turgutkocak2009@hotmail.com

GENEL BAŞKANIMIZ TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NEREYE DOĞRU GİDİYORUZ?

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

07 NİSAN 2021

Türkiye gerçekte son hızla her anlamda bir bataklığa doğru yuvarlanıyor. Yaşamdan umudunu kesenler, gelecek korkusu ile yaşayıp borçlandıkları, ona buna el açmak zorunda kaldıkları, kimsenin yüzüne bakamaz hale geldikleri için ülkemiz koskoca bir mutsuzluk adasına dönüştü. Baskılardan, zulümden, artık iyice bıkanlar yeter artık noktasındalar. Ülke insanlarına bütün bunları kim çektirmekte, kim insanlarımızı canından bezdirmektedir?

Bir iktidar düşünün ki sıkmış bizi canımızı almış. Durmadan boğazımıza basıp duruyor. Öyle bir durumla karşı karşıya kalmışız ki bazı kesimler dışında hemen herkesin yapılanların, edilenlerin yüzünden canına tak etmiş. Ülke varlıkları satılmış, işsizlik diz boyu. Öyle bir noktaya gelinmiş ki ülkenin rant uğruna neleri satışa çıkarılmıyor neleri. Bize aylardır mavi vatan nutku çekenlerin geldiği noktaya baktığımız zaman da her şeyin tepetaklak gittiğini görüyoruz. Ekonomi demekten, salgın, hak ve özgürlükler, baskı, zulüm demekten bıktık usandık.

İster istemez her ülkesini ve ülkesinin insanlarını seven ve onlar için kaygılananlar gibi biz sosyalistler de kaygılanıyoruz. Neyin yanlış, neyin doğru olduğunu ve yaşadıklarımızın hemen hepsinin kapitalist sistemden kaynaklandığını söylemekten de dilimizde tüy bitti. Oysa bu dinci, sağcı ve faşist çevrelere baktığınız zaman işin sadece lafındalar. Üstelik bütün bunlar yetmiyormuş gibi kimi nasıl sustururuz, kimin nasıl nefesini keserizin hesabı içindeler.

Baksanız ya Bahçeli mücadele edip şehit olacakmış, şehit olmazsa da birilerini toprağın altına gönderecekmiş. Şimdi söyler misiniz bizler bu sözleri ilk kez mi işitiyoruz. Daha önce de bu siyasi çevre tarafından aynı şeyler az mı söylendi?

Durmadan ABD ve AB’ye yeşil ışık yakılıp duruluyor. İyi güzel de dün edilen sözler niye edildi? Kime ya da kimlere ne yürekli olunduğu gösterilmek isteniyordu? Bugün gelinen nokta nedir? Niye AB temsilcileriyle hasbihal edildikten sonra yelkenler suya indirildi? Göçmenler konusunda hangi yükleri omuzlayacağız ve bu omuzlama işi neyin karşılığında olacak?

Durup dururken Montrö Anlaşmasını niye açtık da zaten ağrıyan başımıza bir de bu konu ile ilgili çaput sardık? Sonra Ukrayna’nın faşistleri ile niye durup dururken süper ilişki geliştirmek gibi bir yolu seçerek Türkiye’nin güvenliğini de sarsacak adımlar atmaya yelteniyoruz? Bütün bunları yapmak için bizi kim ya da kimler zorluyor? Yoksa ABD’den bir türlü gelmeyen telefonun böylece gelmesini mi sağlarız diye aklınızdan geçiriyorsunuz? Dikkat edin Rusya’nın açıklaması hani kıvırmak cinsinden bir açıklama mı sanılıyor? Yoksa Ukrayna ile ilgili Batı’nın ve ABD’nin atacağı adımları “savaş nedeni sayarız” demeleri hiç mi gerçeğin görülmesi için bir uyarıcılık işlevi görmüyor?

Emekli amiraller Montrö ve laikliği de içine alan bir duyuru yayınladılar diye vay darbe mi yapacaksınız çığlıkları atarak kimleri nasıl ve ne diye fişlediğinizi açıklayarak ne durumda olduğunuzu gösteriyorsunuz burası belli de. Kendinizi her şeyi yapmakta bu denli mi muktedir görmektesiniz?

Sonuç olarak yaşananlar ve yaşatılmak istenenler ortadayken bizlerin boynumuzu uzatıp boynumuz kıldan ince diyeceğimizi mi sanıyorsunuz? Sanmayın efendiler, sanmayın beyefendiler, bizleri de her canınız istediğinde tehdit edip durmayın.

Ya ülkeyi yaşanır kılın, ya da çekin gidin…

AKP ve saray iktidarı amirallerin yayınladığı bildirinin üzerine atlayıverdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı hemen bir soruşturma başlatıp varsa bağlantılarının da üzerine gidileceğine değin görüşler ileri sürdü.

Bu yazımızda elbette iktidarın, yargının nasıl bir yol izlediği konusu üzerinde durmayacağız. Bu yazımızda daha çok muhalefetin konuya bakış açısını ele alacağız.

Kılıçdaroğlu; bu bildiri ile ilgili olarak konuya şöyle yaklaşıyor. “Bu sahte gündemler tutmayacak”

Meral Akşener ise; “Zevzekliktir, iktidara fırsat verdiler”

Devlet Bahçeli muhalefet değil ama en ilginç sözleri o ettiği için buraya not düşmek istedik. “Rütbe sökülmeli, emekli maaşları kesilmeli”

İktidarı savunanların sözlerini ise tek tek buraya almanın gereği yok. Çünkü onların söylediklerinin hepsi zehir zemberek.

Şimdi muhalefetin açıklamalarına baktığımız zaman şunu görüyoruz. Sanki muhalefet aşı pişirmiş, iktidara geldi gelecek de şu amiraller çıkıp pişmiş aşa su katarak “zevzeklik” etmişler. Bu yüzden de iktidarın alınması işini zorlaştırmışlar.

Bence muhalefetin değerlendiriminde bir sorun var. AKP iktidarının seçimlerde gönderilip gönderilemeyeceği konusu bile belirgin değilken, ekonomi öyle bozulmuş öyle bozulmuş ki sanırsınız bu bozulmanın sonucu kitleler muhalefetin peşine düşmüşler tam nokta konulacakken amiraller çıkıp bir bildiri yayınlayarak “zevzeklik edip bir çuval inciri bilmem ne etmişler gibi bir hava içine giriliyor.

Evet, ekonominin bozulduğu doğrudur. Belki de bugüne kadar yaşananlardan bin fazlası da bu iktidarla birlikte yaşanmaktadır. Ancak muhalefet nasıl bir politika izleyecek de yığınları kendi iktidarına inandıracak işte orası belirsizdir.

Bugün sağcılaşarak ve de AKP ile dincilik yarışına, MHP ile de milliyetçilik yarışına girişilerek toplumun bugüne kadar hangi sorunu çözülmüştür ki muhalefet cambazlığı bu ip üzerinde yapmaya kalkışmaktadır? Dün Ayasofya tartışılırken seccadesini alıp namaza koşanlarla sizce hiç laiklik savunulabilir mi? Eğer Türkiye toplumu laik olmayacaksa topluma nasıl bir yaşam tarzı dayatılacaktır da ülkemizde demokrasi olacak çıkıp bu konuyu açıklayacak bir babayiğit var mıdır? Neden bazılarının dinle vurmaya kalktıkları yerde muhalefet kendisini ben daha çok inançlıyım diyerek yarışa kalkışıp iktidar olacağına kendisini inandırmak gibi bir aymazlık içindedir?

Her fırsatta milliyetçiliği ileri sürerek ülkeyi talan edip yabancılara peşkeş çekenlerin milliyetçiliği hala anlaşılmamış mıdır da bu konuda da ayrı tuzağa düşülmektedir? Milli Savunma Bakanlığı’nın ve bir bütün olarak AKP ve saray iktidarının son günlerde aşırıya kaçan NATO’ya dair ettikleri sözler ve yazılan yazılar nasıl bir milliyetçilik ve dincilikle örtüşmektedir ki iktidarın savunduklarının tam tersi savunulmayarak hatta biz onlardan milliyetçiliği de dinciliği de daha iyi yaparız diyerek sonuç alınacağı düşünülmektedir? Sizler aklınızı yoksa peynir ekmekle mi yediniz de kalkıp iki de bir iktidarın tuzağını düşüp debelenilip durulmaktasınız?

Diyelim ki amiraller bildiri yayınladı ve söyledikleri de bütün çıplaklığı ile ortadadır. Böyle bir bildiriden siz muhalefet olarak darbe sonucu mu çıkardınız da hemen zehir zemberek açıklamalar yapmak gereği duyuyorsunuz?

Hemen her konuda olduğu gibi iktidara yaklaşılarak sonuç alınacağı sanılıyorsa bu yol çıkmaz bir yoldur. Çünkü iktidar nasıl bu ülkenin işçisine, emekçisine, memuruna, emeklisine özetle tüm geniş halk kitlelerine kan kusturuyor ve de kusturmaya devam ediyorsa muhalefetin görevi de bunun tam tersini gerçekleştirmektir. Savunulması gereken şeyler savunularak, karşı çıkılması gereken şeylere ise karşı çıkılarak başarı sağlanabilir. Yoksa her fırsatta sadece amirallerin bildirilerini kast ederek söylemiyorum herkese sizler de nereden çıktınız denilerek yol alınacaksa bu olacak iş değildir. O zaman da bizler size deriz ki savunduklarınızın çekin kuyruğunu gitsin.

Hani bizden duyun, yoruma bile fırsat bırakmamak için söylüyoruz. Darbeden bugüne kadar en çok çekenler biziz, darbenin ekmeğini yiyenler ise yavuz hırsız örneğinde olduğu gibi sürekli olarak darbenin ekmeğini yiyip duran sizlersiniz. Bırakın darbeye bizler imasına bile katlanamayız anlaşıldı mı imasına bile. Bu durumda bizler niye amirallerin bildirisinden darbe çıkarmıyoruz da siz çıkarıyorsunuz?

Yoksa bizi çok mu seviyorsunuz?

Bilelim de…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI

ANA SAYFA