
Veli GÜRCAN
YOLDAŞ SENİ ÇOK SEVİYORUZ

TESLİM OLMAYANLAR ÖLMEZ!..
12 Eylül faşizminin ilk günleriydi. Tutuklamalar, baskınlar, işkenceler birbirini izlerken partinin gür sesi Veli GÜRCANın ağzından tok bir ses yükseldi. Kasetler bütün Türkiyede dağıtılarak faşist cuntaya hodri meydan denildi. Partili, partisiz yüzlerce devrimci Veli GÜRCANın seslenişinden moral buldu ve işçi sınıfı devrimcilerinin asla teslim alınamayacağını bir kez daha öğrenmiş oldu. Veli GÜRCAN yoldaşımızın sesi, deprem gibi yükselerek faşist zorbaların yüreğine korku saldı. Sınıf düşmanları da anladılar ki, TESLİM OLMAYANLAR ÖLMEZ!..
" YOL KENARINDAKİ
KEDİ YAVRUSUNA
MUHABBETLE
BAKMAYANA SOSYALİST DENMEZ "
Veli Gürcanın adı geçtiği zaman kim olursa olsun TSİPi anımsamadan geçemez. Çünkü; onun adı partiyle öylesine özdeşleşmişti ki, TSİP deyince Veli Gürcan Veli Gürcan deyince TSİP akla gelirdi. O partinin düzenlediği her eylemin akla gelen ilk konuşmacısıydı. Kürsüye çıktığı zaman devleşen yoldaşımızın merhabasıyla yer gök sarsılır partililer yeri göğü oynatacak denli güçlü duyumsarlardı kendilerini.
Kendisini ilk dinlediğim miting Taksim Alanında partinin düzenlediği mitingdi. Alan dolmamıştı, sessiz bir bekleyiş vardı. Kürsüye çıkan kısa boylu adamın yumrukları havaya kalktı ve hemen arkasından yeri göğü inleten makineli tüfek atışına benzer bir konuşma başladı. Yumruklar indi kalktı, ses gücü hemen yandaki otelin camlarında, karşıki apartmanların duvarlarında patladı. Yoldan geçip gidenler çivilenmiş gibi yerlerinde kalakaldılar. Alanda partililerin dışında büyük bir kitle oluştu. Artık Veli Gürcan gerçekten de devleşmişti. Bir an çevredeki yapıların rüzgarın önünde sürüklenen yapraklar gibi sürüklendiğini, İstanbulun tuzla buz olduğu duygusuna kapıldım. Bugün bile ne zaman Taksimden geçsem bu anı yaşıyor gibi olur, yürekten hüzünlenirim.
Daha sonra kendisini onlarca kez dinledim ama her defasında ilk kez dinliyormuşum gibi geldi bana. Partinin hangi ilinde ya da ilçesinde bir parti eylemliliği düzenlenirse düzenlensin Veli Gürcan orada olurdu. Genel Başkan dahil diğer yöneticilerin bu eylemlerde bulunmuş ya da bulunmamış olması kimsenin dikkatini çekmezdi. Eğer olağanüstü bir nedenle Veli Gürcan gelememiş olursa hemen her partili bu eksikliği ta yüreğinde duyar ah çekerdi. Bu nedenle Veli Gürcan yoldaşımızın partide ayrı bir yeri vardı. Onu herkes sever sayar bağrına basardı. Partide onun gibi konuşmaya ve onun gibi davranmaya öykünen pek çok arkadaşımız vardı. Ama o yine de herkesten başkalığını öldüğü son ana kadar koruyan farklı bir yoldaşımızdı. Ne yapar ne söylerse yürekten inanarak yapar, yaşamında yapmacık küçücük bir çapağa izin vermezdi. Yani o bir candı bizim canımızdı
İyi bir örgütçü ve tartışmacıydı. Parti örgütlerinin kurulmasında emeği en çok geçenlerin başındaydı. Gece demez, gündüz demez partinin kendisine verdiği her göreve koşardı. Bu yüzden de içimizde uzun süre evi olmayan tek arkadaşımızdı. Çünkü ona her partilinin evi ağzına kadar açıktı. Ona karşı gösterilen böylesine kucaklayıcı sevgi durup dururken oluşmuş bir sevgi değil her damlası emekle kazanılmış ve hak edilmiş bir sevgiydi. Yoldaşları ona güvenirdi. Çünkü bilirlerdi ki, o bu güveni hak edenlerin ilk sırasında yer alıyordu.
Veli Gürcan diğer yöneticilerin çoğunun aksine partililerin sonuna kadar partiye bağlı kalmasında baş rolü oynayan kişiydi. Partide yaşanan onca erozyona karşın parti yine de dipdiri kaldıysa burada Veli yoldaşımızın yeri doldurulamaz bir etkisi vardı. Bir başka deyişle o TSİP için bir sigortaydı. Velinin parti içindeki bu denli etkili oluşu kimilerince kıskanılmış mıdır bilmiyorum ama ben kendi adıma zaman zaman buna tanıklık ettiğimi söylemek zorundayım. Ancak hemen kimse böylesi bir duyguyu açıktan açığa dile getiremese de bazı davranışlar vardı ki bu davranışlar kıskananları ele veriyordu. Adam canım Veli işte sözlerinin altında saklı bu kıskançlık yine de son yol ayırımlarına kadar çoklarının boğazında düğümlü kaldı. Bu sahte iki yüzlülük, Veli yoldaşımız yaşamını yitirdikten sonra da sürüp gitti. Veli Gürcan bu kez bu gibilerin yoldaşı değildi ama Veli ağabeyleri olarak dillerinden düşmedi. Daha yukarıdakiler ise bunu bile yapmamaya özen gösterdiler. Tıpkı kendileri gibi Veli Gürcanın da unutulup gitmesi için içtensizliklerinden vazgeçmediler. Kızı Aslının babasının mezarı başında söylediği sözün ne anlama geldiğini bile düşünemediler. Aslı Babamın ne kadar çok dostları varmış demek ki Aslı da anlamıştı ki, bu tür dostluklar birer gösteriden ibaretti ve gerçek anlamda hiç mi hiç bir önemi yoktu. Bütün bunlara karşın Veli Gürcanı hiçbir zaman unutmayacak ya da unutturmayacak dostları da yok değildi. O büyük emek verdiği partisi Türkiye Sosyalist İşçi Partisiydi. Parti var oldukça öyle de kalacaktı. Bu partililerin ona olan borcuydu.
Bu bakımdan biz TSİPliler onun adını özenle yeni partililere aktaracak ve onu bütün sosyalizm savaşımımız boyunca yanı başımızda duyumsayacağız. Partimizin oluşturduğu parti okulundan başka pek çok kurumlaşmasına onun adını vererek ona olan yoldaşça bağlılığımızı her aşamada yerine getireceğiz.
Gerilere giderek onu asla unutulmayacak kılan 1979 ara seçimlerinden söz etmek istiyorum. Biz bir grup partili arkadaşla Manisanın Salihli ilçesinde seçim çalışması için Pazar yerinde bildiri dağıtırken MHPli Somuncuoğlunun otelinde beslediği faşistlerin saldırısına uğramış ve pazaryerinde onlara hak ettikleri dersi vermiştik. Hemen sonra bir pazarcı tezgahının üstüne çıkıp konuşma yaptığım sırada bana bir kadın yaklaşmış ve: Siz bunları bilmiyorsunuz ne olursunuz arkadaşlarınızı da alın bir an önce buradan gidin demişti. Ben de bir süre daha konuştuktan sonra arkadaşlarımla pazar yerinden ayrılmıştık.
Aynı akşam Veli Gürcanın TRTde konuşması olduğu için Salihlide bir kahvehaneye oturmuş televizyon izliyorduk. Sıra Veli yoldaşımıza geldiği zaman kahvede bulunanların hemen tamamı oyunlarını bırakmış put kesilmişlerdi. Kimseden çıt bile çıkmıyordu. Konuşmanın dozu öylesine etkiliydi ki, bütün dinleyenler şaşkın durumdaydı. Veli Gürcanın konuşması Türkeşe yönelik ağır sözlerle bitti. O ana kadar çıt çıkmayan kahvede kendiliğinden ayağa kalkan insanlar, İşte bu!! İşte bu!!, sana kurban oluruz diye ayağa kalktılar. Sevinçten ne yapacağımızı bilemedik. Onların sevinçlerine katılmakla kalmadık oradakilerle kim olduğumuzu söyleyerek parti görüşlerini paylaştık.
Şimdi de Ankara Kızılırmak Sinemasında yapılan bir toplantıya sizi götürmek istiyorum. O toplantıya babam da katılmış onu can kulağı ile dinlemişti. Toplantı bittiğinde konuşmadan etkilenen babam bir süre hiç konuşmamış sonra da eğer bu konuşma bir alanda yapılmış olsa insanlara da yürüyün meclisi ele geçirmeye denilse kesinlikle meclis ele geçirilir demişti.
Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesinde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyonda okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİPin gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütüün (SGÖ) yöneticisi olmuştur. 12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİPten sonra ise daha sonra TSİPi kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur. İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistinde de bulunmuş daha sonra Avrupaya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiyeye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir. Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Genç Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak dedim. Gürcanla sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcanı unutmayacağız.
TSİPliler olarak söz veriyoruz
Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve
kendisin asla unutturmayacağız.
Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcanla paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.
Kendisini en son görüşüm Senirkentte yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiyede örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcanı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmire geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.
Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankarada ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, o aklını yemiş adama mı kaldım diye beni geri çevirdi demişti
Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesinde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankarada düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.
O öldükten sonra kendisine TSİPli ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslının mezarı başında söylediği Babamın ne çok dostları varmış sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?
Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİPliler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.
Parti olarak Veli Gürcanın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcanın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.
Bu partide Veli Gürcanı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.
Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.
Şimdi gelelim Veli Gürcana; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.
Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir. Gürcanın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcandaki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum. Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.