DÜNYA YALNIZ BİZİM DEĞİL

ONLAR İÇİN DE BİRŞEYLER YAPABİLİRİZ...

ARKAPLAN RESMİNİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

 

 

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi

Giriş

Yaşamın tek olduğunu, yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni olduğunu ve türlerin evrimi yönünde farklılaştığını, yaşayan bütün canlıların doğal haklara sahip olduğunu ve sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü hakları bulunduğunu, bu doğal hakların küçümsenmesi ve hatta kolayca göz ardı edilmesinin doğa üzerinde ciddi zararlar doğuracağını ve insanoğlunun hayvanlara karşı suç işlemesine sebebiyet vereceğini, türlerin birlikte olmasının diğer hayvan türlerinin yaşama hakkının insanoğlu tarafından tanınmasını ifade edeceğini, insanoğlu tarafından hayvanlara saygı gösterilmesinin bir insanın bir diğerine gösterdiği saygıdan ayrı tutulamayacağını dikkate alarak, ilan edilir ki;

 

Madde 1

Bütün hayvanlar biyolojik denge kavramı içerisinde varolmak bakımından eşit haklara sahiptir.

 

Madde 2

Bütün hayvanlar saygı gösterilme hakkına sahiptir.

 

 

Madde 3

1. Hayvanlara kötü muamele edilemez veya zalimane davranışlarda bulunulamaz.

2. Eğer bir hayvanın öldürülmesi gerekiyorsa, bu bir anda, acısız ve korku yaratmaksızın yapılmalıdır.

3. Ölü bir hayvana saygıyla davranılmalıdır.

 

Madde 4

1. Vahşi hayvanlar yaşama hakkına ve kendi doğal çevrelerinde özgürce üreme hakkına sahiptirler.

2. Vahşi hayvanların özgürlüğünden uzun süreli alı konulması, avlanma ve balık tutma geçmiş zamana ait olup hangi sebeple olursa olsun vahşi hayvanların bu şekilde kullanımı hayati olmayıp, akis davranışlar bu temel hakka karşıdır.

 

Madde 5

1. Bir insanın desteğine ihtiyaç duyan her hayvan uygun beslenme ve bakımı görme hakkına sahiptir.

2. Hiçbir koşul atında terk edilemez veya adil olmayan bir şekilde öldürülemezler.

3. Her tür soy üretme ve hayvan kullanımında soyun fizyolojisine ve kendi türüne özel davranışlarına saygı gösterilmesi zorunludur.

4. Hayvanları içeren sergiler, gösteriler ve filmler hayvanların onuruna saygı göstermek zorunda olup hiçbir şekilde şiddet içeremezler.

 

Madde 6

1. Hayvanlar üzerine yapılan fiziksel ya da psikolojik acı çekmeye sebep olan deneyler hayvanların haklarının ihlalidir.

2. Soyu tükenen hayvanların ya da yok edilen bir hayvanın yerine yenisinin ikame edilmesi yöntemleri geliştirilmeli ve sistemli olarak devam ettirilmelidir.

 

Madde 7

Gereği olmayacak şekilde bir hayvanın öldürülmesini içeren her kanun ya da buna yol açan her karar yaşama karşı işlenmiş suç kapsamındadır.

 

Madde 8

1. Vahşi bir hayvan soyunun hayata kalma onurunu hiçe sayan her yasa ve böylesi bir harekete sebep olan her karar soykırıma eşdeğer olup soya kaşı işlenmiş suçtur.

2. Vahşi hayvanların katledilmesi ve üreme yumurtalarının kirletilmesi, yok edilmesi soykırım cürümüdür.

 

Madde 9

1. Hayvanların kendilerine özgü yasal statüleri ve hakları hukuk tarafından tanınmak zorundadır.

2. Hayvanların güvenliğinin koruma altına alınması hususu Devlet örgütleri düzeyinde temsil edilmelidir.

 

Madde 10

Eğitimden ve okullaşmadan sorumlu merciler, vatandaşlarına çocukluktan itibaren hayvanları anlamayı ve saygı göstermeyi öğrenmeleri için olanak sağlamak zorundadır.

 

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki UNESCO Merkezi’nde törenle ilan edilmiştir. Bu metin, 1989 yılında Hayvan Hakları Birliği tarafından tekrar düzenlenerek 1990 yılında UNESCO Genel Direktörü'ne sunulmuş ve aynı yıl halka açıklanmıştır.

 

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi


Sayın Basın Mensupları,

Yıl 2006. Hayvanları Koruma Kanunu çıkalı 2 seneyi aşkın bir zaman olduğu halde ülkemizin birçok bölgesinde, Resmi Gazetede yayınlanan bir Kanun olmanın ötesinde hayvan hakları konusunda gözle görülür bir gelişme olmamıştır.

Bir 4 Ekim Dunya Hayvan Hakları günü münasebetiyle yine mesajlar verilecek, onların da birer CANLI oldğunu unutan bazı insanlara, hayvanların da kalpleri, damarlarında akan kanları, duyguları olduğu hatırlatılacak ve yine bakan ama görmeyen gözler, duyan ama dinlemeyen kulaklar umursamaz bir tavır alacak, bizler yurdumuzun her yanından hayvan katliam haberlerini okuyacak ve bulunduğumuz bölgelerde hayvanlara yönelik şiddeti önlemeye çalışacağız ve buruk bir 4 Ekim'in ardından hayvan hakları savunucuları tüm bu olumsuzluklara rağmen haklı oldukları mücadelelerine devam edecekler.

Türkiye'nin Uluslararası Hayvan Hakları Deklarasyonunu imzalaması ve TBMM'nin Hayvanları Koruma Kanununu çıkarmasının ardından geçen süreye rağmen giderek artan hayvanlara yönelik şiddet ve bu tabloya duyarsız kalan kanun yapıcı ve uygulayıcılarının tutumları bizleri umutsuzluğa sürüklemektedir. Demokratik bir ülkede bir vatandaş olarak hakkımızı ancak kanunlar yoluyla aramamız gerekmektedir. Ancak AB uyum paketi çerçevesinde çıkarıldığına inandığımız Hayvanları Koruma Kanunu şayet uygulamalardaki eksiklikler nedeniyle işlerlik ve işlevsellikten uzaksa, bizler neye ve kimlere güveneceğiz?
Şiddet,işkence,itlaf,barınakların tarif edilemez kötü şartları, kanunun emrettiği yerel yönetimlerin sivil toplum örgütleri ile işbirliğinde olma yükümlülüğünin uygulanmaması ülkemizde, kanuna rağmen işlenen suçlar olarak belleklere kazınmaktadır.

Aşağıda, Hayvanları Koruma Kanununu oylarıyla Meclis'ten geçirerek yasallaştıran TBMM Milletvekillerine defalarca yolladığımız ve cevap alamadığımız yazımızı bir kez daha Kamuoyu önünde Milletin Vekillerine sunuyoruz :

Sayın TBMM Milletvekilleri,

TBMM, 2004 Agustos ayında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kabul etmiştir.
Bu yasa hayvanların yaşam haklarının korunmasını tam anlamıyla sağlayamadığı gibi, bunun ötesinde Türkiye'de, barınaklarda ve sokaklarda hayvanlara karşı, gerek bazı belediyelerden ve gerekse bazı vatandaştan gelen VAHŞETİ daha da arttırmıştır.
Hem bu yasanın ve hem de İçişleri ve Çevre Bakanlıkları tarafından yayınlanan genelgelerin, çoğu belediye tarafından uygulanmadığı, ZEHİRLEYİP VURARAK öldürmenin ve barınaklarda PİSLİĞE, AÇLIĞA ve HASTALIĞA mahkum etmenin devam ettiği görülmektedir. Ayrıca birçok belediye KISIRLAŞTIR VE AŞILAT programını kanuna rağmen uygulamamaktadır.

Hergün posta kutularımıza gelen vahşet dolu resimler ve basında çıkan haberler içimizi dağlamaktadır. Bazı belediyeler tarafından sokaklardan alınıp çöplüğe atılan ve İNSANLAR TARAFINDAN TECAVÜZE uğrayıp iç organları parçalanan hayvanların, çöplüklerde su olmadığı için adeta KURUYARAK ölen hayvanların, barınak denen BELEDİYE ÖLÜM KAMPLARINDA pislik ve açlıkla gelen yavaş bir ölüme mahkum edilen hayvanların resimleri insanlık ayıbı olarak kalacaktır.

İnsan olmaya, çağdaş olmaya , müslümanlığa aykırı olan, Avrupa Birliğine adaylık sürecindeki bir ülkeye de yakışmayan ÇARESİZ HAYVANLARIN görüntüleri, bizi İNSAN OLARAK UTANDIRMAKTADIR.

TBMM nin bizzat kabul ettiği bir kapsamında :

1. TBMM nin, görevleri arasında "kabul ettiği kanunların uygulanmasının sağlanması ve kontrol edilmesi" aşamasında ne gibi girişimlerde bulunacağının,
2. 5199 sayılı yasaya aykırı olarak İNSANİ ve AHLAKİ olmayan muamelede bulunan ve YASAYI İHLAL eden belediyeler hakkında soruşturma açılıp açılmayacağının,
3. 5199 sayılı yasanın UYGULANMASI için bir çalışma başlatılıp başlatılmayacağını hususunda ilgili sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun aydınlatılması konusunda açıklamalarınızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,


Hulya Alpgiray
Yönetim Kurulu adına
Baskan Yrd.
ASKOD
Aliağa Sokak Hayvanlarını Koruyanlar Derneği
http://www.askod.org



 

 

Bekir COŞKUN

bcoskun@hurriyet.com.tr

Çocuklara ’öldürmeyi’ öğretiyorlar...

GOLDİ; su tasını, yemek kabını, gezi tasmasını kendisi taşırdı oradan oraya. Aşı zamanı geldiğinde "aşı karnesini" ağzına alıp Veteriner Tıp Merkezi’ne kendisi gidiyordu.

Dün ona bakan veteriner hekimler ağladılar.

Çünkü Goldi’yi öldürdüler.

Sadece Goldi değil, son günlerde Ankara’nın birçok yerinde belediyeler tarafından toplu hayvan katliamları yapılıyor.

Or-an bölgesinde de o gece 40 kadar köpek kayboldu. Arkadaşımız Sevgili Deniz Biliroğlu’nun haberine göre, birkaçının karlar arasındaki cesetlerini buldular sahipleri, zehirle katliam yapanlar öbürlerini toplayıp götürmüşlerdi.

Goldi de kendi evinin bahçesinde ölmüştü.

Bu bölgede devlet adamları, büyük bürokratlar ve milletvekilleri otururlar.

Yani; Hayvan Hakları Yasası’nı çıkartan ve uygulamakla görevli olanlar...


Ben sormaya devam ediyorum:

Türkiye’de her gün oluk gibi kan akıyor. İnsanlar birbirlerini öldürüyorlar durmadan.

O eli tabancalı-bıçaklı suçluların çocukluklarında bir köpekleri, bir kedileri olsaydı, böyle sevgisiz mi büyürlerdi?..

Dili olmayan bir canlıyla dostluk kuran çocuk, büyüdüğünde dili olan hemcinsleriyle hayda hayda iletişim kuramaz mıydı?..

Bir canlıyı sevmenin, korumanın, ona kıyamamanın ilk dersi değil midir; çocuklara bir kuşu, bir kediyi, bir köpeği sevdirmek?..

Ama siz; "huzur ve sükûneti sağlama şartı olarak" çocuklara "öldürmeyi" gösterirseniz...

Bu ülkede akan kan nasıl durur?

Cinayet, dehşet, ölüm nasıl biter?


Goldi ve öbür köpeklerin-kedilerin sahibi çocuklar günlerdir ağlıyorlar. Birçoğu hálá bir umut, kayıp dostlarını arıyorlar Ankara’nın ara sokaklarında.

İşte böyle başlıyor; yok etmenin, acımasızlığın, merhametsizliğin ve yaşama saygısızlığın öyküleri. İşte böyle yerlerde yetişir; gaspçılar, kapkaççılar, eli bıçaklılar, katiller, caniler.

Aslında; büyükler çocuklara "öldürmenin kötü bir şey olmadığını" tebliğ ediyorlar, anlamıyor musunuz?

Bu büyüklerden çok daha bilinçli Goldi gözümün önünden gitmiyor; ağzında aşı karnesi, bir kapının önünde bekliyor...


Edirne'deki köpekler üşümeyecek


Edirne Belediyesine ait Kedi Köpek Evi'ndeki hayvanların soğuktan etkilenmemesi için barınağın ön kısmı brandayla kapatıldı, iç mekana elektrikli ısıtıcılar takıldı.

Edirne Belediyesi Başkan Yardımcısı Ayhan Gür, Kedi Köpek Evi'nin Çevre ve Orman Bakanlığı'nın belirlediği standartlara uygun hale getirilmesi için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.

Edirne Belediyesinin hayvanların korunması için de bir dizi yatırımlar yaptığını ifade eden Gür, rahat etmesi için de Trakya'nın en modern kedi köpek evini oluşturacaklarını belirtti.

Kedi Köpek Evi'nden sorumlu veteriner hekim Mehmet Rodoplu da kış nedeniyle barınağın ön kısmına brandadan koruyucu malzeme döşettiklerini, bunu özellikle köpekleri soğuklardan korumak amacıyla yaptıklarını ifade etti.

Brandaların belediye tarafından verildiğini belirten Rodoplu, “Ayrıca elektrikle çalışan ısıtıcılar temin edildi.

Merkezi İstanbul'da bulunan Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği, ısıtıcıları belediyemize hibe olarak verdi. Kış döneminde bunları da kullanacağız. Amacımız barındırdığımız hayvanların kışı sağlıklı bir şekilde geçirmesi” dedi.

Barınakta 45 köpeğin bakım ve tedavisini yaptıklarını anlatan Rodoplu, bir yandan da köpek toplama ve kısırlaştırma çalışmalarına devam ettiklerini kaydetti.

Rodoplu, hedeflerinin yeni çıkan Hayvanları Koruma Kanunu'nun ilgili yönetmeliğine göre istenilen şartları yerine getirerek hizmeti en iyi şekilde gerçekleştirmek olduğunu söyledi.

Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği Edirne Temsilcisi Burcu Çelik ise gönderilen 9 ısıtıcının takılmasıyla hayvanların sıcak bir ortamda yaşamalarının sağlandığını belirtti.

Edirnelilerin barınaktaki hayvanlara sahip çıkması gerektiğini belirten Çelik, “Hayvan sahibi olmak isteyen vatandaşlar buradan hayvan temin edebilirler. İsteyenler evlerinde veya işyerlerinde, yemekten arta kalan gıda artıklarını da buraya ulaştırarak katkıda bulunabilir” dedi.


“Acele edin!”
Nesilleri tükenmek üzere olan bu maymunlara ‘bonobo’ diyorlar. Sadece Kongo'daki nemli ormanlarda yaşıyorlar. 'O' anın kahramanları ise öksüz bonobolar. Başkent Kinşasa yakınlarındaki bir merkezde yine 'o' anın kahramanları arasında bulunan fahri anneleri tarafından bakılıyorlar. İçlerinden biri merakla kameraya yaklaşmış ve ''Yok ettiğiniz yaşam alanlarımdan dolayı neslim tükeniyor. Acele edin!'' der gibi telaşlı bir bakış atmış. (AP/Schalk van Zuydam)


'Belediyeler; 'katil olmayın!'

[Sesonline] ANKARA - Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma Derneği (DOĞÇEV) tarafından Abdi İpekçi Parkı'nda düzenlenen mitingde, hayvanların "toplu kırımlara" uğratılması, baskı, işkence ve eziyet görmeleri protesto edildi. Mitinge, çeşitli illerden gelen hayvan korumacıların yanı sıra sivil toplum örgütleriyle, hayvan sever ünlüler de katıldı.

Mitingi sunan tiyatro sanatçısı Gülsen Tuncer, “Belediyeler katliama devam ediyorlar, köpeklere tecavüz ediliyor, işkencelerle öldürülüyorlar. Bizler uygulamada hiçbir işlevi olmayan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası’nı bugün kendilerine iade edeceğiz” dedi.
DOĞÇEV Genel Başkanı Behiye Eryılmaz, mitingte yaptığı konuşmada, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası'nın ''işlevsiz'' olduğunu söyledi. Yasanın, yönetmeliklerle desteklenmesi gerekmesine rağmen, halâ yönetmeliklerin çıkarılamadığını ifade eden Eryılmaz, belediyelerin de hayvanların korunmasına yönelik
çalışmalar yapması gerektiğini söyledi. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de yaptığı konuşmada kendisinin de bir köpeği olduğunu belirterek, ''Ben de köpeğimi evlâdım gibi seviyorum" dedi. Sinema sanatçısı Ediz Hun da konuşmasında, hayvanların toplumsal yaşamın bir parçası olduğunu vurgulayarak,
''Hayvanlarla ortak yaşam biçimi geliştirme bilincinin yerleştirilmesi gerekiyor'' dedi. Sanatçılar Yonca Evcimik, Pakize Suda ile gazeteci Bekir Coşkun da birer konuşma yaparak duygularını dile getirdiler. Konuşmaların ardından ünlü sinema sanatçısı ve hayvan hakları savunucusunun B.B'nin kurduğu, Brigitte BardotVakfı'nın ve merkezi ABD'de bulunan ve dünya ölçeğinde 1 milyon üyesi bulunan hayvan hakları savunucusu PETA ( People for the Ethical Treatment of Animals / Hayvanlara Etik Davranış İçin Mücadele Edenler Birliği) temsilcilerinin mesajları okundu.

GENİŞ DESTEK
Ankara’da kurulu Doğa ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞÇEV)’nin düzenlediği mitingi aralarında, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu (DYBD), Dohayko, Haytap, Barınak Gönüllüleri, Türkiye Hayvan Hakları Platformu, Çevre ve Sokak Hayvanları Derneği, Anhayko, Yaşam Hakkına Saygı Platformu,T.Veteriner Hekimler Birliği, Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği, Haykod, Kocaeli Doğa ve Hayvan Dostları Derneği, Manisa Hakdem ve Bodrum Dost Hayvanlar Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda örgüt mitingi destekledi ve üye ya da temsilcileri ile mitinge katıldı.
Hayvan korumacılar, miting boyunca ''Sevgi şiddeti önler'',''Vurulduk, öldürüldük, yüzüldük, yine de size olan sevgimiz tükenmedi'', ''Belediyeler katil olmayın'' yazılı dövizler taşıdılar. Miting sırasında okunan şiirler dolayısıyla bazı hayvan korumacıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.

 

» * ÇEŞİTLİ HAYVAN HAKLARI HABERLERİ

» * Ankara’da miting: 'Yaşamak istiyorum!..'

» * DYBD sayfası artık Cumartesi günleri Birgün'de...

 


Sevgili Yaşam Hakkına Saygi Üyeleri,

Kimi zaman barinaga , kimi zaman sokaga , kimi zaman olume terk edilmis ama biz yuregi sevgi dolu insanlar tarafindan kurtarilip tedavileri yapilmis canlarimizi www.yasamhakkinasaygi.com sitesinin EVCIL HAYVAN EKLE bolumune kaydedilmis canlarimiza gelin hep birlikte YUVA bulalim....Sitemizin sol tarafinda yer alan EVCiL HAYVAN ARA butonuna bir tiklayin bakin neler neler goruceksiniz :)))))

Hayatimiza ortak olucak , sikinti ve mutluluklarimizi sizinle  yasayacak dostlarimizi sitemizden bulun , emin olun farki olucaktir...Kim bilir belki size SANS getirirler....:))))))))))))


 

BENİM KÖPEĞİM TOPAK

(DİKKAT TOPAK VAR)

                                                        


BARINAKLAR HAPİSHANE OLMASIN!

         

BİZ diyoruz ki;


Hayvanların bize ihtiyacı olduğu için değil,

bizim o hayvanlara ihtiyacımız olduğu için
bu davetler - çırpınışlar - haykırışlar- varolma ve sesini duyurma içtenliği.
Belki de herkes bunu biliyor.... ama diğerleri gibi aktüel değilsen sırtını dönüveriyorlar.

Bilmiyorlar ki; barınakların gerçek sahipleri olan ve orada bir kovanın başına oturup

köpekler için ekmek doğrayan, hasta - yaralı olanı kucağına sarıp sarmalayan insanların

bize ihtiyacı yok. Bizsiz de en kötü günleri ancak bu kadar oluyor.

Doğrusu BİZim onlara ihtiyacımız var.

Evet aslında herkes biliyor.... ve mutfakta durup yemeği pişirmektense,

balkonda yemeği beklemeyi - poz vermek için süslenmeyi tercih ediyorlar.

İNSANLAR özellikle hayvansever olanlar

Barınaklara gelseler de gelmeseler de,

Barınaklarda olsalar da olmasalar da,

o barınaklarda yollarını gözleyen - bir sıcak bakışı - bir yumuşak dokunuşu özleyen köpekler daima var.

ve bu gidişle daima olacaklar.

Bilmiyorlar mı?

Biliyorlar. bİLİYORLAR. biliYorlaR.
 

                                      Sevinç Erbulak  YAZISI

Canlı ama bizim...

Güzel dostum Tolga Öztorun bana geçenlerde bir teklif yaptı... "Hayvanlarla ilgili yazı yazar mısın?" diye sordu, heyecanla evet dedim tabii... Dört ayaklı arkadaşlarımla o kadar çok sey paylaşıyoruz ki her ay bir tanesi yeni bir hikaye konusu olabilir diye düşünerek oturdum bilgisayarımın başına... Oturdum oturmasına ama ne yazacağımıi bilmiyorum... Ne de olsa benim ilk yazım bu, bütün ilk'ler gibi önemli ve biliyorum ki yeri bir başka olacak bende.... Aklımdan bunlar geçerken yıllar önce yanımızda çalışan yardımcımızdan dinlediğim ve o günden beri hiç unutmadığım, aslında pek de tatlı olmayan ama hatırladığımda hala inanmakta zorluk çektiğim o yaşanmışlık geçiverdi... Paylaşmak istiyorum şimdi, hemen...

Bir varmış bir yokmuş, dünyanın sadece insanlara ait bir yer olduğuna inanılan bir coğrafyada, şehrin adı da İstanbul'muymuş neymis, kadıncağızın biri yorgun argın işinden evine dönüyormuş... Kimbilir kaçıncı otobüsten indikten ve bir müddet de yürüdükten sonra evinin bulunduğu mahalleye doğru adımlarını sıklaştırdığında içlerinden pek çoğunu tanıdığı çocukların çember halinde sıralandıklarını ve ortalarındaki bir şeyi de toprağa gömmekte olduklarını görmüş... Yaklaştıkça da toprağın üzerinde artık sadece burnunun ucu ve açık ağzı görünen köpeği fark etmiş... Hayvan acı acı havlarken kadıin cemberdeki oğluna bağırmış;

''oğlum ne yapıyorsunuz siz öyle?''
''köpeği gömüyoruz anneeeee''
''ama köpek canlı çocuğum''
''Canlı ama bizim annEEEEE''

Gülüşmeler, bir tokat sesi, kaçışan çocuk ayakkabılarının sesi, annesinin elinden kurtulamayan çocugun acı acı havlama sesleri, köpeğin topraktan çıkarıldığı halde koşarak uzaklaşan çocuklarla hala oynamak istemesinin sesi birbirine karışmış...

Bu masal da burada biter demeyi çok isterdim. Aslında kadının bana anlattığı hikaye burada bitmişti yıllar evvel... Duyduğu şeyi içinde bitiremeyen, sonlandıramayan bendim... Günlerce, gecelerce o çocukları düşündüm, onlara bunu yaptıranın ne olduğunu düşündüm işin içinden çıkamadım. Aklıma hiçbir şey gelmedi değil ama! Mesela babasından yediği dayağın öcünü alıyordu herhalde dedim... Mesela babasından dayak yiyen annesinin öcünü alıyordu herhalde dedim...Yoksa sadece zevk mi alıyordu acaba dedim... Yoksa büyüdüğünde ''benim o'' diyeceği her canlıya böyle şeyler mi yapacak dedim? Kız arkadaşına ilk tokadını attiğında, kızın suratında oluşan şaşkınlık ifadesi onu iyice şaşırtacak ve kız onunla oyun oynamaya devam etmek istemediğinde küçük köpeğini mi arayacak acaba diye düşündüm de düşündüm...

Şu an yazarken bile cevabını bulamıyorum bu soruların...Yazarken bile hala irkiliyorum, korkuyorum hayvan sevmeyen bütün çocuklardan ve yetişkinlerden...
''Sakın dokunma! kolunu kapar, oooyyyle bir ısırır ki tek kolla kalırsın bak benden söylemesi evladım'' diye, sokakta kendisine kuyruk sallayan bir köpeciği okşamak isteyen çocuğun tüm isteğini o anda ve belki de sonsuza kadar yok eden annelerden de korkuyorum... Çünkü biliyorum ki ailenden nasıl görürsen öyle şekillenir ve şekillendirmeye çalışırsın sen de aile olunca...

Köşeciklerinde, bas bas bağırarak ''gördükleri yerde itlaf edilmeliler efendim, yoksa Avrupa birliği bizi nasıl kabul eder? Böyle pislik olur mu canim? Gecen gün sokakta yürüyorum bir de ne göreyim, köpekler havlıyor efendim, olacak iş değil!'' diyerek zaten hayvansevmez coğrafyamıza bir de nefreti öğreten bütün yazarlarımıza sesleniyorum; sizi kınamıyorum efendim, ama biliniz ki dünya sadece bize ait değil... Ve size ne kadar inanilmaz gelse de köpekler havlar, kedilerse miyavlar, bunda bir acaiplik yok.. Hayır sizi kınamıyorum, çünkü kınayamıyorum bile efendim, ama sizin için yürekten bir şey diliyorum her gece ısrarla hem de... Tanrı bir an evvel içinizdeki bu dizginlenemez nefreti söküp alsın ve bir havyanın başını okşamanın, bir hayvana sarılıp uyumanın tadını çıkartın... Yoksa üzülüyorum, eksik kalmanızdan ve giderek eksilmenizden...

Önümüzdeki ay Recep'in hikayesiyle sizlerle olmayı umut ediyorum... Kendisi bir yavru kedicik olup, bir hafta evvel arabamın kaportasından çıkmıştır... Şu an başımın üzerinde oturmaktadır, karnımdaki kızım onu şimdiden deliler gibi sevmekte ve göbek deliğimin ardından onunla oyunlar oynamaktadır... İnanılmaz değil mi?

Sevinc Erbulak Midyat

 

Hayvan sahibi olmak zorlaşıyor

Ev ve süs hayvanlarına ilişkin düzenlemeler içeren “Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.

 

Sahipli hayvanlarda kısırlaştırma esas olacak. Hayvan sahiplerinin, hayvanlarını yavrulatmak istemesi halinde, doğacak yavruları belediyeye bildirerek kayıt altına aldıracak, bakacak veya dağıtımını yapacak. Ev ve süs hayvanlarından kedi ve köpek sahibi kişiler, sahip olduğu hayvanı bağlı bulunduğu belediyeye, en geç 30 gün içerisinde kayıt yaptırmakla yükümlü olacak. Kayıtlar ticari amaçla kullanılamayacak. Sahiplenilen hayvanlar terk edilemeyecek, ancak yeniden sahiplendirme yapılabilecek ya da geçici hayvan bakımevlerine teslim edilebilecek.

SATIŞ YAPANLAR EĞİTİLECEK
Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programına katılarak, sertifika almakla yükümlü olacak. Ev ve süs hayvanı satışı yapılan işyerlerinin sahipleri, bulundurdukları kedi ve köpek gibi mikroçip takılması uygun hayvanlara, veteriner hekim tarafından mikroçip taktırarak kayıt altına alacak. Satıcılar, hayvanları alanları bakım konusunda bilgilendirecek.

SAHİPSİZ HAYVANLAR KISIRLAŞTIRILACAK
Yönetmeliğe göre, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar belediyelerce toplanacak. Belediyeler bu amaçlarla ehil kişilerden oluşan ekipler kuracak. Eziyet edilmeden toplanan hayvanların herhangi bir zarar görmemesi için tüm önlemler alınacak. Sahipsiz hayvanlar, nakliye araçlarında kafesler içerisinde taşınarak, geçici bakımevlerinde kısırlaştırılıp, aşılattırıldıktan sonra bırakılacak. Gönüllü kuruluşlar, belediye ile işbirliği yaparak hayvanları toplayabilecek. Sahipsiz hayvanlar öncelikle kafes ve ağ kullanılarak yakalanacak. Bu metotlarla yakalamanın mümkün olmadığı durumlarda yakalama sopasıyla da yakalama yapılabilecek. Uyuşturucu tüfekle yakalama ancak veteriner hekim kontrolü altında yapılabilecek. Önlemlere rağmen nakil esnasında ölen sahipsiz hayvanlar derhal diğerlerinden ayrılarak, belediyelerce belirlenmiş derin çukurlara gömülerek üzeri toprakla örtülecek. Geçici bakımevlerine getirilen sahipsiz hayvanlar kayıt altına alınacak ve muayene edilecek. Gebelik tespit edilenler ayrı bölümlere alınacak. Hayvan sağlığına zarar vermeyecek ve cenin oluşumunu tamamlamamış şeklindeki gebelikler sonlandırılacak. Doğan yavruların sütten ayrılıncaya kadar geçici bakımevinde gerekli bakımı yapılacak. Geçici bakımevlerindeki tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilan panosu, internet ortamı ve diğer yayın organları ile duyuru yapılarak, sahiplendirme teşvik edilecek. Sahipsiz hayvanlar kısırlaştırıldıktan sonra öngörülen şartları taşıyan kişilere kayıtlı olarak teslim edilecek. Belediye bu hizmet için ücret talep etmeyecek.

Yasanın “işlevsel” olmadığı savunuldu

Geçici bakımevlerinde 10 gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde sahiplendirilmeyen hayvanların kontrolleri, aşıları ve tıbbi müdahaleler ile kısırlaştırmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az 7 gün sonra, veteriner hekim onayıyla alındıkları ortama geri bırakılacak. Bu ortamlarda belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde besleme odakları kurarak hayvanların beslenmesine yardımcı olacak. Hayvanlar, hiçbir surette ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılamayacak. Geçici bakımevlerinde kaldıkları süre içerisinde, tedavi edilemez hastalığı veya bulaşıcı hastalığı veterinerce tespit edilenler dışındaki hayvanlar öldürülemeyecek. Öldürme işleminde hayvanlara en az acı veren ve süratle ölümünü sağlayan yöntemler uygulanacak.

GEÇİCİ BAKIMEVLERİ

Yönetmeliğe göre, geçici bakımevleri, yerleşim yeri dışında, ancak elektrik, su ve yol imkanları bulunan yerlerde kurulacak. Geçici bakımevlerinde, karantina, hasta bakım, yavrulu anne, hayvan müşahede, hayvan yiyeceği için mutfak, muayene ve ameliyat odaları da bulunacak. Zoonoz hastalıktan ölen hayvanlar yakma ünitesi olan yerlerde yakılacak veya usulüne uygun olarak belirlenen yerlerde kireçle gömülecek.

FİLM KAHRAMANI OLMAK
Yönetmeliğe göre, hayvanların ticari amaçlı film ve benzeri çekimler ile gösterilerde kullanılacakları tüm sahneler, izne ve denetime tabi olacak. Senaryolar, hayvanlara eziyet edici tabloları içermeyecek, hayvanların yaşam haklarını zedeleyen mesajlar yer alamayacak. Hazırlan senaryoların il müdürlüğünce uygun görülerek izin verilmesi halinde çekimler gerçekleştirilecek. Pitbull Terrier ve Jananese Tosa gibi tehlikeli hayvanların reklamı ve sergilenmesi de yasaklandı. Hayvan sahipleri, film ve benzeri çekimlerde kullanılacak hayvanların, çevreye ve insanlara verecekleri zararı önlemek için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlü bulunacak. Hayvanlar şiddet içeren reklam ve filmlerde kullanılmayacak. Hayvanlar, filmlerde, etolojik özelliklerine aykırı davranışlara zorlanamayacak. Reklam filmi ve film çekimi sırasında hayvanın görevini yapması için sağlığına zararlı yiyecekler verilemeyecek. Çekim sırasında hayvanın yorulduğu ve strese girdiği görülürse çalışmaya ara verilecek. Çekim sırasında hayvanların sakatlanmasına, yaralanmasına ve ölümüne sebep olabilecek yöntemler kullanılamayacak.

SİLAHLA ÖLDÜRÜLEMEYECEK
Gerekli koşulları taşıdığı için öldürülmesine karar verilen hayvanların öldürme işlemi, hayvanlara en az acı veren ilaçlarla, veteriner hekim tarafından uygun bir yöntem ve anestezi dozu verilerek gerçekleştirilecek. Öldürme işlemi, şuur kaybı ve ölümü hemen gerçekleştirip, derin genel anestezi ile başlayarak, kesin ve mutlak ölümle sonuçlandırılacak. Yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemeyecek. Elektrik, ateşli silah ve boğma yöntemleriyle öldürme işlemi gerçekleştirilmeyecek.

SERTİFİKA
Halen ev ve süs hayvanı satan kişiler, bir yıl içinde eğitime katılarak sertifika alacak. Halen açık bulunan özel geçici bakımevleri, 6 ay içinde gerekli kriterleri sağlayacak. Halen açık bulunan belediye ait geçici bakımevleri ise bir yıl içinde gerekli kriterlere uygun hale getirilecek.

 

Köpeğimi Aşılatmalı Mıyım?

Bütün yavru köpekler hastalıklara karşı veteriner hekiminizin önerdiği şekilde aşılanmalıdır. Bir çok aşının köpeğinize belli bir zaman diliminde verilmesi gerektiğini ve aşılama için size söylenen sürelere uyulmasının köpeğinizin sağlığı için gerekli olduğunu hatırlatmak isteriz.

Köpeklere yapılan aşılar nelerdir?

Adeno Virüsü'ne Karşı Yapılan Aşı :

Hepatit dediğimiz bağışıklık sistemini zayıflatan karaciğer rahatsızlığına karşı yapılan bir aşıdır. Adeno virüsü, karaciğeri ve hücreleri etkiler. Yüksek ateşe sebep olur. İştah kaybı görülür. Susuzluk, karın ağrıları, karaciğer hasarı ve kanama da hastalığın belirtilerindendir.

Corona Virüsü'ne Karşı Yapılan Aşı :

Corona virüsü bulaşıcı bir virüstür. Bağırsakları etkiler. Kusma hastalığın belirtilerindendir. Mide bulantısı, ateş ve su kaybı da hastalığın neden olduğu rahatsızlıklardandır.

Leptospirosis Rahatsızlığına Karşı Yapılan Aşı :

Oldukça bulaşıcı bir hastalıktır. Burun akıntısı, idrar, salya ile köpekten köpeğe geçer. İnsanlara da geçme olasılığı vardır. Böbreklerde iltihaba sebep olan leptospirosis ateş, kusma ve ishal ile kendini gösterir. Karaciğer hasarı da görülebilir.

Parvo Virüse Karşı Yapılan Aşı :

Parvo virüsünün sebep olduğu rahatsızlık oldukça sık görülür ve ne yazık ki öldürücüdür. Özellikle yavru köpekler için öldürücü etkisi vardır.

Parinfluenza Aşısı :

Bu virüs bir çok enfeksiyonun da sebebidir ve solunum sistemini etkiler. Oldukça bulaşıcı olup köpeğinizi ciddi bir şekilde ratahsızlandırabilir.

Kuduz Aşısı :

Merkezi sinir sistemini etkileyen virüs bütün memeler için ölümcül etkisi olan bir virüstür. Yarasalardan tilkilere kadar bir çok memeli hayvanı etkiler ve hayvandan hayvana kolaylıkla geçebilir. Kuduz kamu sağlığı açısından çok önemli bir hastalık olması sebebi ile köpeğinizin kuduza karşı aşılatılması yasal açıdan da zorunludur.

 



Yaz bitince köpek sevgisi de bitiyor

Sezon sonunda sokaklardan çok sayıda evcil hayvan toplayan belediyelere göre, köpekleri sokağa terketmek,”vicdansızlık”.

 

Toplu köpek mezarlarıyla gündeme gelen sokak köpeklerinin sayısı her yazın sonunda daha da artıyor.
Sokak hayvanlarıyla ilgili sorunlardan biri de turizm bölgelerinde yaşanıyor. Yaz aylarında yazlıklarda bakılan evcil hayvanların sonbaharda sokaklara terkedilmesi turizm bölgelerinde en büyük sorun. Yaz aylarında çok sayıda yazlıkçıyı ağırlayan Bodrum’da da aynı sorunla mücadele ediliyor.

YAZLIKÇILAR TATİL SONUNDA HAYVANLARINI SOKAĞA BIRIYORLAR
Bodrumlu veteriner Ahmet Güllüoğlu da özellikle turizm sezonu sonunda sokak hayvanlarının sayısında bir artış olduğuna dikkat çekerek, “Halkımız, çocukların hayvanlara düşkün olduğu için köpek alıyorlar. Kontrol etmeden alıyorlar. Bakamayınca da sokağa bırakıyorlar. Köpek ediniyorlar sonra gidiyorlar. Yazın problem yok. Kışın ise insanların azalmasıyla zorluklar başlıyor, aç kalıyorlar, üşüyorlar, hasta oluyorlar” diye konuştu.
Yaz sezonunun bitimiyle sokakta kalan hayvanları toplayan belediye ekipleri, bunları barınağa yerleştiriyor.
Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan da belediye olarak sokak hayvanlarına yönelik ciddi bir bütçe ayırdıklarını belirterek şunları söyledi:
“Çevremizde olan hayvanları toplayarak hayvan barınaklarında kısırlaştırma çalışmaları yapıldıktan sonra onları tekrar kendi ortamlarına bırakıyoruz. Devamlı olarak tutamıyoruz, sayı belli. 500 hayvandan fazlası tutulamıyor.”

HAYVANSEVERLER, YAZLIKÇILARI VİCDANSIZLIKLA SUÇLUYOR
Yazlıkçıların sadece sezonluk hayvan sahibi olmalarını eleştiren hayvansvereyer herkesi duyarlı olmaya çağırıyor.
Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Füsun Uslu, “Hayvan bir canlı sonuçta. Hayvan edinenler bu sorumluluğu taşımalı” dedi.(ntvmsnbc)

SESONLINE
www.sesonline.com


Ergündoğan: 'Gerçek hayvansever 'tabakta hayvan' sevmez'...

[Sesonline] İSTANBUL- Kurucusu olduğu "Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu" ve "Birgün Gazetesi"nde 'Pazar' günleri aynı adla yayınladığı "doğa-hayvan sayfası" üzerine, gazeteci-yazar Yalçın Ergündoğan'la Sırma Gülbahar'ın yaptığı ve 4 Şubat 2006'da Hürriyet Gazetesi'nde yer alan röportajı aynen yayınlıyoruz... [ EK: Konu ile ilgili Video filmleri]
 

"Türk hayvan dostlarının birbirleriyle iletişim kurması için gazeteci-yazar Yalçın Ergündoğan tarafından kurulan Dünya Yalnız Bizim Değil iletişim platformu, yahoo’nun en kalabalık gruplarından biri oldu. Yahoo üzerinden haberleşen ve hayvan hakları ile ilgili 682 grup arasından ikinci olan * DYBD’de sayısı sürekli artan 1500 üye var. Farklı tartışmalarıyla ilginin büyüdüğünü söyleyen Yalçın Ergündoğan, grup içindeki hayvansever ve hayvan korumacılar arasındaki farkların ilgi çektiğini düşünüyor.
Sırma Gülbahar / Hürriyet Cumartesi, 04 Şubat 2006"

* * *
YALÇIN ERGÜNDOĞAN İLE RÖPORTAJ:

» Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu nasıl oluştu?

- Birgün Gazetesi’nde iki yıla yakın bir zamandır, "Dünya Yalnız Bizim Değil" başlığıyla doğa ve hayvan sayfası hazırlıyorum ve köşe yazıları yazıyorum. Bizden önce faaliyet gösteren dernek ve oluşumlar genellikle "hayvansever" ya da "hayvan korumacı" olarak kendini tanımlayanlardan oluşuyordu. Genellikle de köpeklere yönelik örgütlenmelerdi. Benim kafamdaki, bitkileri yaşam alanının dekoratif renkleri, hayvanları da insana tabi varlıklar olarak görmemek üzerineydi. Bu düşünce ile 8 Temmuz 2004’te kurulduk.

» İletişim grubunun şu anki faaliyetleri neler?
- Bizim dışımızdaki türlerin ve doğanın, olan bitene müdahale edecek ne avukatları var, ne de sendikaları. Biz, hayvanların birer ’eğlence unsuru’ olarak görülmesine de açıkça karşı çıkıyoruz. Biz, hayvan hakları konusuna çok ciddi yaklaşıyoruz.

» Radikal bir yapılanma yani...
- Bizim platformumuz kitlesel bir yapılanma. Hepsi farklı olan hayvanseverler, hayvan korumacılar, hayvan hakları savunucuları ve hayvan özgürleşmecileri bir aradayız. Zaman zaman tartışsak, fikri ayrılıklarımız olsa da farklılıklarımızı koruyarak bir arada olmayı önemsiyoruz. Çeşitli hayvan örgütlerine destek veriyoruz, "kürke hayır" kampanyalarına da destek veriyoruz.

» Dünyada hayvanlarla ilgili kurulmuş birçok iletişim grubu var. Sizinki nasıl bu kadar öne geçti?
- Yahoo üzerinden hayvan hakları konusunda yayın yapan 682 grup arasından ikinci sıradayız. Türcülüğe, yani baskı ve sömürüye karşı çıkan 1500 kişilik bir grubuz. Biz dünyadaki tüm canlıların yaşam haklarını savunuyoruz. Biz canlıları öldürerek değil, yaşatarak sorunların nasıl çözülebileceği hakkında bilgilerimizi paylaşıyoruz. Söylemimizin bu kadar ilgi uyandıracağını ben de tahmin etmiyordum.

BİZİM DE ANLAŞAMADIĞIMIZ KONULAR VAR

» En çok neleri tartışıyorsunuz?
- Son günlerde Kuş gribi tartışılıyor en çok. Üyelerimiz kuş gribinde uygulanan yöntemleri kınama ve tepki verme konusunda hemfikirler. Benim de dahil olduğum hayvan hakları savunucuları, hayvanların tabağa konulmasını, yani yenilmesini kabul etmiyoruz. Tutarlı hayvan hakları mücadelesinin vejetaryen olmaktan geçtiğini savunanlar da var, et yemelerine rağmen hayvansever olanlar da. Bu mesela, uzlaşılmaz bir konu.

» Özellikle son dönemde kuş gribi ile tekrar tartışılmaya başlanan itlaf şekilleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Biz her zaman insan türünü diğer türlere karşı daha saygılı olmaya ve güç kullanmamaya çağırıyoruz. İnsanlığın kanatlı hayvanları yok etmekten başka bir çözüm bulamaması ayıplanacak bir durum. Ben zaten hayvanların kesim için üretilmesini doğru bulmuyorum. Bence en ahlaklısı et yememek.

» Bir türlü içinden çıkamadığımız bir sorun da sokak hayvanları...
- Sokak hayvanları sorunu öldürerek, itlaf ederek çözülebilecek bir sorun değil. Tüm eksikliklerine yetersizliklerine rağmen geçen yıl AB’ye uyum yasaları çerçevesinde çıkan "Hayvanları Koruma Yasası" sokak hayvanlarının bakımını ve rehabilitasyonunu sağlaması için belediyelere "Bakımevleri" -artık adı Barınak da değil- açma zorunluluğu getirdi. Belediyelerin yasaya uymaları gerekiyor. Hepsi kestirme yoldan eski usul davranmak istiyorlar. Ama bu açık bir suç.

» Hayvan ve insan hakları nedense pek bir arada düşünülemiyor. İnsanlar birinden birini seçmeliymiş gibi bir yargı var. Neden bir araya koyamıyoruz?
- Her canlının varlığının ve korunmasının ekolojik denge için çok önem taşıdığını tüm dünya kavradı. Bir zamanlar pek geçerli olan "önce insan" yaklaşımı da önemini yitiriyor artık. Tüm canlıların önemli olduğu kavranıyor. Hayvanlarla ilgili bir sorunu insanlarınkiyle karşılaştırmamak ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı gibi bir şey. Aynı ırkçılığa ve cinsiyet ayrımcılığına olduğu gibi bu türcülüğe de karşı çıkmalıyız. Hayvan hakları savunucuları aynı zamanda iyi birer savunucularıdır.

» Hayvanseverler içinde fanatik gruplar da var. Siz önyargılara da sebep olan fanatiklerle ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Bence, her insan hayvanları sevmek zorunda değil. Ama hayvanların haklarına ve varlıklarına saygı göstermek zorundalar. Fanatik gruplar saldırgan davranışlarla toplumun tepkisini çekiyor, bir önyargı yaratıyor ve onlar da kendilerini 'hayvansever' olarak tanımlıyorlar. Bu tür gruplar ve diğerlerini ayırt etmek gerekli. Bu yüzden özellikle fanatik olmayan hayvanseverler kendi eylem ve etkinlikleri ile farklılıklarını ortaya koymalı.

* * *

'HAYVAN SEVER' MİSİNİZ 'HAYVAN HAKLARI SAVUNUCUSU' MU?
Hayvan hakları savunucuları, hayvanları yiyecek ya da giyim malzemesi, eğlence ya da deney aracı olarak kullanmanın yanlış olduğuna inanır. Mesela bir hayvanın çıkarlarının gözetilmesi için mutlaka şirin, insanlara yararlı ya da soyu tükenme tehlikesi içinde olmasının gerekmediğini savunurlar. Bu aynı, zihinsel gelişimi yetersiz bir insanın şirin ya da yararlı olmasa da, hatta kimse onu sevmese de belirli haklara sahip olması gibi. Hayvanseverler ise; hayvanların da çıkarları olduğunu kabul eder ama insanların çıkarları adına onların çıkarlarının feda edilmesini meşru görebilir. İnsanca yöntemler kullanıldığı takdirde hayvanların çeşitli amaçlar için kullanılmasında sakınca görmez. Oysa hayvan hakları yaklaşımında hayvanların da insanlar gibi başkalarının lehine feda edilmeyecek hakları olduğu savunulur.

DYBD Platformu'na üye olmak için;
» dunyayalnizbizimdegil-owner@yahoogroups.com adresine 'kişisel üyelik bilgilerinizle' ve 'neden üye olmak istediğinizi' bildiren bir ileti göndermeniz ve 'onay' almanız gerekiyor.)

Röportaj: Sırma GÜLBAHAR - HÜRRİYET Gazetesi, 04 Şubat 2006

Yalçın ERGÜNDOĞAN- e-posta: yalcin.ergundogan@gmail.com


KONUYLA İLGİLİ VİDEOLAR:

» * BİZ TALEP ETMESEK BU GÖRÜNTÜLER YAŞANMAYACAK / "VİDEO" [Goldfinger müzik topluluğunun "Free me" parçası eşliğinde bir animasyon]

» * SANAYİ ÜRETİMİ OLARAK "TABAĞIMIZDAKİ HAYVAN"- "VİDEO"

» * FOTO GALERİ [Sayfanın altındaki "Next section"'a tıklayarak ilerleyenilirsiniz]

» Hürriyet gazetesi web sitesi:
* "Gerçek hayvansever 'tabakta hayvan' sevmez" / Yalçın Ergündoğan ile röportaj

 

'HAYVANLARIN ÖZGÜRLEŞMESİ, İNSANLARIN ÖZGÜRLEŞMESİYLE EŞ ANLAM TAŞIR'  Yalçın ERGÜNDOĞAN

SESONLINE


 Protestolar

 Sadece vatandaşlık hakkınızı kullanıp sorulması gerekenleri soracaksınız. Bir basit dilekçe ile  yüzlerce hayat kurtaracaksınız.

 Yazıların üzerine tıklayın, sizi ilgili sayfaya götürsün.

madde işareti

Macunköy Barınağı için Ankara Valiliği'ne

madde işareti

Macunköy Barınağı için Yenimahalle Belediyesi'ne
 

madde işareti

IVHO'ya barınaklar hakkında
 

madde işareti

Samsun Üniversitesi'ne deneyler hakkında
 

madde işareti

Kurban Hakkında
 

madde işareti

Samandıra Barınağı tahliyesi hakkında
 

madde işareti

Bayburt'da vurulan sokak köpekleri hakkında
 

madde işareti

Deve güreşleri hakkında, Selçuk Belediyesi'ne
 

madde işareti

Adapazarı'nda sokak hayvanları  itlafları hakkında
 

madde işareti

Karıncalı'daki itlaf hakkında
 

madde işareti

Ümraniye barınağı hakkında
 

madde işareti

Büyükçekmece'de adacığa terk edilen köpekler hakkında
 

madde işareti

Malazgirt'de kurta uygulanan işkence hakkında SON DURUM
 

madde işareti

Büyükada Hayvan Barınağı Hakkında
 

madde işareti

Mersin Hayvan Barınağı hakkında
 

madde işareti

İzmir Aliağa'daki köpek katliamı hakkında
 

madde işareti

Diyarbakır Hayvan Barınağı Hakkında YENİ
 

madde işareti

İzmir Aliağa Petkim hakkında
 


       LiNKLER

İzmir

madde işareti

Menderes Gazi Hayvan Çiftliği, diğer adıyla Şopen'in Evi, diğer adıyla Nebiha Deprem'in
barınağı.
Tıklayın

madde işareti

İzmir Örnekköy Hayvan Barınağı. İlgili kişiler CELAL BEY & BEYHAN HN. TEL:

madde işareti

İzmir Büyükşehir belediyesi Işıkkent Hayvan Barınağı. Tıklayın

İstanbul

madde işareti

Ataşehir Hayvan Barınağı. Tıklayın
 

madde işareti

Şile Barınağı. Tıklayın
 

madde işareti

Sarıyer Barınağı. Tıklayın
 

madde işareti

Yedikule Hayvan Barınağı. Tıklayın
 

Ankara

madde işareti

Haykod Hayvan Barınağı. Tıklayın
 

Çanakkale

madde işareti

 

Diyarbakır

madde işareti

Diyarbakır Hayvan Barınağı. İlgili Kişi: SEVGİ EKMEKÇİLER,
sevgi [ekmekci@dicle.edu.tr]



Migros'tan hemen şu anda istediğiniz barınağa bağış yapabilirsiniz. 
tıklayın!


AKYAKA HAYVAN DOSTLARI


Click for English

http://www.akyaka.org

Bize bir mail atın

Linkler: 

İLETİŞİM FORMU

NOT: MESAJLARINIZ EN GEÇ İKİ GÜN İÇERİSİNDE CEVAPLANDIRILACAKTIR

 

NOT: telefon numaranızı yazmak istemiyorsanız birkaç rakam yazınız.

 

[- Sayfayı yazdır - ]


SAYFA BAŞI

ANA SAYFA