turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


EMEKÇİLERİN BOYNUNA BİR KÖLE HALKASI TAKMADIĞINIZ KALDI

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

30 ARALIK 2020

Evet, her yeni yılda aynı konuyu bazıları sürekli gündeme getirip duruyor. Aman efendim, Müslüman ülkesinde yılbaşı mı kutlanırmış, bu bizim gelenek ve göreneklerimizde yokmuş. Bu kâfir kutlaması da neymiş cinsinden sürekli olarak kin ve nefret saçılıyor ortalığa. Bunlara fırsat verilse ülkenin inanın yarı nüfusunu hallederler de ne yazık ki bu fırsat pek yok.

Bazılarının kafası bir garip çalışıyor niyeyse. Baksanız ya Sakarya’da bir profesör ne demişti, bazı öğrenci evlerini öne sürerek “fuhuş yuvası.” Ülkede durup dururken İstanbul Sözleşmesi için bile iktidar kampanya başlatmadı mı bu sözleşme için. Sorun doğrudan kadın cinayetlerini içerdiği halde araya neler katmadılar ki? Diyanet’inden bilmem kimine kadar cinsel tercihler üzerinden yürüyüp bir sürü şeyler söyleyerek herkese ahlak dersi verilmeye kalkışılmadı mı? Anayasa’mızda kişi hak ve özgürlükleri ile ilgili olarak bazı maddeler olmasına karşın nasıl oluyor da Bolu Valisi korona virüsü de bahane ederek bir evde kaç kişinin kalması gerektiğine kadar sınırlama getirilmesi konusunda sözler söylenebiliyor? Nasıl oluyor da şu İslami kesim yılbaşı dolayısı ile kutlamalar ve eğlenceler yapılması üzerinden yürüyerek herkese had bildirmeye kalkışıyor hiç düşündünüz mü? Sonra uluslararası anlaşma özelliği taşıyan kimi anlaşmalar konusunda bile kimileri tanımıyoruz diye terter tepinirken aklından kim bilir neler geçiriyor olmalı ki bu denli saldırgan bir üsluba kapı aralanıyor?

Hem bazıları altına imza atmış hem de tanımıyoruz, bizim ülkemizin yasaları üstüne yasa mı olur derken bunların muratları tabiki de yabancı egemenliğine boyun eğmemek falan değil, onlar bu hesaptan yürüyerek kendi iktidarlarına muhalif kimselerin özü canına okumak. Bu yüzden de bol bol sözüm ona millilikten dem vurup duruyorlar.

Sözlere bakın bir;

“Yetki sahibi olsalar hemen malum şahsı serbest bırakacaklar”,
“O gazeteci değil bilmemne”,
“Abi biz size onu iade ediyoruz buyrun uçak bileti”…

Eee serbest bırakılırsa ne olurmuş, hem hakkında bir yargı kararı olmasın, hem onca içerde tut, tutukluluk cezaya dönüşsün sonra da çık bunları söyle. Sonra efendim O gazeteci değilse bilmem ne nasıl oluyor? Bilmem ne ne demek? Söylenenlerin aksine bir gazeteciyi iade ederken takınılan tavır nasıl bir tavırdır ki insan bu söylenenleri sindirebilsin sindirirse.

Keyfilik olunca salgın gibi herkesi sarıyor demek? Hukukun falan gözetildiği yok. Bolu Valisi bir evde kaç kişi kalıyormuş dert edeceğine birilerinin nasıl miting yapıp mitinge gelenlerin kafalarına çay fırlatılmasını düşünsün. Olmadı, Türkiye’nin her tarafından Ayasofya Camisi’nin açılışı için bir araya getirilen on binlerce insana akıl yorsun. Ama yoo ille de bunlar kafayı bir hak istemi ile salgın kurallarına da uyarak bir şeyi protesto mu edecekler vali beyler kafayı buralara takıyor. Bir evde kaç kişi kalacaksa onlar bu kişilerle uğraşıyor.

Aşımız gelmiş gelmemiş önemli mi nasıl olsa gelir. Ekonomik yıkım varmış varsın olsun yıkım nasıl olsa kendilerine ve yandaş iş insanlarına gelmemiş ki halkta artık ne olacaksa olsun. İsterse canı çıksın. 2825 lira 90 kuruş nelerine yetmiyor ki hem bunlar emekçilerimizi enflasyonun üstünde bir ücret vererek enflasyona ezdirmemişler. Erdoğan bile taban ücretin 33 katını alırken çıkıp o da benzer şeyler söylemez mi?
İş insanları deyip geçmeyin. Alışmışlar insanlarımızı iliğine kemiğine kadar sömürmeye bir de kalkmış İTO Başkanı yabancı sermayeye çağrıda bulunuyor. Bizim ülkemizde emek ucuz bizim ülkemize gelip yatırım yapın diye.

Yahu bari bu ülkenin insanın boynuna bir köle halkası geçirip köle pazarına sürün ki şanınız şerefiniz yürüsün, sizi utanmaz sıkılmazlar sizi…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA