turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP VE SARAY İKTİDARI NE VAAT EDİYOR?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

24 KASIM 2020

Küresel güçler hiçbir zaman dünyada olup bitenler karşısında elini kolunu bağlayıp oturmuş değil. Türkiye’de yaşananlar için de durumun değişmeyeceği, küresel güçlerin her şeye el atacakları bir gerçek. Ancak onların el atmalarından çok bunlara kapı aralayanların kimler olduğunu da iyi bilmek gerekiyor. AKP ve saray iktidarı küresel güçlere öyle bel bağlayan politikalar izledi ki sonunda da her alanda dımdızlak ortada kaldı desek abartmış olmayız. Çünkü olup bitenler eşyanın doğası gereğidir. Bu nedenle de saray iktidarının başarısızlığı peş peşe geldi. Küresel güçler askeri-siyasi konularda iktidarı zor duruma soktular. Ekonomik konularda ise hem istediklerini elde ettiler he de kazançlı çıktılar. Sürekli artan işsizlik, enflasyon, dövizin yükselişi peşpeşe geldi. Biden’ın seçilmesinin yarattığı rahatsızlık da cabası.

İktidarın sizce iki sözünden birisi niye “yerli ve milli” sözleridir? İktidarın izlediği hangi politikaların sonuçları “yerli ve milli” olarak kendini göstermiştir de bu sözlerin sanki bir kıymeti harbiyesi varmış gibi yinelenir durur? ‘Büyük Türkiye’ siyaseti hiç dillerden düşürülmedi, düşürülmeyecek de. Buradan doğan işin çatışma noktalarına kadar varmasından elde edilen nedir? Ya da var mıdır bir kazancı? İşte kazancı olmadığı için iktidar bu politikasından vazgeçecek değildir fakat bu politikalarını daha dolaylı ve daha yumuşak bir şekilde sürdürmekten de vazgeçmeyecektir.

Erdoğan’ın sık sık sertleşmesi sonra yumuşaması arkasından yeniden sertleşmesi şimdilerde niye dolaylı ve yumuşak bir yol izlemeyi gerektirmiştir? Erdoğan’ın politikalarına ayar mı verilmeye kalkışılmıştır? Bu yüzden mi frene basılıp U dönüşü yapmak gereği duyulmuştur? Kendisinin ve kendi adına konuşan sözcülerinin son zamanlardaki konuşmalarını nasıl anlamalıyız?

Bülent Arınç’ın bu sistem içinde yeri ve görevi nedir? Etki alanı ne kadardır neyle sınırlıdır? Erdoğan’ın söylemlerinden çıkardığımız kadarıyla Doğu’ya ve Batı’ya sırtımız dönme lüksümüz yokmuş nihayet bunu öğrenmiş bulunuyoruz. Bu durumda bu iktidarın aklında yerleşik olan fetih politikaları sizleri kahkaha ile güldürmedi mi?

Asla yayılımcı ve müdahaleci bir anlayış içinde olmadık benzeri açıklamalar yapan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın da tıpkı Recep Tayyip Erdoğan gibi yönünü Avrupa Birliği’ne dönmüş olması neyin alametidir? İçerde gerginliğe ve kavgaya son verileceği izlenimi ediniyor musunuz? Dışarda hangi ayarlara dönülmek isteniyor da direksiyon Avrupa’ya kırılmıştır?

Erdoğan’ı hangi durumlar bu kadar bunaltmış olmalı ki ‘tek adam’ olma rüyasında vazgeçmiş görünüyor? Erdoğan ki İhvancı halleriyle bilinen ve İslam dünyasında da bu politikalarla adından söz ettireceğini düşünmesinden ve onu yavaş yavaş uzağa düşüren gelişmeler nelerdir dersiniz? Bütün bu rüyalardan vazgeçilmesi makas değişikliğini gerektiriyorsa ki öyledir bunun bu iktidarca yaşama geçirilmesinin olanağı var mı?
2019 Temmuz’unda ihvancı Serrac İstanbul’da ağırlanıp onunla çeşitli konular konuşulmadı mı? Konuşulanların içinde BM’nin ambargosuna karşın silah satışı anlaşması yapıldığı yolunda iddialar yok muydu? İHA ve SİHA’lar konusu ile Ethem Sancak’ın askeri araçlarının gönderilmesi nasıl sağlanacak? Uluslararası kamuoyunda, bu anlaşmaların altından nasıl kalkılacak? Ya da yine BM raporuna göre el Kaide artıklarının çöplüğüne dönüşen, Suriye, İdlib’den Libya’ya ve yakın dönemde Azerbaycan’a gönderilen cihatçılar ne olacak? Bunların bir yanıtı var mı?

Şu an ülkemizde olağan koşulların uygulanmadığı zorun öne geçtiği bir uygulama var ülke içinde. Eğer bu iktidar herkesi susturamayacaksa, astığım astık kestiğim kestik bir uygulamayı gözü kara bir şekilde sürdüremeyecekse nasıl olacak da iktidarını sürdürebilecek?

Yani ılımlı bir ortama geçilecekse, Süleyman Soylulara ne olacak? Soylu gibilere duyulacak gereksinim ne olacak? Her fırsatta terör tamtamları çalarak durumu idare etmeye çalışanların ahvali ne olacak?

Evet, iktidar bir şeyler söylüyor. Ortaya çıkanlara baktığımız zaman kimsenin söylenenlere inanması olası gözükmüyor. Açlıktan, mutsuzluktan yaşamlarına son verenleri unuttuk mu? Şimdi her konuda gerçeklerin görülmesini engellemek için makyaj uygulamalardan dem vuruluyor, ancak AKP ve saray iktidarının bu yeni politikalarıyla kimler kanıp yeniden AKP ve saray halkasının çevresinde gelip duracak ve halkalanacaklar? Kısacası bunların hiçbiri olmayacak, AKP ve saray iktidarı da iktidarda kaldığı sürece bildiğini okuyacak. Bizim gördüğümüz budur. Ortada da aydınlık falan yoktur…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA