İRADEYE KARŞI - KARŞI İRADE

TURGUT KOÇAK


Bu yazıyı yazmamızın nedeni Tektaş Ağaoğlu’nun “Yeniden Kuruluş İçin Forum” Kitap-1, Ekim 2006’da “Sosyalizm’in Krizi” Dünyada ve Türkiye’de İrade Krizidir” başlığıyla yayımlana yazısıdır.

Tektaş Ağaoğlu’nu tanımayanlar için kısa bir tanıtım yapmakta yarar vardır. Ağaoğlu, 1974 yılında kurulan Türkiye Sosyalist İşçi partisi (TSİP) kurucularından olup 12 Eylül 1980 faşist darbesine kadar da partinin Merkez Yönetim Kurulu üyesidir. 12 Eylül’e kadar TSİP içerisinde özel bir yeteneğine tanık olunmamasına karşın en önemli özelliğinin TSİP’ten kopan TKP-B tartışmaları sırasında TKP-B için söylediği söz olduğu bilinir. Tektaş Ağaoğlu, TKP-B için “TKP-B, TSİP içinde bir kisttir, kesilip atılmalıdır” demiştir. SSCB’nin yıkılmasının ardından Avrupa ve Türkiye’de başlatılan tartışmalarda ise hem TSİP hem de Türkiye Sol’u içinde kendisini ‘Leninist’ olarak tanımladığı halde sürekli olarak neo-liberal solcularların ve sapma sol akımlarla birlikte davranarak Sosyalist Birlik Partisi (SBP), Birleşik Sosyalist Parti (BSP), Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) serüveninden sonra partisiz kalarak, yeni bir ‘irade’ yaratmaya soyunanlarla birlikte ‘Leninist’ kararlılığını yaşama geçirmeye uğraşmaktadır.

Ağaoğlu yazısında; “İrade’den kastım bu. Ucu sınıfsız topluma açılan sosyalizm için mücadele iradesi… Bu irade bir süredir kırılmıştır. Tamirinin imkansız olduğu, çünkü nesnelliğe aykırı düştüğü iddia ediliyor. Sosyalizm mücadelesinin, mücadele olarak, sökmeyeceği, geçmeyeceği, beyhude olduğu zihinlere kazınmak isteniyor. Sınıf mücadelesinin adı hiç anılmıyor. “Sınıf”tan söz etmenin tutuculuk, gericilik, düpedüz enayilik olduğu her fırsatta, her zeminde eski yeni kuşakların bilincine ve vicdanına aşılanıyor. Bu yolda her hasa bet mubah” diyor.

Gerçekten de bu insanoğlunu anlamak zor. Uzun uğraşlardan sonra yaratılan TSİP gerçeğine sırt çevirerek parti yıkıcılığında görev üstlenip, yukarıda eleştirdiği çizgi ve kişilerle birlikte davranarak, sosyalizm savaşımını bırakmış, sınıftan söz etmeyi zül sayanlarla birlikte 15 yılı tüketen sanki Tektaş Ağaoğlu’nun kendisi değilmiş gibi birilerine eleştiri yöneltmeye kalkışmak anlaşılır gibi değil. Şu “Forum”u çıkartanların Tektaş’ı tanımıyor oldukları düşünülemez. Belki de bu arkadaşlarda Tektaş Ağaoğlu gibi yeniden açı düzeltmeye kalkışanlardır kimbilir?

İşte bu yüzden Türkiye Sosyalist Sol’u “mücadele” kimliğini de benimsese bir türlü kendine gelemiyor. “Sol Birliği”nin çekiciliği arkasına yaslanarak TSİP’te ‘tasfiyecilik’ suçu işleyenler nasıl oluyorsa “... ‘sınıf’tan söz etmenin tutuculuk, gericilik, düpedüz enayilik olduğunu her fırsatta, her zeminde eski yeni kuşakların bilincine ve vicdanına aşılanıyor. Bu yolda her hasa bet mubah.” Diyerek bir anda sütten çıkmış ak kaşık oluveriyorlar.

Mücadele kararlılığı da ne ki? Sosyalizm mücadelesi konusunda denenmiş sınanmışlıkları biliniyor olsalar da kalkıp “... Bu irade bir süredir kırılmıştır” dediniz mi iş olup bitmektedir. İşin asıl kötüsü de kimsenin aklına bu iradeyi kim kırmıştır diye sormak gelmiyor. Bize göre bu iradeyi kıran ne yazık ki burjuvazi değildir. Bu irade tam da Tektaş Ağaoğlu ve benzerleri tarafından kırılmaktadır. Tektaş Ağaoğlu ve benzerleri kendilerini desteklemeleri için Marks’tan ve Engels’ten alıntılar da yapsalar sonucu değiştiremeyeceklerdir. Hele de bu yazıyı okudukları zaman bizim haklılığımıza söyleyecek bir şeyleri bulunmadığı için kendilerine mürit yapmayı becerdikleri birkaç kişinin kulağına bizimle ilgili olumsuzluklar fısıldasalar da sağlıklı sonuçlar yaratmış olmayacaklardır. Çünkü bizim gocunacak bir yaramız yoktur. Yada bir kez olsun ne dostlarımıza ne de sosyalizm savaşımına en küçük bir ihanetimiz yoktur. Aksine ödediğimiz bedeller ortadadır.

Ağaoğlu birilerine haklı göndermeler yapıyor. Diyor ki; “...kimileri Lenin’in taktik bir deha sahibi bir maceraperest olduğu şimdi anlaşıldı diye düşünür oldular. Çoğunluk, sosyalizm ya hiç olacak şey değilmiş, yada olursa işte Stalin’in yaptığı gibi olurmuş demeye başladı.” “...89’da komünist militanlıktan 92’de Çerkez milliyetçisi olmaya doğrudan geçiş yapanları bilmiyor değiliz.”

Tektaş Ağaoğlu gibi TSİP’in MYK’sında görev alıp da, parti sürekliliğinin sağlanması ve sağlam öğretisel çizginin sürdürülmesi için kılını kıpırdatmayan aksine partiye karşı savaş açanların insanların sağa yada sola savrulmaları ile ilgili söyleyecek fazladan bir sözleri olması gerekir. Hele Tektaş Ağaoğlu’nun böyle davranmaya hiç mi hiç hakkı yoktur. Çünkü bizim gibi geçmişi unutmayan birileri çıkabilir ve “siz öyle söylüyorsunuz ama siz de sözünüzün adamı değilsiniz” deyiverir.

Birçok insan çıkabilir ve “dün, dünde kaldı, biz bugüne bakalım” diyerek bizi eleştirebilirler. Biz eleştirilmeyi göze almasak zaten bunları yazıp fincancı katırlarını ürkütmeye kalkışmayız.

Alın size bir alıntı daha. “İrade zaafa düştüğünde, ‘yapamıyoruz/olmuyor’a dönüşür. Olmuyorsa, boşuna ısrarda yarar yoktur. İlla siyaset yapacaksanız, başka kılıklara girip başka işlerin peşine düşersiniz.

“-İtalyan KP- komünistlikten (Sovyet komünizminden değil, kendi komünizminden) istifa ederek, sosyal demokrat oldu. Adını, programını ve tüzüğünü, bayrağını, her şeyini değiştirdi... İtalyan işçi sınıfı, ülkenin bütün çalışanları bundan ne kazandılar?”

“Benim şahsi kanaatim odur ki, İtalya’da gün olup da Berlusconi gibi bir soytarının onca yıl başbakan olmuş olması 1985-1991 arası İtalyan KP yöneticilerinin – ve de çok büyük bir bölüm militanlarının – içine düştükleri irade zaafı nedeniyledir. Hayatta öyle şeyler olur ki, onlar olduktan sonra artık olmayacak şey yoktur.”

Ağaoğlu’nun görüşlerine katılmamak elde değil. Ancak TSİP’i biz olmasaydık sonsuza dek kapatmaya kalkışarak tarih yapmaya kalkışanların içinde kendisi de bulunmaktaydı. Hem de ne adına? Ağaoğlu’nun eleştirdiği İtalyan KP’nin ilkelerinden de geri ilkeler savunan SBP, BSP ve ÖDP gibi oluşumlar adına. Hiç değilse İtalyan Komünist Partisi’nin adında sınıfın siyasal örgütlenmesini ifade eden Komünist sözcüğü var. Tektaş Ağaoğlu’nun girdiği, en sonunda da ayrıldığı partilerde ne özellik var? Şimdi çıkıp bunları söylemek için insanın kendisinin sağlam bir irade sahibi olması yada öyle bir iradeyi temsil eden bir yapılanmada yer alması gerekmez miydi. Gerekirdi ama ne yazık ki, Ağaoğlu böyle bir tutum sergileyemediği gibi bu yönde inandırıcı bir tutum da almamıştır.


TSİP’in son merkez komitesi toplantılarından birisinde kendisiyle yaptığımız konuşmada; “Bizim gibi düşündüğün halde neden bizimle birlikte davranmıyorsun” dediğimizde aldığımız yanıt hiç unutmuş değiliz. “Kurulacak birlik partisine birlikte gidelim, biz leninistler kolaylıkla o partinin yönetimini ele geçirir ve istediğimiz yaparız…” Biz gitmedik. O TSİP’i bir Genel Kurul’la yeniden oluşturduk. Tektaş Ağaoğlu’da biz gitmediğimiz için SBP, BSP ve ÖDP’nin yönetimini ele geçirerek leninist yapamadı ve ayrıldı. Ne komik değil mi arkadaşlar? İnsan doğru şeyler söyleyerek de tıpkı Tektaş Ağaoğlu’nun dediği gibi; “… illa siyaset yapacaksanız, başka kılıklara girip başka işlerin peşine düşersiniz” diyerek yanlışa düşebiliyor.

Biz bu yazıyı yayınlamak isterdik. Yayınlayacağız da. Çünkü TSİP üyelerinin bilgilenmesini istiyoruz. Salt bilgilenmek değil yararlı olacağını da düşünüyoruz. Şu belirlemeyle, TSİP’ten sorarım kim karşı çıkabilir?

“Ne ki nesnellik sosyalizmden yana değilmiş. (Yada bugün için değilmiş) demek, aslına bakarsanız, nesnelliğe de bühtandır. Belirleyici olan ‘nesnellik’ değil, onun algılanışıdır çünkü. İnsan eylemini nesnelliğe bağlar ve orada işin içine irade girer. İrade olmadan nesnellik insansız (tarihsiz) bir dünyanın ‘nesnelliği” olarak dünyaya yabancı, anlamsız bir ‘şey’den başka bir şey değildir.”
……
Nesnelliği Bolşevik’çe algılamada yaya kalanlar yada yorulanlar, dünyayı değiştirme işine boş verip kendileri değiştiler. Dünyayı olduğu ve olmakta olduğu gibi değil, kendilerine gibi görmeyi seçtiler. Büyülendiler.
Kriz budur.”

Gelelim bu eleştiri oklarının kime karşı yapıldığına. Tektaş Ağaoğlu bu konuda bir hedef seçmiyor. Öyle sanıyoruz ki, buna gerek duymuyor. Çünkü sanırız böyleleri “sürüsüne bereket saymakla bitmez” diye düşünüyor. Ancak bu bize pek anlamlı gelmiyor. Eğer Türkiye Solu’nun başına bir irade yokluğu olarak kriz saracak kadar zararlı birileri varsa, bunlara kesinlikle işaret edilmeli ve Türkiye Solu bu belalardan kurtarılmalıdır. Yoksa karanlığa taş atarak “Bolşevik algılamada yaya kalanlar” her kimlerse; kimsenin aklına gelmeyebilir. Bir başka deyişle onca emek vererek yapılan iş ürkütülen kurbağaya değmez.

Ama belki de Tektaş Ağaoğlu eleştirilerin muhataplarını bilerek dile getirmiyor. Çünkü, günümüzde eleştiriyi sindirebilenlerin sayısı o kadar azaldı ki, eleştiride haklı sa olsanız (şimdi bu da moda) pek sevilmiyorsunuz. Sevimsizlerin söylediklerine ise kimsenin dönüp bakmayacağı bir gerçekken neden Tektaş Ağaoğlu bu yolu seçsin ki?

Biz yine de “Bolşevik” betimlemesi geçtiği için bir anımsatmada bulunalım. Kuşkusuz eleştiri bir sanattır. Kimse eleştirilerek paspasa çevrilmek istenmez. Bu hoş bir şey de değildir. Ancak bu konuda Lenin’in eleştirilerine bakmakta yarar var. Lenin, isim vermeden ne bir kişiyi ne de bir grubu eleştirmiş değildir. Bolşeviklikten konuşuluyorsa Bolşeviklerin tarzına da bakmak gerekir diye düşünüyoruz. Yoksa sayısız insan, krizi yaratanların elinde oyuncak olmaktan kurtulamıyor. Salt bu yüzden sağa sola savrulanlarla uğraşmaya kalkışsak bize zaman kalabilir mi? Gerçekten de çekinmeye gerek yoktur. İradesizlik biraz da bu değil mi?

Yazımızın sonuna gelirken alıntılarımızın da sonuna gelmiş bulunuyoruz. Tektaş Ağaoğlu yazısını şöyle sürdürüyor:

“Bilgi ile emek birbirini dışlamaz. Hiçbir zaman dışlamamıştır. Biri diğeri için olmazsa olmazdır. Sermayenin bilgi üretmesine, üretilen bilgiye ulaşmasına, ulaşılan bilgiden verim (Kâr) sağlamasına pekala müdahale edilebilir. Kimi yerde ve koşuda çok basit, kimi yerde ve koşulda son derece karmaşık bir organizasyon meselesidir bu. Bunun önüne ancak savaşla, kaba kuvvetle geçilebilir.
Bu her zaman dikkate alınması gereken bir vakıa. Hem de çağımızın her şeyi belirleyen en somut vakıası ama, geçicidir. Üstesinden niye gelinmesin ki? El elden üstündür!”

Bu betimlemelere baktığımız zaman Tektaş Ağaoğlu’nun gittiği yoldan döndüğümüzü görüyoruz. Şimdi çırılçıplak bir soru soralım?

- Bu yazıyı yazdığınıza göre neden ta başından beri irade kırılmasına karşı çıkan ve sosyalist savaşımın değerlerine sıkı sıkıya bağlılık gösteren TSİP aklınıza gelmiyor?

Yada sorumuz biraz daha hesap sormaya yatkın soralım.

- Yazınızda belirttiğiniz şeyleri doğru görmediğiniz ve gittiğiniz yoldan çark ettiğinize göre, neden bir özeleştiri yapmayı akıl etmediniz? Eğer böyle bir özeleştiri yaptınız da bizim haberimiz yoksa, biz bunu bizim eksikliğimiz olarak görelim. Varsa bir özeleştiri hangi kaynaktan öğrenebiliriz neler söylendiğini?

Diyorsunuz ki; “Krizi aşarsınız. Yeter ki krizin mevcut potansiyeller ve dinamiklerle aşılmaya hazır olduğunu kavrayın. İstediğinizi (sömürüsüz, sınıfsız dünyayı) KAZANMADAN elde edemeyeceksiniz. Kazanacağınızın garantisi yoktur ama, siz kavganın içindeyseniz eğer ve olduğunuz sürece, hiç değilse ‘kriz’ atlatılmış demektir.”

Günün birinde ölmeyecekmisiniz?

Hâlâ niye yaşıyorsunuz?

Ne kadar güzel. Sizin “siz” diye öznelendirdiğiniz kim ki? Yoksa, siz Tektaş Ağaoğlu siz o “siz”lerin içinde yok musunuz? En iyisi akıl vermektir, ama gailesi yok tasası yok diye düşünüyorsanız onu da bilelim ve bir anımsatmada bulunalım. Eğer kendinize “Bolşevik”im diyorsanız, Bolşevik olmak sadece akıl vermekle olmaz, aynı zamanda sosyalizm savaşımının içinde eylemli olarak da olmanız gerekir.

Biz çok içtenlikliyiz Bu yazıyı ele alırken amacımız asla siz şusunuz busunuz diyerek sizi kötülemek değildir. Sizi bizimle tartışmaya çekmek ve aynı zamanda düşman olduğunuz TSİP’i anımsatmaktır. Çünkü şu andaki TSİP’in içinde sizin de karşını olduğunuzu belirttiğiniz gibi “… 89’da komünist militanlıktan 92’de Çerkez milliyetçisi olmaya doğrudan geçiş yapanlar” da bulunmamaktadır.

Çünkü TSİP, sınıf çizgisi yerine etnik ve inanç politikalarını öne geçiren popülist çizgiden dün olduğu gibi bugün de uzaktır.

Biz hazırız; Ya siz?

Yoksa iradeye karşı karşı irade koymaktan kendinizi kurtaramazsınız.

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

               [- Sayfayı yazdır - ]                        


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA