlerine teslim olmuş olması ve varlığını beton yığınına bağlamış olmasının bir değeri var mı?

Bence o da yok.

Süresi az bir iktidarla karşı karşıyayız tamam da hemen yarın ilk adım deprem gerçeği ile hareket etmeyen kim olursa olsun bir iktidarın ülke için ne bir yararı olacağını düşünebiliriz ne de böylesi iktidarları işbaşında tutmanın bir faydası olacaktır.

Eğer hesap yapılacaksa ki yapılmalı ve bu gerçek üzerinden bir değil beş yüz kez düşünülmelidir ama AKP ve saray iktidarının ise bu taraklarda bezi olmadığı zaten bilinmeyen bir şey değil.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA