turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP VE SARAY İKTİDARI SERT DEĞİL, SALDIRGAN POLİTİKALAR İZLİYOR

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 ARALIK 2020

Recep Tayyip Erdoğan ülke ne yaşarsa yaşasın, ekonomi ne duruma düşmüş olursa olsun, hak ve özgürlükler ne kadar ayaklar altına alınırsa alınsın bunların hiçbirisi ile ilgisi yokmuş gibi davranarak sürekli CHP üzerinden bir algı yaratmaya çalışıyor. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP’nin milletvekilleri hatta il ve ilçe başkanları bile ağır eleştirilerle ve tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Olmadı tehditler mafyaya havale ediliyor. Çünkü iktidarın pili bittiği için başka bir şey konuşulmasın bütün suçlamalar büyük ölçüde CHP rakip olarak görüldüğü için CHP’nin sırtına Yüklenilsin isteniyor.

Suçlamalar iktidar ve ikinci büyük parti arasında yüksek tansiyonlu bir tartışmayı çoktan aşmış bulunuyor. Çubuk’ta Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişimi öyle yenilir yutulur cinsten değil. Sonra Kılıçdaroğlu’na Alaattin Çakıcı’nın tehditleri ve bu konuda Çakıcı’yı sahiplenen bir iktidar var. İmamoğlu hakkında soruşturma başlatılmış durumda. Canan Kaftancıoğlu’na yönelik cezai sonuçları olacağını düşündüğümüz gelişmelerde ayrı bir sorun olarak kapıda. Belki de olası bir erken seçimde tüm bunlar dibine kadar kullanılacaktır bilemiyoruz. Bütün bunlar da gösteriyor ki iktidarın izlediği politika sert tartışmaların bile çok ötesinde sayılır artık.

Bu gelişmelerle artık Türkiye başka tehlikeli bir kanala sokulmak isteniyor. Bütün bu gelişmeler karşısında saldırganlıklar doludizgin hız kesmeden devam ettiriliyor. İktidarın sözüm ona gazetecileri ve köşe yazarları komplo üstüne komplo üretmekle kalmıyorlar her biri hedef saptamış bastırdıkça bastırıyorlar. Güvenlik konusu iktidarın elinde çoktan işlersiz hale getirilmiş. Herkes kendisini güvende hissetmez durumda.

Ortaya daha öncede yazımızda belirttiğimiz gibi suikastlar yapılacağı iddiaları döküldü. İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu’na suikast yapılacağı ileri sürüldüyse de İçişleri Bakanı çıkıp sonrasında böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Gerekli araştırmaları yapmaları gerekirken suçlu sanki Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu imiş gibi davranıldı. Kılıçdaroğlu’nun dinleniyorum demesini başkalarının iddiaları izledi fakat bu konuda da Süleyman soylu çıkıp iddiayı “iftira ve büftan” olarak niteledi. Yani iktidarın gözünde çeteler masum, mağdurlar ise suçlu gibi gösterilmeye kalkışıldı. İddialar basite alınamazdı ama iktidar soruşturmayı bile gereksiz görerek yine suçu muhalefetin üzerine yıkmaya kalkıştı.

Bütün oklar CHP’nin üzerine çevrilmiş durumda. Her türlü tehlikeye karşı CHP uğraşmak zorunda kalıyor. Oysa daha dün üzerine gidilen İyi Parti kendi alanında istediği gibi çalışma yapabiliyor. Durum bu olunca da İyi Parti aracılığı ile sağın yeni bir ittifak oluşturması gündeme gelirse şaşırmamak gerekiyor. Bir başka deyişle İyi Parti’ye alan açılırken CHP’nin bu konudaki yönlendiriciliği etkisiz kılınmak isteniyor. Bu gerçeklerin altını çizerken amaçlananın ne olduğunu da iyi bilmek gerekiyor. İttifak bu şekilde bölünürse düşünülüyor ki CHP’ye daha kolay yüklenilecek CHP terör gruplarıyla ortak propagandası işlenerek bu taraf çökertilirse seçimlerden cumhur ittifakının kazançlı çıkacağı düşünülüyor.

Ayrıca burada aklımıza ilk gelen şey sermaye güçleri güçlenmiş bir Deva ve Gelecek Partisi’yle sağ bir iktidarın peşinde. Bunu şimdilik başarma şansları olmadığı için CHP’ye muhtaçlar. Bu yüzden de mümkün olduğu kadar CHP’nin sağa çekilmesi yönünde çabalar var. Üstelik bu yolla da CHP güçsüzleştirilirse sağ iktidarlara gün doğacağı hesaplanıyor. Ancak şurası unutulmamalı ki ilericilerden, devrimcilerden HDP’den ve sosyalistlerden oluşan güçlü bir demokrasi bloğunun da olduğu sanırız pek hesap edilmiyor. Oluşacak demokrasi cephesi de terörist suçlamaları ile etkisizleştirilip kazançlı çıkılmak isteniyor. Bu yüzden de meclise getirilmiş bütün HDP milletvekillerinin fezlekesi var.

Millet ittifakının genişlemesi MHP ve AKP’nin yapıp edeceklerini hepten zora sokmuyor. Çünkü sağ, öteden beri laiklik, aydınlanma ve sol anlayışlar karşısında sanki kırmızı görmüş boğa havasında olduğu için bu durum işe yarayacak ilişkileri de dinamitliyor bizce. CHP ise kendi soluna karşı olabildiğince duyarsız kaldığı için yeri geldiğinde gerekli refleksler göstermesine engel bir durum yaratıyor. Bu yüzden de dinamik bir siyaset izlemesinin önü kapanıyor.

Sonuç olarak sürekli olarak susturulup sesi kısılan bir muhalefetin iktidar olup yurttaşlar ve ülke için iyi şeyler yapabileceğine geniş halk yığınlarının pek güveni yok. Bunu iyi bilen AKP ve saray iktidarı da sürekli savunmada kalan CHP’ye yüklendikçe yükleniyor. CHP ise şuan sürdürdüğü gibi iktidarın saldırılarını karşı yanıtlar vererek engellemeye çalışsa da bunun da yığınlar üzerinde fazladan bir etkisi olmuyor. Öyle ki yığınlar üzerinde yaratılan yılgınlık kırılmadıkça kimsenin CHP’ye yöneleceğini de pek sanmıyoruz. Bu yüzden anketlerde AKP ve MHP’nin oyları düşerken CHP’nin ve diğer sol partilerin oyları artmıyor. Şu an tarafsız gibi görünenler de bu durum sürdüğü sürece gidip oylarını sağ ve özellikle de iktidar partilerine kullanıyorlar.

Bu nedenle de Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) olarak erken ya da zamanında yapılacak bir seçimde rol almak istiyor, demokrasi güçleriyle birlikte etkin bir mücadele yürüteceğimizin altını kalın çizgilerle çiziyoruz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA