turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


PARA PADİŞAHSA YÜREK DE BİZİM

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

06 KASIM 2020

Diyanet İşleri Başkanlığı Bediüzaman Saidi Nursi’nin ‘Hastalar Risalesi’ isimli bir kitapçığını basmış ve parasız dağıtmaktadır.

Önce şunu anımsatalım.

Diyanet İşleri Başkanlığı her ne kadar bu özelliğini yitirmişse de Cumhuriyet’in bir kurumu olup Saidi Nursi gibi Cumhuriyet ve laiklik düşmanı birisinin kitapçığını basabiliyorsa oturup düşünmemiz ve Diyanet’e bizim gibi insanların verdiği vergilerden niye dudak uçuklatacak bütçe ayrılıyor diye sormamız gerekiyor elbette.

Diğer yanı ise kitapçığın adından da anlaşıldığı üzere ‘Hastalar Risalesi’ Bu kitapçıkta yazılanlarla hastalar huzur buluyor ya da ne bileyim tedavi oluyorlarsa böyle bir safsatanın ülkeye ve insanlarımıza ne yararı vardır ve de insanlar böyle bir safsata ile uyutulduğunda bu kitapçığı basanlar nasıl bir çıkar elde etmektedirler?

Bilimi hiçe sayarcasına üstelik de kendisini iyi bildiğimiz Saidi Nursi’nin reklamına girişen Diyanet’in içinde bulunduğu gafleti de ülkemizin bütün insanlarının dikkatine sunmak isteriz. İsteriz ki kimse safsata ile kandırılıp uyutulmasın.

İnsanlık tarihi sınıf savaşları tarihidir.

Sınıf savaşları kimi zaman farklı görüntüler altında da olsa kesintisiz devam etmiştir, bugün de etmektedir. Bu yüzden de inançların bugün pek çok şeyin içinde olması es geçilecek bir şey değildir. Öyle ya bugün hangi taşı kaldırsanız inançla ilgili bir şeyler çıkıyor karşımıza. Yoksullukla ilgili bir şey mi söylediniz birileri hemen sizi hizaya getirmeye çalışıyor ve zenginliğin de yoksulluğun da Allah’tan geldiğini söyleyip çıkıyor işin içinden. Sosyalistlerin yaklaşımı ise belli. Yoksulluğun nedeni sistemdir deniliyor ve burjuva toplumunda kim kimdir, kimi nasıl sömürmektedir açıkça dile getirildiği için dünün inançsız burjuvaları birer dindar olup çıkıyorlar karşımıza.

Dahası kendisine yönelecek bir mücadelenin başarısız olması için dinin sopasına öyle bir sarılıyorlar ki onların elinden yoksulları Allah adına sopalamaktan kurtarabilecek olanlara aşk olsun.

Üstelik bu kesimler öyle azıttılar ki deprem mi olmuş, bir bilimci çıkıp depremin nasıl olduğunu mu anlatıyor her yerden çıkan bu dinci kesimler bilimcilere höst çekip had bile bildirmeye kalkışıyorlarsa oturup düşünülmesi gerekir.

Öyle ya deprem Allah tarafından geliyorsa, depremde yaşamlarını yitirenlerin alın yazısı da Allah tarafından çizildiğine göre kimse kalkıp da evler çürüktü, deprem vergileri nereye gitti, niye deprem konutları yapılmıyor diye de sormasın istendiğinden birilerinin inancı başkalarının eceli oluyorsa eğer kalkıp dikiliriz bizler de öylelerinin tepesine.

Bilim, insanların gözlerini açıyor. Bu yüzden de doğadan gelen afetlere karşı insanlarda tedbirlerini alıyor. İnsanlık dünden bugüne pek çok şeyi öğrenip doğacak tehlikelerin pek çoğunu da geride bıraktı. Kimse durup dururken tedbiri elden bırakıp yaşamını riske atmıyor. Kimse ölüm nasıl olsa Allah’tan geliyor diye fireni bozuk arabaya binmiyor.

Her şey Allah’tan geliyor diyenler bir de bakmışsınız ki kendilerini doktorlara emanet etmişler. Bu tür insanların içinde kaç kez korona testi yaptıranlar vardır kim bilir? Bu yüzden ecel geldiyse diyerek oturup Azrail bekleyen kaç kişi tanıyorsunuz çevrenizde? Ama iş konuşmaya gelince bunlar mangalda kül bırakmıyorlar attıkça atıyorlar. Yalanın sunturlusunu söylemekten an bile geri durdukları yok.

Bu gibi kimseler kendilerine gelince her türlü tedbiri alırlar ama maden ocağında halkın çocukları mı sapır sapır döküldü kalkıp acı içinde kıvranan ailelere sabır dileyip seslerini çıkarmamalarını öğütlerler de kendilerini her zaman bu öğütlerin dışında tutarlar.

Ekonomi ekonomi deyip duruyoruz niye? Niye olacak işlerin iyi gitmesi herkesi ilgilendiriyor. Birileri daha çok kazanmak istiyor, birileri ise aç kalmamak için uğraşıyor. İnsanoğlunun yaşamak için gereksinimlerini gidermesi gerekiyor. Eğer birileri her şeye el koyup yalayıp yutuyorsa kalanlara da avucunu yalamak düştüğü için onların kandırılması ve seslerini çıkarmayıp kuz kuzu oturmaları gerekiyor ki birilerinin ballı börekli düzenleri bozulmasın.

Bozulmasın ki sürgit bu alemin zalimleri de, her şeyi ellerinde bulunduran erk sahipleri de kendileri olsun. Bu yüzden de sınıf mücadelesine kalkışanlara karşı inançları kullanıyorlar.

Çünkü inanç aynı zamanda da hiç ses çıkarmamayı ve şükretmeyi salık veriyor.

Dolayısıyla bizler de iğrençlikleri din adına yutturmaya kalkanlara dur demek istiyoruz.

Durduracağız da…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA