YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ

Partimizin kuruluşundan bugüne 32 yıl geçti.Pek çok partili ve SGB'li arkadaşımız faşistler tarafından katledildiler. 12 eylül faşizmi'nin zindanlarında işkence gördüler. Acılar çektiler,işsiz kaldılar sürgünler yaşadılar.
Yılmadan,korkmadan sosyalizm bayrağını yükseklerde dalgalandırmayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirdiler. Kendi yaşamları ile parti yaşamını birleştirdiler.

ENTERNASYONAL MARŞI.mp3


Veli Gürcan

      Veli Gürcan yoldaşımız Isparta Lisesi’nde öğrenciyken komünist olduğu gerekçesiyle disiplin kuruluna verilmiş daha sonra da okuldan uzaklaştırılmıştır. Lise son sınıfı bu yüzden Afyon’da okumak zorunda kalmış, liseyi bitirdikten sonra ise İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne girmiştir. Burada TİP üyesi olan Gürcan daha sonra kurulan TİP’in gençlik örgütü Sosyalist Gençlik Örgütü’ün (SGÖ) yöneticisi olmuştur. 12 Mart faşizmi ile birlikte kapatılan TİP’ten sonra ise daha sonra TSİP’i kuracak olan bir grup arkadaşla birlikte olmuştur. İyi bir sokak tiyatrocusu olan Gürcan Kavel direnişine de katılarak direnişçiler için moral kaynağı olmuştur. 12 Mart faşizminin yüzünden son sınıfta öğrenimini bırakmak zorunda kalan Gürcan, parti çalışmaları yüzünden okula devam edip okulunu bitirememiştir. 12 Eylül sonrasında da çalışmaların içinde yer alan arkadaşımız Filistin’de de bulunmuş daha sonra Avrupa’ya gitmiş ve kendi isteği ile yeniden Türkiye’ye dönmüştür. Parti çalışmaları yüzünden 1985 Temmuzunda tutuklanmış ve bir süre içerde kaldıktan sonra serbest bırakılmıştır. Parti içinde başlayan tartışmalarda yer almış ve görüşlerini dile getirmiştir. Son toplantıdan birlikte ayrılırken diğer arkadaşlara ben; “bu parti kendi adıyla yeniden kurulacak, ilke, kitle, Genç Sosyalist ve Gerçek yeniden çıkarılacak” dedim. Gürcan’la sözleştik ve ölünceye kadar kendisiyle sözleşmemizi bozmadık. Bugüne kadar ne onun ne de bizim birbirimizle ilgili sarfettiğimiz tek kötü söze kimse tanık olmuş değildir. Kendisi partimizin yeniden açılış genel kurulunda delegemizdi ve genel kurulumuzda kendisine yakışır bir konuşma yaparak bize güç ve destek verdi. Onu, insan olan Veli Gürcan’ı  unutmayacağız.

TSİP’liler olarak söz veriyoruz
Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve
kendisini asla unutmayacağız.

Değerli yoldaşlarım insan kimileri ile öylesine güzel şeyler paylaşır ki, bunlar ölünceye kadar unutulamaz. Benim gerçekte Veli Gürcan’la paylaştıklarım da böylesine unutulmayacak güzelliklerdi ve bunları, bu güzellikleri korumayı vefa borcunun çok ötesinde şeyler olarak algılıyor ve sahip çıkıyorum.

Kendisini en son görüşüm Senirkent’te yaşadığı bağ evinde oldu. Yaşadığı sıkıntıyı oradan hemen uzaklaştırılması gerektiğini biliyorduk. Çıkıp iki partili bayan arkadaşla birlikte yanına gittik. İki gün orada kaldıktan sora üçüncü gün aramızda sözleşerek ayrıldık. Biz oradayken Afer Kara ve çocukları da geldiler. Onlarda Veli arkadaşı çok severlerdi, şimdi düşünüyorum da keşke onlar gelmemiş olsalardı diyorum. Çünkü kendisiyle sözleşmiş işlerini düzene koyar koymaz partiyi tüm Türkiye’de örgütlemek üzere sözleşmiştik. Onlar Veli Gürcan’ı ikna edip tatile götürdüler. Oysa biz kısa bir süre sonra bir araya gelecek ve birlikte parti tarihini yazacaktık. Oysa Veli oradan İzmir’e geçmiş bizden bir süre daha zaman istemişti. Ne yazık ki zamanı uzun sürdü ve bir daha geri dönemedi. Veli Gürcan hastalanmıştı.

Oysa kendisiyle sözleştiğimiz üzere Ankara’da ev bile hazırlamaya başlamıştık. Çünkü kendisi artık kimsenin evinde kalamayacağını söylemişti bize. O görüşmeden bende kalan unutamadığım şey abisinin eşinin bize söylediğidir. Abisinin eşi bize ne edin edin Veli ağabeyimi buradan götürün demişti. Çünkü; Veli ağabeyim bağ evinde yalnız diye düşündüğüm için bir kadına düğürlük ettim o kadın da, “o aklını yemiş adama mı kaldım’ diye beni geri çevirdi demişti…

Kendisiyle son görüşmemse bir telefon konuşmamız oldu. Cezamızın kesinleştiği için aranır durumdaydık. O ise İzmir Göğüs Hastanesi’nde neredeyse son günlerini yaşıyordu. Bana kendi durumunu önemsemeden “Yahu ağam nedir bu devletin senden istediği” demişti. Sonra öldü cenazesine bile gidemedim. Birkaç gün sonrada Ankara’da düzenlenen bir operasyonla tutuklandım.

O öldükten sonra kendisine TSİP’li ya da değil pek çok çevre sahip çıktı. Ve hatta mezarını bile yaptırdılar. Gerçekte bu insanoğlunu anlamak çok zor. O sağken kimsenin içtenlikle sahip çıkmadığı Veli Gürcan her nedense birden sahiplenilencek insan olarak görüldü ve herkes orada görünmek için yarıştı. Şimdi kızı Aslı’nın mezarı başında söylediği “Babamın ne çok dostları varmış” sözü nasıl da hüzünlendirici değil mi?

   Ve zaten bu işte her zaman için bir gariplik olmuş, benim de aklıma hep takılmıştır nedense. Tanıdığım bir çok komünist kimseyi sağken her nedense arayan soran olmamıştır ama öldükten sonra kimi zaman salonlarda, kimi zaman mezarı başında birileri anar olmuştur. Burada kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur betimlemesi biraz yerine oturan bir benzetme değil ama her nedense bütün anmalar bu alışkanlıklar içinde yapılıyor. Beni de asıl kızdıran şey budur. Ama biz TSİP’liler olarak söz veriyoruz Veli Gürcan yoldaşımızı kendi emekleri ile anacak ve kendisin asla unutturmayacağız.

Parti olarak Veli Gürcan’ın adını yaşatmak için onun adına sayısız çalışmalar yapacak olan eylemlilikler yürüteceğiz. Bu konuda ilk işimiz Veli Gürcan’ın adını verdiğimiz PARTİ OKULU olacaktır. Onun adına bilimsel araştırmalar düzenleyecek yazın alanında etkinlikler düzenleyeceğiz.

Bu partide Veli Gürcan’ı herkesten çok daha iyi tanıyan biri olarak onu gerçek insanlığı ile döne döne anarak hakkında düşündüklerimi bitirmek isterim.

Kimi insanlar vardır ki, devrimcidir. Ama sadece devrimcidir. Onların devrimcilikleri de soğuk demir gibidir insanı asla ısıtmaz. İnsanı asla ta can evinden sarıp sarmalamaz. Onlara bir türlü ısınamazsınız, söyleyeceklerinizi bile söylemekten çekinir ve hatta başka dünyaların insanları olduğunuzu bile düşünürsünüz. Bu gibiler çoğu zaman bu durumlarına sayısız neden ileri sürebilirler. Çoğu zaman da bu davranışlarını disiplin adı altında sürdürürler. Oysa gerçeklerin öyle olmadığını küçücük bir sınama denemede bile yakalar ve hayal kırıklığına uğrarsınız.

Şimdi gelelim Veli Gürcan’a; bu arkadaşımız ne adına olursa olsun o sıcak, o kucaklayan insan yanını bir kez bile olsun es geçmiş biri değildir. Kendisine en ağır sözler söyleyen kimseleri bile hoş görmekle kalmamış onları Veli Gürcan sıcaklığı ile sarıp sarmalamıştır. Veli Gürcan sıcaklığı dedimse kimse bu da nasıl bir şeydir deyip geçmemelidir. Gerçekten de onu tanıyanlar benim bu tanımlamama hak vereceklerdir. Bu nedenle bizim partimizde yoldaşlar arasında sıcaklığın adı da Veli Gürcan sıcaklığıdır. Bu sıcaklığı ve insan davranışını her yoldaşımıza karşı sonuna kadar korumak Veli Gürcan arkadaşımıza bizim borcumuzdur diye düşünüyor, attığımız her adımı buna göre atıyoruz.

Şimdi o yok. Ama onunla birlikte biriktirdiğimiz bütün değerler bizim için yeri doldurulamaz önemde birer hazinedir. Gürcan’ın babasını da iyi tanıyan biri olarak Veli Gürcan’daki güzelliklerin kaynağını çok iyi biliyorum. Her ikisini de bu nedenle bir kez daha yürekten anmayı bir görev sayıyorum.

Turgut KOÇAK


MUSTAFA ALIMCI

1933 - 1986

1933 YILINDA KAYSERİ'NİN ÖZVATAN İLÇESİNDE DÜNYAYA GELDİ.KAYSERİ PAZAR ÖREN KÖY ENSTİTÜSÜNÜ BİTİRDİKTEN SONRA SİİRT'İN TİLLO  İLÇESİNDE ÖĞRETMENLİĞE BAŞLAYAN MUSTAFA ALIMCI DAHA SONRA KAYSERİ'NİN EKREK (KÖPRÜBAŞI) KÖYÜNDE  BULGARİSTAN GÖÇMENLERİ VE ERMENİ VATANDAŞLARININ EĞİTİMİ İÇİN YAZ TATİLLERİNİ FEDA EDEREK ÇALIŞTI.

 ALIMCI O YÖREDEKİ HALKIN SAYGI VE SEVGİSİNİ ÜZERİNDE TOPLAMAYI BAŞARDI.1964 YILINDA YİNE KAYSERİ'NİN ERKİLET  İLÇESİNE ATANAN MUSTAFA ALIMCA BURADA 1 YIL ÇALIŞTIKTAN SONRA KAYSERİ MERKEZE ATANDI.

ALIMCI KAYSERİ'DE SİYASİ ÇALIŞMALARINA DAHA DA HIZ VEREREK TÖS VE TİP İÇERİSİNDE AKTİF OLARAK  YER ALDI. KAYSERİ'DE SOSYALİST HAREKETİN GELİŞMESİNE BÜYÜK KATKILARDA BULUNDU.

12 MART FAŞİST DARBESİ DÖNEMİNDE, ÇEŞİTLİ ZAMANLARDA, GÖZALTINA ALINAN MUSTAFA ALIMCI, 1972 YILINDA AİLESİYLE BİRLİKTE  İSTANBUL'A  YERLEŞTİ. ALIMCI BURADA TSİP İÇİNDE AKTİF OLARAK ÇALIŞMALARA KATILDI VE YİNE AYNI DÖNEMDE  TÖB-DER İÇİNDE DEMOKRATİK MERKEZİYETÇİLER GRUBUNDA  ÇALIŞMALARDA BULUNDU. PARTİSİ TSİP'İN VE TÖB-DER'İN TÜM EYLEM VE ÇALIŞMALARI'NA FEDAKARCA KATKILARDA BULUNAN MUSTAFA ALIMCI,12 EYLÜL DARBESİNDEN SONRADA  PARTİSİNİN İLLEGAL ÇALIŞMALARINA KATILDI.

DEĞERLİ YOLDAŞIMIZ MUSTAFA ALIMCI, 1986 YILI'NIN 1 ARALIĞINDA KANSERE YENİK DÜŞEREK HAYATINI KAYBETTİ.

MUSTAFA ALIMCI YOLDAŞIMIZI

SEVGİ VE SAYGIYLA ANIYORUZ.


BEKTAŞ ÖZTÜRK

1931 - 10.Şubat.2004


      Bektaş ÖZTÜRK yoldaş,1931 yılında Yozgat merkezine bağlı ÇORAK Köyünde dünyaya geldi.
O Yıllar köyde ilk okul yoktu.köyün en yaşlılarından ilk okuma yazmayı öğrendi.Daha sonra 1938 yılında, Kayseri Pazarören KÖY ENSTİTÜSÜ,ne yatılı öğrenci olarak girdi.Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra ilk göreve memleketi Yozgat ili merkezine bağlı -HASANÇİ-Köyü ilkokulunda göreve başladı.Daha sonraki yıllarda Yozgat ve Kayseri ilinin köylerinde görevlerde bulundu.
      1966 yılında ise Yozgat  ili merkezinde Cumhuriyet İlkokulunda emekliliğine kadar aynı ilkokulda devam etti.1975 yılında emekli oldu.


      Yozgat merkezdeki görevli olduğu yıllarda önce TÖS daha sonraları TÖS'ün yerine kurulan TÖB-DER de yönetim kadrolarında ve başkanlıklarında bulundu.
      1976 yılında Yozgat'ta ilk Halkevini kurdu ve ilk halkevinin başkanlığını yürüttü.
      1974 yılıda kurulan TSİP ne katıldı.1977 Yozgat'ta SGB nin kurulmasını gençlik örgütlenmesini sağladı.bir çok eğtim kültür konularında eğtim çalışmalarını yürüttü.Parti yayınlarının ve özellikle Kitle dergisinin şaşmaz takipçisi idi.Okur, okutur ve dağıtırdı.
      Tiyatro kurdu,tiyatroda oyunculuk yaptı.


      1979 yılında İzmir'e gediğinde ilk işi olarak Bornova TSİP ilçe teşkilatını kurdu.İlçe başkanlığı yaptı.
       Yozgat'tan İzmir'e iki nedenden dolayı geldi.Birincisi çocuklarına iş imkanı yaratmak,ikinci nedense  Demokratik hak ve özgürlüklerin tüm insanların elinden alınması ve Yozgat'ta, faşist baskıların son noktaya gelmesiydi.Yozgat'ta ve katıldığı bir çok etkinliklerdeki konuşmaları nedeniyle bir çok kez göz altına alındı ve yargılandı.

Bektaş ÖZTÜRK yoldaş hiç bir zaman parti ideolojisinden uzaklaşmadı.Uğradığı her türlü baskılara rağmen o hep dimdik ayakta kaldı.İnandıklarından ve partisinden hiç bir zaman taviz vermedi.
       Gençlik yıllarında Sporla da iç içe oldu.O yıllarda futbol oynadı.O hep şunun altını çizerdi.Her yaşın yaşamda ayrı bir yeri vardır.Her yaşın gerektirdiği şekilde yaşanmasından yana olduğunu belirtirdi.
       Bektaş ÖZTÜRK yoldaş'ın ikisi kız, beşi erkek, yedi çocuğu vardı.erkek çocuklarının hepsi partilidir.
       
       Bektaş ÖZTÜRK yoldaş'ın mezarı İzmir/Bornova mezarlığında TSİP eski Merkez Yürütme Kurulu üyesi VELİ GÜRCAN yoldaş'ın mezarının yanındadır.Bektaş ÖZTÜRK yoldaşı saygıyla anıyoruz.

Onun mücadelesi mücadelemize ışık tutacaktır.

Partili yoldaşları olarak,Onu unutmadık unutmayacağız.


Vural COŞKUN

1937 - 1994

1937 Yılında Yozgat'ın Çorak Köyünde doğan Vural COŞKUN, daha önce kökenlerini araştıran, “Cemal Oğulları” adlı bir roman yazıp akrabalarına sunmuştu. Gördüğü ilgi onu ikinci kitabı olan “Eğitmen” romanını yazmaya itti. Kitabın basım hazırlıkları sürerken rahatsızlanarak hastahaneye kaldırıldı ve yaşamını yitirdi.

Vural ÇOŞKUN, ODTÜ'de işçi olarak çalıştı ve oradan emekli oldu. İşçi olarak çalıştığı dönemlerde sosyalistlerin yanında yer alarak, emekten yana onurlu bir yaşam sürdü. İşçi olmasına karşın onun aydın kişiliği dostları arasında sevilip sayılmasını sağladı. Aydınlığa ve güzelliğe karşı duyduğu tutku çocuklarının eğitiminde önemli bir rol oynadı.

 Vural COŞKUN’u tanıyanlar, onu insan sevgisiyle dolu bir kişi olarak bilirler. O yobazlığı seçenleri ve dini politikaya alet edenleri hiç sevmezdi. Ölmeden önce bile bu konuda yakınlarına vasiyette bulunmayı ihmal etmemişti.

Vural COŞKUN, aynı zamanda parti MYK üyemiz ve genel saymanımız  Necdet ÇOŞKUN yoldaşın da babasıdır.

Biz, Vural COŞKUN’un dostları olarak kendisini saygı ve sevgiyle anmayı hep sürdüreceğiz. Onun anısı bizlerle hep yaşayacak. Onu, o güzel insanı, mücadelemizde yaşatacak. Hiç unutmayacağız.

 

VURAL COŞKUN YOLDAŞ’A

DOĞUM : 1937 

ÖLÜM : 07.09.1994



     Yıl 1937...
     Yeni bir ışık,yeni bir mücadele adamı geldi bu dünyaya…Çocukluğundan bir şey anlamadı;çünkü çalışmakla geçti bütün çocukluğu.Gündüzleri çalıştırır,geceleri kitap odalarında kitap okuturlardı ona.Ali’nin çatal kılıcından ,Kerbela’da Hasanla Hüseyin’in katledilmesini dinlerken,büyüklerinin nasıl dövündüklerini görmekten gına gelirdi.O,ta o zaman görmüştü karanlığa gömüldüğünü halkın.Daha küçüktü,sesi çıkmazdı.Sesi çıkarsa kızarlardı! Bu çalışma,bu karanlık yazıları okumak yıllarca sürdü.O,kendi kendine söz verdi çocuklarını yetiştirirken karanlığa bulaştırmamaya..

     O,artık genç bir adamdı,onu evermek lazımdı;köylü bir kızla everdiler.Artık bu onursal mücadeleyi eşiyle beraber göğüslemişlerdi…Bu arada çocukları dünyaya geliyordu.Zaman zaman kendi kendine verdiği söz aklına geliyor,çocuklarını karamsarlıktan,bilgisizlikten uzak tutmanın yöntemlerini arıyordu…

     Yıllarca çalıştıktan sonra evini ve ailesini şehre taşımanın bir yolunu buldu.Bir taraftan çocuklarını okutuyor,bir taraftan çalışıyordu.Kolay değildi;yedi çocuk,onların bakımı,eğitimi…Ama o bir mücadele adamıydı.Hem hayatın çelişkilerini kavrıyor,hem çalışıyordu.Kavradığı çelişkileri çocuklarına anlatıyor,onları aydınlatıyordu.Artık kurtuluşun sadece çalışmak değil,hayatı çalışanlarla birlikte emek vererek değiştirmek olduğunu anlıyordu.Hayatı birlikte yaşamak,paylaşmak hangi sistemde vardı?

     Onu da buldu,SOSYALİZM ile tanışması böyle oldu…

     O hiçbir zaman çocuklarına mücadeleden,dayanışmadan uzak durun demedi.Hayatı değiştirmenin bedeller ödeyerek gerçekleşeceğini anlattı çocuklarına,hiçbir zaman korkmadı,korkunun çözüm olmadığını anlattı çocuklarına…ODTÜ’de işçi olarak çalıştığı dönemlerde de hep işçilerin mücadeleleriyle bütünleşerek onurlu bir yaşam sürdü.Hayata veda ederken bile karanlığa saplananlara bir mesaj vermeden gitmenin doğru olmadığını düşündü ve kararlılığını son nefesine kadar sürdürdü.ŞİMDİ YEDİ YENİ IŞIK DA SENİN YOLUNDA İLERLİYOR…

     14. ölüm yıl dönümünde,bu mücadelenin yiğit evladı Vural COŞKUN'u, sevgili babamı, partili yoldaşları olarak, saygıyla anıyoruz…



TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ
MYK ÜYESİ VE GENEL SAYMAN

Necdet COŞKUN


 

TÖB-DER

GENEL BAŞKANI

GÜLTEKİN GAZİOĞLU’NUN

ANISI

MÜCADELEMİZE IŞIK TUTUYOR

Ahmet İnce*

 

 

12 Ağustos 2005 tarihinde, eğitim emekçileri hareketi, büyük çınarlarından birini kaybetti. Fırtınalı bir yaşam ve çetin mücadele yılları hızla akıp geçti.

       Özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesinin sıra neferi, eğitim emekçileri hareketinin unutulmaz önderi TÖB-DER Genel Başkanı Gültekin GAZİOĞLU’nu,ölümünün 3.yıldönümünde,saygıyla selamlıyoruz.

 

(YAZININ TAMAMI)

 



MEHMET PALAZ


    
19.06.1978 günü Adana Marsa Fabrikası önünde işçilerle partimizin "Sendikal Haklar Kampanyası" bildirilerini dağıtırken pusu kuran faşistlerin otomatik silahlarla şehit ettikleri GENÇ SOSYALİSTLER BİRLİĞİ üyesi yoldaşımız Mehmet PALAZ,şimdi bizimle birlikte aramızda... Yüreğimizde yaşıyor. Gülnar'da mezarına yoldaşları kırmızı karanfiller koyacak.


BAYRAM TURAN

Bayram TURAN SOSYALİST GENÇLER BİRLİĞİ Espiye Şubesi Yönetim Kurulu üyesi idi. 29 Mayıs 1978 günü faşist katiller tarafından katledildi.

Bayram TURAN genç bir sosyalistti.Sosyalizm mücadelesi yolunda kararlı bir arkadaşımız.örgütlü bir neferimizdi. Onu tüm yoldaşları unutmadılar. O simdi partimizin bir köşesinde kızıl bir bayrak gibi saçlarını rüzgara vermiş yoldaşlarını selamlıyor.


 Doç. Dr. ORHAN YAVUZ



    
Orhan YAVUZ, Erzurum Atatürk üniversitesi'nde öğretim görevlisi idi. Faşist güçlerin,devrimciler üzerinde baskılarını boşa çıkarmak için devrimci öğrencilerin yanında saf tuttu. Faşist güruh,bu aydın ve güzel insanımızı kendileri için aşılmaz bir set olarak gördüklerinden onu 1977 yılında katlettiler.


     Doç. Orhan YAVUZ'un katledilmesinden sonra Üniversiteyi ellerine geçiren faşistler, devrimci öğrencilerin can güvenliğini
ortadan kaldırarak üniversiteyi tamamen işgal ettiler.
İşçi sınıfı sosyalizminin onurlu savaşçısı, yoldaşımız Orhan YAVUZ'U unutmadık.


  FERHAT UZUN

Ferhat UZUN yoldaşımız, aramızdan ayrılalı 12 yıldan fazla oluyor.

Onu 22 Haziran 1995 günü yitirdik. O sessiz,dürüst çalışkan ve yiğit bir yoldaşımızdı. Parti toplantılarında ve mitinglerinde yine bizimle olacak,yine bizimle yürüyecek.

Kendisini,sevdiğini bildiğimiz bir şiirle anmak istiyoruz.

"Devrilecek üstüme kelebeğin kanadı / Altında kalacağım hafifin / Ve ölüp gideceğim sağrısı köpüklü atların üstünde"

Ferhat UZUN yoldaş, son nefesini verirken bile "yaşasın sosyalizm... yaşasın tsip..." diye nefesi çıktığınca haykırıyordu.

Bu da yoldaşımızın mezar taşına kazınmış  bir şiir:

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar birgün

zulüm biter.

menekşelerde açılır üstümüzde

leylaklarda güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler...


AHMET DESTELİ

Ağustos 1980 Yılında faşistler tarafından katledilen  Ahmet DESTELİ,  Paktaş-2' de tekstil işçisi ve Tarsus İlçe Örgütü üyesi idi.

 Ahmet DESTELİ arkadaşımızın, onurlu savaşımını sürdüren partili yoldaşları olarak bir kez daha anıyoruz.


BİRGÜL ŞAHİN

1999 YILINDA KAYBETTİĞİMİZ, PARTİLİ YOLDAŞIMIZ

BİRGÜL ŞAHİN ve KIZLARI

MOSKOVA'DA NAZIM'IN ANIT MEZARI BAŞINDA

 

PARTİLİ ARKADAŞLARIN OLARAK SENİ ÇOK SEVİYORUZ

BİRGÜL YOLDAŞ

SENİ HER ZAMAN SEVGİYLE ANACAĞIZ.

BİRGÜL YOLDAŞ'I DAHA YAKINDAN TANIMAK İÇİN TIKLAYINIZ


GÜNAY GEÇGİLİ

1950 - 2003

2003 TARİHİNDE YAKALANDIĞI AMANSIZ HASTALIK SONUCU YAŞAMINI YİTİREN,İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ ÜYEMİZ ve AYNI ZAMANDA İSTANBUL ESKİ İL BAŞKANIMIZ NURİ GEÇGİLİ'NİN DE EŞİ OLAN GÜNAY GEÇGİLİ YOLDAŞIMIZIN ANISINI YAŞATACAĞIMIZA PARTİLİ YOLDAŞLARI OLARAK SÖZ VERİYORUZ.

O İYİ BİR YOLDAŞ,İYİ BİR ANNE VE YÜREĞİ SEVGİ DOLUYDU...

SENİ UNUTMAYACAĞIZ GÜNAY YOLDAŞ


Hanefi Özer

1958 -18.06.1996

             O’ küçücük bir ayna ile bağlıydı Hayata. Özgürlük ve sosyalizm mücadelesine genç yaşlarda katılan Hanefi özer yoldaş Erzurum Aşkale ilçesinde alevi bir ailenin çocuğudur. Gençliğin mücadeleye yoğun bir biçimde katıldığı dönemlerde Hanefi özer de mücadeleye Türkiye sosyalist işçi partisinin  Gençlik örgütü sgb ile katılmış Beşiktaş ilçesi üyelerindendir. 

1977 de İstanbul gültepede  partinin bildiri dağıtımında faşistlerin silahlı saldırısı sonucu  Orada yaralanmış daha sonra hastaneye kaldırılmış onu uzun süre yatağa bağlayacak olan Omuriliğine saplanan kurşun onu felç etmiştir . Uzun tedaviler cevap vermedi Ankara da ve İstanbul da hemen hemen bütün olanaklar seferber edildi ancak olmadı kurşun kördü ve adresi de sormamıştı.

Ölümüne değin yatakta yatmak durumunda kalmıştır. Hanefi özer İnsan olarak ve bir sosyalist olarak son derece güzel bir insandı.İdrar Sondajının  kana  karışması sonucunda sevgili hanefiyi kaybettik.

Ben cezaevi öncesi ve cezaevinden çıktıktan sonra hanefiye düzenli olarak ilgilendim benim dışımda iki kişiden başka Hanefi'nin yanına maalesef kimse uğramadı. Hanefi'nin resmini ve izini ve onun anısı üzerinden konuşacakların bunu iyi bilmesi gereklidir. Hanefi vurulduğunda

Hanefi'nin küçük bir aynası vardı. Yatağının başucu cama yakındı o aynayı cama tutar  Gelen gidene bakardı. Bazen bizim arkadaşlarımız geçerdi ve onların ilgisizliğine çok içerlerdi. Burada söylenebilinecek en güzel şey Hanefi'nin hayata ve sosyalizme olan bağlılığı idi. Ben Hanefi'nin evinin önünden her geçişimde yatağının bulunduğu cama tarafına bakar dururum sanki Hanefi aynası ile beni çağıracak diye .

Devrim ve sosyalizm şehidimiz Hamza balcı ile birlikte hasdal mezarlığında yatmaktadırlar.

HASAN BALCIOĞLU


ONLAR KAVGAMIZIN

BİR SIRA NEFERİYDİLER...

ANILARINI MÜCADELEMİZDE YAŞATACAK ve

ÖLENLERİN BOŞA ÖLMEDİĞİNİ BİLEREK

SAVAŞIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ...


 ÖNEMLİ NOT:PARTİ ARŞİVİMİZ "BİRİLERİNİN"ELİNDE KALDIĞI VE DAHA SONRA BU KİŞİLER TARAFINDAN "TARİH VAKFINA" VERİLDİĞİ İÇİN, BAZI YOLDAŞLARIMIZIN, BİLGİLERİNE ULAŞAMADIK.

BU KONUDA, YAŞAMLARINI YİTİREN YOLDAŞLARIMIZIN AİLELERİNDEN VE YAKINLARINDAN RESİM-KISA ÖZGEÇMİŞ V.B. BİLGİ VE DÖKÜMAN DESTEĞİ BEKLİYORUZ.                      

BİZE, tsip1974@hotmail.com e-mail adresinden ulaşabilirsiniz.


İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

[- Sayfayı yazdır - ]


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA