|
YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ
Partimizin kuruluşundan bugüne 32 yıl geçti.Pek çok partili ve SGB'li
arkadaşımız faşistler tarafından katledildiler. 12 eylül faşizmi'nin
zindanlarında işkence gördüler. Acılar çektiler,işsiz kaldılar sürgünler
yaşadılar.
ENTERNASYONAL MARŞI.mp3
Veli Gürcan Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesinde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyonda okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİPin gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütüün (SGÖ) yöneticisi olmuştur. 12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİPten sonra ise daha sonra TSİPi kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur. İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistinde de bulunmuş daha sonra Avrupaya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiyeye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir. Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Genç Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak dedim. Gürcanla sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcanı unutmayacağız. TSİPliler olarak söz veriyoruz Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcanla paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum. Kendisini en son görüşüm Senirkentte yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiyede örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcanı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmire geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı. Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankarada ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, o aklını yemiş adama mı kaldım diye beni geri çevirdi demişti Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesinde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankarada düzenlenen bir operasyonla tutuklandım. O öldükten sonra kendisine TSİPli ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslının mezarı başında söylediği Babamın ne çok dostları varmış sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi? Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİPliler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız. Parti olarak Veli Gürcanın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcanın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz. Bu partide Veli Gürcanı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim. Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız. Şimdi gelelim Veli Gürcana; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz. Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir. Gürcanın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcandaki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum. Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum. Turgut KOÇAK
MUSTAFA ALIMCI 1933 - 1986 1933 YILINDA KAYSERİ'NİN ÖZVATAN İLÇESİNDE DÜNYAYA GELDİ.KAYSERİ PAZAR ÖREN KÖY ENSTİTÜSÜNÜ BİTİRDİKTEN SONRA SİİRT'İN TİLLO İLÇESİNDE ÖĞRETMENLİĞE BAŞLAYAN MUSTAFA ALIMCI DAHA SONRA KAYSERİ'NİN EKREK (KÖPRÜBAŞI) KÖYÜNDE BULGARİSTAN GÖÇMENLERİ VE ERMENİ VATANDAŞLARININ EĞİTİMİ İÇİN YAZ TATİLLERİNİ FEDA EDEREK ÇALIŞTI. ALIMCI O YÖREDEKİ HALKIN SAYGI VE SEVGİSİNİ ÜZERİNDE TOPLAMAYI BAŞARDI.1964 YILINDA YİNE KAYSERİ'NİN ERKİLET İLÇESİNE ATANAN MUSTAFA ALIMCA BURADA 1 YIL ÇALIŞTIKTAN SONRA KAYSERİ MERKEZE ATANDI. ALIMCI KAYSERİ'DE SİYASİ ÇALIŞMALARINA DAHA DA HIZ VEREREK TÖS VE TİP İÇERİSİNDE AKTİF OLARAK YER ALDI. KAYSERİ'DE SOSYALİST HAREKETİN GELİŞMESİNE BÜYÜK KATKILARDA BULUNDU. 12 MART FAŞİST DARBESİ DÖNEMİNDE, ÇEŞİTLİ ZAMANLARDA, GÖZALTINA ALINAN MUSTAFA ALIMCI, 1972 YILINDA AİLESİYLE BİRLİKTE İSTANBUL'A YERLEŞTİ. ALIMCI BURADA TSİP İÇİNDE AKTİF OLARAK ÇALIŞMALARA KATILDI VE YİNE AYNI DÖNEMDE TÖB-DER İÇİNDE DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLER GRUBUNDA ÇALIŞMALARDA BULUNDU. PARTİSİ TSİP'İN VE TÖB-DER'İN TÜM EYLEM VE ÇALIŞMALARI'NA FEDAKARCA KATKILARDA BULUNAN MUSTAFA ALIMCI,12 EYLÜL DARBESİNDEN SONRADA PARTİSİNİN İLLEGAL ÇALIŞMALARINA KATILDI. DEĞERLİ YOLDAŞIMIZ MUSTAFA ALIMCI, 1986 YILI'NIN 1 ARALIĞINDA KANSERE YENİK DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ. MUSTAFA ALIMCI YOLDAŞIMIZI SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ.
BEKTAŞ ÖZTÜRK 1931 - 10.Şubat.2004
Bektaş ÖZTÜRK yoldaş hiç bir zaman parti
ideolojisinden uzaklaşmadı.Uğradığı her türlü baskılara rağmen o hep dimdik
ayakta kaldı.İnandıklarından ve partisinden hiç bir zaman taviz vermedi. Onun mücadelesi mücadelemize ışık tutacaktır. Partili yoldaşları olarak,Onu unutmadık unutmayacağız.
Vural COŞKUN 1937 - 1994 1937 Yılında Yozgat'ın Çorak Köyünde doğan Vural COŞKUN, daha önce kökenlerini araştıran, Cemal Oğulları adlı bir roman yazıp akrabalarına sunmuştu. Gördüğü ilgi onu ikinci kitabı olan Eğitmen romanını yazmaya itti. Kitabın basım hazırlıkları sürerken rahatsızlanarak hastahaneye kaldırıldı ve yaşamını yitirdi. Vural ÇOŞKUN, ODTÜ'de işçi olarak çalıştı ve oradan emekli oldu. İşçi olarak çalıştığı dönemlerde sosyalistlerin yanında yer alarak, emekten yana onurlu bir yaşam sürdü. İşçi olmasına karşın onun aydın kişiliği dostları arasında sevilip sayılmasını sağladı. Aydınlığa ve güzelliğe karşı duyduğu tutku çocuklarının eğitiminde önemli bir rol oynadı. Vural COŞKUNu tanıyanlar, onu insan sevgisiyle dolu bir kişi olarak bilirler. O yobazlığı seçenleri ve dini politikaya alet edenleri hiç sevmezdi. Ölmeden önce bile bu konuda yakınlarına vasiyette bulunmayı ihmal etmemişti. Vural COŞKUN, aynı zamanda parti MYK üyemiz ve genel saymanımız Necdet ÇOŞKUN yoldaşın da babasıdır. Biz, Vural COŞKUNun dostları olarak kendisini saygı ve sevgiyle anmayı hep sürdüreceğiz. Onun anısı bizlerle hep yaşayacak. Onu, o güzel insanı, mücadelemizde yaşatacak. Hiç unutmayacağız.
VURAL COŞKUN YOLDAŞ’A ÖLÜM : 07.09.1994
O,artık genç bir adamdı,onu evermek lazımdı;köylü bir kızla everdiler.Artık bu onursal mücadeleyi eşiyle beraber göğüslemişlerdi…Bu arada çocukları dünyaya geliyordu.Zaman zaman kendi kendine verdiği söz aklına geliyor,çocuklarını karamsarlıktan,bilgisizlikten uzak tutmanın yöntemlerini arıyordu… Yıllarca çalıştıktan sonra evini ve ailesini şehre taşımanın bir yolunu buldu.Bir taraftan çocuklarını okutuyor,bir taraftan çalışıyordu.Kolay değildi;yedi çocuk,onların bakımı,eğitimi…Ama o bir mücadele adamıydı.Hem hayatın çelişkilerini kavrıyor,hem çalışıyordu.Kavradığı çelişkileri çocuklarına anlatıyor,onları aydınlatıyordu.Artık kurtuluşun sadece çalışmak değil,hayatı çalışanlarla birlikte emek vererek değiştirmek olduğunu anlıyordu.Hayatı birlikte yaşamak,paylaşmak hangi sistemde vardı? Onu da buldu,SOSYALİZM ile tanışması böyle oldu…
O hiçbir zaman çocuklarına mücadeleden,dayanışmadan uzak
durun demedi.Hayatı değiştirmenin bedeller ödeyerek gerçekleşeceğini
anlattı çocuklarına,hiçbir zaman korkmadı,korkunun çözüm olmadığını
anlattı çocuklarına…ODTÜ’de işçi olarak çalıştığı dönemlerde de hep
işçilerin mücadeleleriyle bütünleşerek onurlu bir yaşam sürdü.Hayata veda
ederken bile karanlığa saplananlara bir mesaj vermeden gitmenin doğru
olmadığını düşündü ve kararlılığını son nefesine kadar sürdürdü.ŞİMDİ
YEDİ YENİ IŞIK DA SENİN YOLUNDA İLERLİYOR…
Necdet COŞKUN
TÖB-DER GENEL BAŞKANI GÜLTEKİN GAZİOĞLU’NUN ANISI MÜCADELEMİZE IŞIK TUTUYOR Ahmet İnce*
12 Ağustos 2005 tarihinde, eğitim emekçileri hareketi, büyük çınarlarından birini kaybetti. Fırtınalı bir yaşam ve çetin mücadele yılları hızla akıp geçti.
Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin sıra neferi, eğitim emekçileri hareketinin unutulmaz önderi TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin GAZİOĞLU’nu,ölümünün 3.yıldönümünde,saygıyla selamlıyoruz.
MEHMET PALAZ
BAYRAM TURAN Bayram TURAN SOSYALİST GENÇLER BİRLİĞİ Espiye Şubesi Yönetim Kurulu üyesi idi. 29 Mayıs 1978 günü faşist katiller tarafından katledildi. Bayram TURAN genç bir sosyalistti.Sosyalizm mücadelesi yolunda kararlı bir arkadaşımız.örgütlü bir neferimizdi. Onu tüm yoldaşları unutmadılar. O simdi partimizin bir köşesinde kızıl bir bayrak gibi saçlarını rüzgara vermiş yoldaşlarını selamlıyor.
FERHAT UZUN Ferhat UZUN yoldaşımız, aramızdan ayrılalı 12 yıldan fazla oluyor. Onu 22 Haziran 1995 günü yitirdik. O sessiz,dürüst çalışkan ve yiğit bir yoldaşımızdı. Parti toplantılarında ve mitinglerinde yine bizimle olacak,yine bizimle yürüyecek. Kendisini,sevdiğini bildiğimiz bir şiirle anmak istiyoruz. "Devrilecek üstüme kelebeğin kanadı / Altında kalacağım hafifin / Ve ölüp gideceğim sağrısı köpüklü atların üstünde" Ferhat UZUN yoldaş, son nefesini verirken bile "yaşasın sosyalizm... yaşasın tsip..." diye nefesi çıktığınca haykırıyordu. Bu da yoldaşımızın mezar taşına kazınmış bir şiir: Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler...
Ağustos 1980 Yılında faşistler tarafından katledilen Ahmet DESTELİ, Paktaş-2' de tekstil işçisi ve Tarsus İlçe Örgütü üyesi idi. Ahmet DESTELİ arkadaşımızın, onurlu savaşımını sürdüren partili yoldaşları olarak bir kez daha anıyoruz.
BİRGÜL ŞAHİN 1999 YILINDA KAYBETTİĞİMİZ, PARTİLİ YOLDAŞIMIZ BİRGÜL ŞAHİN ve KIZLARI MOSKOVA'DA NAZIM'IN ANIT MEZARI BAŞINDA
PARTİLİ ARKADAŞLARIN OLARAK SENİ ÇOK SEVİYORUZ BİRGÜL YOLDAŞ SENİ HER ZAMAN SEVGİYLE ANACAĞIZ. BİRGÜL YOLDAŞ'I DAHA YAKINDAN TANIMAK İÇİN TIKLAYINIZ
GÜNAY GEÇGİLİ 1950 - 2003 2003 TARİHİNDE YAKALANDIĞI AMANSIZ HASTALIK SONUCU YAŞAMINI YİTİREN,İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ ÜYEMİZ ve AYNI ZAMANDA İSTANBUL ESKİ İL BAŞKANIMIZ NURİ GEÇGİLİ'NİN DE EŞİ OLAN GÜNAY GEÇGİLİ YOLDAŞIMIZIN ANISINI YAŞATACAĞIMIZA PARTİLİ YOLDAŞLARI OLARAK SÖZ VERİYORUZ. O İYİ BİR YOLDAŞ,İYİ BİR ANNE VE YÜREĞİ SEVGİ DOLUYDU... SENİ UNUTMAYACAĞIZ GÜNAY YOLDAŞ
Hanefi Özer 1958 -18.06.1996 O küçücük bir ayna ile bağlıydı Hayata. Özgürlük ve sosyalizm mücadelesine genç yaşlarda katılan Hanefi özer yoldaş Erzurum Aşkale ilçesinde alevi bir ailenin çocuğudur. Gençliğin mücadeleye yoğun bir biçimde katıldığı dönemlerde Hanefi özer de mücadeleye Türkiye sosyalist işçi partisinin Gençlik örgütü sgb ile katılmış Beşiktaş ilçesi üyelerindendir.1977 de İstanbul gültepede partinin bildiri dağıtımında faşistlerin silahlı saldırısı sonucu Orada yaralanmış daha sonra hastaneye kaldırılmış onu uzun süre yatağa bağlayacak olan Omuriliğine saplanan kurşun onu felç etmiştir . Uzun tedaviler cevap vermedi Ankara da ve İstanbul da hemen hemen bütün olanaklar seferber edildi ancak olmadı kurşun kördü ve adresi de sormamıştı. Ölümüne değin yatakta yatmak durumunda kalmıştır. Hanefi özer İnsan olarak ve bir sosyalist olarak son derece güzel bir insandı.İdrar Sondajının kana karışması sonucunda sevgili hanefiyi kaybettik. Ben cezaevi öncesi ve cezaevinden çıktıktan sonra hanefiye düzenli olarak ilgilendim benim dışımda iki kişiden başka Hanefi'nin yanına maalesef kimse uğramadı. Hanefi'nin resmini ve izini ve onun anısı üzerinden konuşacakların bunu iyi bilmesi gereklidir. Hanefi vurulduğunda Hanefi'nin küçük bir aynası vardı. Yatağının başucu cama yakındı o aynayı cama tutar Gelen gidene bakardı. Bazen bizim arkadaşlarımız geçerdi ve onların ilgisizliğine çok içerlerdi. Burada söylenebilinecek en güzel şey Hanefi'nin hayata ve sosyalizme olan bağlılığı idi. Ben Hanefi'nin evinin önünden her geçişimde yatağının bulunduğu cama tarafına bakar dururum sanki Hanefi aynası ile beni çağıracak diye . Devrim ve sosyalizm şehidimiz Hamza balcı ile birlikte hasdal mezarlığında yatmaktadırlar. HASAN BALCIOĞLU ONLAR KAVGAMIZIN BİR SIRA NEFERİYDİLER... ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK ve ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ... ÖNEMLİ NOT:PARTİ ARŞİVİMİZ "BİRİLERİNİN"ELİNDE KALDIĞI VE DAHA SONRA BU KİŞİLER TARAFINDAN "TARİH VAKFINA" VERİLDİĞİ İÇİN, BAZI YOLDAŞLARIMIZIN, BİLGİLERİNE ULAŞAMADIK. BU KONUDA, YAŞAMLARINI YİTİREN YOLDAŞLARIMIZIN AİLELERİNDEN VE YAKINLARINDAN RESİM-KISA ÖZGEÇMİŞ V.B. BİLGİ VE DÖKÜMAN DESTEĞİ BEKLİYORUZ. BİZE, tsip1974@hotmail.com e-mail adresinden ulaşabilirsiniz. |