|
Giriş
Yaşamın tek olduğunu, yaşayan bütün canlıların ortak bir kökeni olduğunu ve
türlerin evrimi yönünde farklılaştığını, yaşayan bütün canlıların doğal
haklara sahip olduğunu ve sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü
hakları bulunduğunu, bu doğal hakların küçümsenmesi ve hatta kolayca göz
ardı edilmesinin doğa üzerinde ciddi zararlar doğuracağını ve insanoğlunun
hayvanlara karşı suç işlemesine sebebiyet vereceğini, türlerin birlikte
olmasının diğer hayvan türlerinin yaşama hakkının insanoğlu tarafından
tanınmasını ifade edeceğini, insanoğlu tarafından hayvanlara saygı
gösterilmesinin bir insanın bir diğerine gösterdiği saygıdan ayrı
tutulamayacağını dikkate alarak, ilan edilir ki;
Madde 1
Bütün hayvanlar biyolojik denge kavramı içerisinde varolmak bakımından eşit
haklara sahiptir.
Madde 2
Bütün hayvanlar saygı gösterilme hakkına sahiptir.
Madde 3
1.
Hayvanlara kötü muamele edilemez veya zalimane davranışlarda bulunulamaz.
2.
Eğer bir hayvanın öldürülmesi gerekiyorsa, bu bir anda, acısız ve korku
yaratmaksızın yapılmalıdır.
3.
Ölü bir hayvana saygıyla davranılmalıdır.
Madde 4
1.
Vahşi hayvanlar yaşama hakkına ve kendi doğal çevrelerinde özgürce üreme
hakkına sahiptirler.
2.
Vahşi hayvanların özgürlüğünden uzun süreli alı konulması, avlanma ve balık
tutma geçmiş zamana ait olup hangi sebeple olursa olsun vahşi hayvanların bu
şekilde kullanımı hayati olmayıp, akis davranışlar bu temel hakka karşıdır.
Madde 5
1.
Bir insanın desteğine ihtiyaç duyan her hayvan uygun beslenme ve bakımı
görme hakkına sahiptir.
2.
Hiçbir koşul atında terk edilemez veya adil olmayan bir şekilde
öldürülemezler.
3.
Her tür soy üretme ve hayvan kullanımında soyun fizyolojisine ve kendi
türüne özel davranışlarına saygı gösterilmesi zorunludur.
4.
Hayvanları içeren sergiler, gösteriler ve filmler hayvanların onuruna saygı
göstermek zorunda olup hiçbir şekilde şiddet içeremezler.
Madde 6
1.
Hayvanlar üzerine yapılan fiziksel ya da psikolojik acı çekmeye sebep olan
deneyler hayvanların haklarının ihlalidir.
2.
Soyu tükenen hayvanların ya da yok edilen bir hayvanın yerine yenisinin
ikame edilmesi yöntemleri geliştirilmeli ve sistemli olarak devam
ettirilmelidir.
Madde 7
Gereği olmayacak şekilde bir hayvanın öldürülmesini içeren her kanun ya da
buna yol açan her karar yaşama karşı işlenmiş suç kapsamındadır.
Madde 8
1.
Vahşi bir hayvan soyunun hayata kalma onurunu hiçe sayan her yasa ve böylesi
bir harekete sebep olan her karar soykırıma eşdeğer olup soya kaşı işlenmiş
suçtur.
2.
Vahşi hayvanların katledilmesi ve üreme yumurtalarının kirletilmesi, yok
edilmesi soykırım cürümüdür.
Madde 9
1.
Hayvanların kendilerine özgü yasal statüleri ve hakları hukuk tarafından
tanınmak zorundadır.
2.
Hayvanların güvenliğinin koruma altına alınması hususu Devlet örgütleri
düzeyinde temsil edilmelidir.
Madde 10
Eğitimden ve okullaşmadan sorumlu merciler, vatandaşlarına çocukluktan
itibaren hayvanları anlamayı ve saygı göstermeyi öğrenmeleri için olanak
sağlamak zorundadır.
Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi 15 Ekim 1978 tarihinde Paris’teki UNESCO
Merkezi’nde törenle ilan edilmiştir. Bu metin, 1989 yılında Hayvan Hakları
Birliği tarafından tekrar düzenlenerek 1990 yılında UNESCO Genel
Direktörü'ne sunulmuş ve aynı yıl halka açıklanmıştır.
Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi
Sayın Basın Mensupları,
Yıl 2006. Hayvanları Koruma Kanunu çıkalı 2 seneyi aşkın bir zaman olduğu
halde ülkemizin birçok bölgesinde, Resmi Gazetede yayınlanan bir Kanun
olmanın ötesinde hayvan hakları konusunda gözle görülür bir gelişme
olmamıştır.
Bir 4 Ekim Dunya Hayvan Hakları günü münasebetiyle yine mesajlar verilecek,
onların da birer CANLI oldğunu unutan bazı insanlara, hayvanların da
kalpleri, damarlarında akan kanları, duyguları olduğu hatırlatılacak ve yine
bakan ama görmeyen gözler, duyan ama dinlemeyen kulaklar umursamaz bir tavır
alacak, bizler yurdumuzun her yanından hayvan katliam haberlerini okuyacak
ve bulunduğumuz bölgelerde hayvanlara yönelik şiddeti önlemeye çalışacağız
ve buruk bir 4 Ekim'in ardından hayvan hakları savunucuları tüm bu
olumsuzluklara rağmen haklı oldukları mücadelelerine devam edecekler.
Türkiye'nin Uluslararası Hayvan Hakları Deklarasyonunu imzalaması ve
TBMM'nin Hayvanları Koruma Kanununu çıkarmasının ardından geçen süreye
rağmen giderek artan hayvanlara yönelik şiddet ve bu tabloya duyarsız kalan
kanun yapıcı ve uygulayıcılarının tutumları bizleri umutsuzluğa
sürüklemektedir. Demokratik bir ülkede bir vatandaş olarak hakkımızı ancak
kanunlar yoluyla aramamız gerekmektedir. Ancak AB uyum paketi çerçevesinde
çıkarıldığına inandığımız Hayvanları Koruma Kanunu şayet uygulamalardaki
eksiklikler nedeniyle işlerlik ve işlevsellikten uzaksa, bizler neye ve
kimlere güveneceğiz?
Şiddet,işkence,itlaf,barınakların tarif edilemez kötü şartları, kanunun
emrettiği yerel yönetimlerin sivil toplum örgütleri ile işbirliğinde olma
yükümlülüğünin uygulanmaması ülkemizde, kanuna rağmen işlenen suçlar olarak
belleklere kazınmaktadır.
Aşağıda, Hayvanları Koruma Kanununu oylarıyla Meclis'ten geçirerek
yasallaştıran TBMM Milletvekillerine defalarca yolladığımız ve cevap
alamadığımız yazımızı bir kez daha Kamuoyu önünde Milletin Vekillerine
sunuyoruz :
Sayın TBMM Milletvekilleri,
TBMM, 2004 Agustos ayında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kabul
etmiştir.
Bu yasa hayvanların yaşam haklarının korunmasını tam anlamıyla sağlayamadığı
gibi, bunun ötesinde Türkiye'de, barınaklarda ve sokaklarda hayvanlara
karşı, gerek bazı belediyelerden ve gerekse bazı vatandaştan gelen VAHŞETİ
daha da arttırmıştır.
Hem bu yasanın ve hem de İçişleri ve Çevre Bakanlıkları tarafından
yayınlanan genelgelerin, çoğu belediye tarafından uygulanmadığı, ZEHİRLEYİP
VURARAK öldürmenin ve barınaklarda PİSLİĞE, AÇLIĞA ve HASTALIĞA mahkum
etmenin devam ettiği görülmektedir. Ayrıca birçok belediye KISIRLAŞTIR VE
AŞILAT programını kanuna rağmen uygulamamaktadır.
Hergün posta kutularımıza gelen vahşet dolu resimler ve basında çıkan
haberler içimizi dağlamaktadır. Bazı belediyeler tarafından sokaklardan
alınıp çöplüğe atılan ve İNSANLAR TARAFINDAN TECAVÜZE uğrayıp iç organları
parçalanan hayvanların, çöplüklerde su olmadığı için adeta KURUYARAK ölen
hayvanların, barınak denen BELEDİYE ÖLÜM KAMPLARINDA pislik ve açlıkla gelen
yavaş bir ölüme mahkum edilen hayvanların resimleri insanlık ayıbı olarak
kalacaktır.
İnsan olmaya, çağdaş olmaya , müslümanlığa aykırı olan, Avrupa Birliğine
adaylık sürecindeki bir ülkeye de yakışmayan ÇARESİZ HAYVANLARIN
görüntüleri, bizi İNSAN OLARAK UTANDIRMAKTADIR.
TBMM nin bizzat kabul ettiği bir kapsamında :
1. TBMM nin, görevleri arasında "kabul ettiği kanunların uygulanmasının
sağlanması ve kontrol edilmesi" aşamasında ne gibi girişimlerde
bulunacağının,
2. 5199 sayılı yasaya aykırı olarak İNSANİ ve AHLAKİ olmayan muamelede
bulunan ve YASAYI İHLAL eden belediyeler hakkında soruşturma açılıp
açılmayacağının,
3. 5199 sayılı yasanın UYGULANMASI için bir çalışma başlatılıp
başlatılmayacağını hususunda ilgili sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun
aydınlatılması konusunda açıklamalarınızı bekliyoruz.
Saygılarımızla,
Hulya Alpgiray
Yönetim Kurulu adına
Baskan Yrd.
ASKOD
Aliağa Sokak Hayvanlarını Koruyanlar Derneği
http://www.askod.org
Bekir COŞKUN
bcoskun@hurriyet.com.tr
Çocuklara
’öldürmeyi’ öğretiyorlar...
GOLDİ; su tasını, yemek kabını, gezi
tasmasını kendisi taşırdı oradan oraya. Aşı zamanı geldiğinde "aşı
karnesini" ağzına alıp Veteriner Tıp Merkezi’ne kendisi gidiyordu.
Dün ona bakan veteriner hekimler ağladılar.
Çünkü Goldi’yi öldürdüler.
Sadece Goldi değil, son günlerde Ankara’nın birçok yerinde
belediyeler tarafından toplu hayvan katliamları yapılıyor.
Or-an bölgesinde de o gece 40 kadar köpek kayboldu. Arkadaşımız
Sevgili Deniz Biliroğlu’nun haberine göre, birkaçının karlar
arasındaki cesetlerini buldular sahipleri, zehirle katliam yapanlar
öbürlerini toplayıp götürmüşlerdi.
Goldi de kendi evinin bahçesinde ölmüştü.
Bu bölgede devlet adamları, büyük bürokratlar ve milletvekilleri otururlar.
Yani; Hayvan Hakları Yasası’nı çıkartan ve uygulamakla görevli
olanlar...
Ben sormaya devam ediyorum:
Türkiye’de her gün oluk gibi kan akıyor. İnsanlar birbirlerini
öldürüyorlar durmadan.
O eli tabancalı-bıçaklı suçluların çocukluklarında bir köpekleri, bir
kedileri olsaydı, böyle sevgisiz mi büyürlerdi?..
Dili olmayan bir canlıyla dostluk kuran çocuk, büyüdüğünde dili olan
hemcinsleriyle hayda hayda iletişim kuramaz mıydı?..
Bir canlıyı sevmenin, korumanın, ona kıyamamanın ilk dersi değil midir;
çocuklara bir kuşu, bir kediyi, bir köpeği sevdirmek?..
Ama siz; "huzur ve sükûneti sağlama şartı olarak" çocuklara
"öldürmeyi" gösterirseniz...
Bu ülkede akan kan nasıl durur?
Cinayet, dehşet, ölüm nasıl biter?
Goldi ve öbür köpeklerin-kedilerin sahibi çocuklar günlerdir ağlıyorlar.
Birçoğu hálá bir umut, kayıp dostlarını arıyorlar Ankara’nın ara
sokaklarında.
İşte böyle başlıyor; yok etmenin, acımasızlığın, merhametsizliğin ve
yaşama saygısızlığın öyküleri. İşte böyle yerlerde yetişir;
gaspçılar, kapkaççılar, eli bıçaklılar, katiller, caniler.
Aslında; büyükler çocuklara "öldürmenin kötü bir şey olmadığını"
tebliğ ediyorlar, anlamıyor musunuz?
Bu büyüklerden çok daha bilinçli Goldi gözümün önünden gitmiyor;
ağzında aşı karnesi, bir kapının önünde bekliyor...
Edirne'deki köpekler üşümeyecek
Edirne Belediyesine ait Kedi Köpek Evi'ndeki hayvanların soğuktan
etkilenmemesi için barınağın ön kısmı brandayla kapatıldı, iç mekana
elektrikli ısıtıcılar takıldı.
Edirne Belediyesi Başkan Yardımcısı Ayhan Gür, Kedi Köpek Evi'nin Çevre ve
Orman Bakanlığı'nın belirlediği standartlara uygun hale getirilmesi için
çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.
Edirne Belediyesinin hayvanların korunması için de bir dizi yatırımlar
yaptığını ifade eden Gür, rahat etmesi için de Trakya'nın en modern kedi
köpek evini oluşturacaklarını belirtti.
Kedi Köpek Evi'nden sorumlu veteriner hekim Mehmet Rodoplu da kış nedeniyle
barınağın ön kısmına brandadan koruyucu malzeme döşettiklerini, bunu
özellikle köpekleri soğuklardan korumak amacıyla yaptıklarını ifade etti.
Brandaların belediye tarafından verildiğini belirten Rodoplu, “Ayrıca
elektrikle çalışan ısıtıcılar temin edildi.
Merkezi İstanbul'da bulunan Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı
Derneği, ısıtıcıları belediyemize hibe olarak verdi. Kış döneminde bunları
da kullanacağız. Amacımız barındırdığımız hayvanların kışı sağlıklı bir
şekilde geçirmesi” dedi.
Barınakta 45 köpeğin bakım ve tedavisini yaptıklarını anlatan Rodoplu, bir
yandan da köpek toplama ve kısırlaştırma çalışmalarına devam ettiklerini
kaydetti.
Rodoplu, hedeflerinin yeni çıkan Hayvanları Koruma Kanunu'nun ilgili
yönetmeliğine göre istenilen şartları yerine getirerek hizmeti en iyi
şekilde gerçekleştirmek olduğunu söyledi.
Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği Edirne Temsilcisi
Burcu Çelik ise gönderilen 9 ısıtıcının takılmasıyla hayvanların sıcak bir
ortamda yaşamalarının sağlandığını belirtti.
Edirnelilerin barınaktaki hayvanlara sahip çıkması gerektiğini belirten
Çelik, “Hayvan sahibi olmak isteyen vatandaşlar buradan hayvan temin
edebilirler. İsteyenler evlerinde veya işyerlerinde, yemekten arta kalan
gıda artıklarını da buraya ulaştırarak katkıda bulunabilir” dedi.
|
|
 |
|
|
| Nesilleri
tükenmek üzere olan bu maymunlara ‘bonobo’ diyorlar. Sadece Kongo'daki
nemli ormanlarda yaşıyorlar. 'O' anın kahramanları ise öksüz bonobolar.
Başkent Kinşasa yakınlarındaki bir merkezde yine 'o' anın kahramanları
arasında bulunan fahri anneleri tarafından bakılıyorlar. İçlerinden biri
merakla kameraya yaklaşmış ve ''Yok ettiğiniz yaşam alanlarımdan dolayı
neslim tükeniyor. Acele edin!'' der gibi telaşlı bir bakış atmış. (AP/Schalk
van Zuydam) |


'Belediyeler; 'katil olmayın!'
[Sesonline] ANKARA - Doğa ve Çevreyi Koruma, Yaşatma
Derneği (DOĞÇEV) tarafından Abdi İpekçi Parkı'nda düzenlenen mitingde,
hayvanların "toplu kırımlara" uğratılması, baskı, işkence ve eziyet
görmeleri protesto edildi. Mitinge, çeşitli illerden gelen hayvan
korumacıların yanı sıra sivil toplum örgütleriyle, hayvan sever ünlüler de
katıldı.

Mitingi sunan tiyatro sanatçısı Gülsen Tuncer, “Belediyeler katliama
devam ediyorlar, köpeklere tecavüz ediliyor, işkencelerle öldürülüyorlar.
Bizler uygulamada hiçbir işlevi olmayan 5199 sayılı Hayvanları Koruma
Yasası’nı bugün kendilerine iade edeceğiz” dedi.
DOĞÇEV Genel Başkanı Behiye Eryılmaz, mitingte yaptığı konuşmada, 5199
sayılı Hayvanları Koruma Yasası'nın ''işlevsiz'' olduğunu söyledi. Yasanın,
yönetmeliklerle desteklenmesi gerekmesine rağmen, halâ yönetmeliklerin
çıkarılamadığını ifade eden Eryılmaz, belediyelerin de hayvanların
korunmasına yönelik
çalışmalar yapması gerektiğini söyledi. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan
Aygün de yaptığı konuşmada kendisinin de bir köpeği olduğunu belirterek,
''Ben de köpeğimi evlâdım gibi seviyorum" dedi. Sinema sanatçısı Ediz Hun da
konuşmasında, hayvanların toplumsal yaşamın bir parçası olduğunu
vurgulayarak,
''Hayvanlarla ortak yaşam biçimi geliştirme bilincinin yerleştirilmesi
gerekiyor'' dedi. Sanatçılar Yonca Evcimik, Pakize Suda ile gazeteci Bekir
Coşkun da birer konuşma yaparak duygularını dile getirdiler. Konuşmaların
ardından ünlü sinema sanatçısı ve hayvan hakları savunucusunun B.B'nin
kurduğu, Brigitte BardotVakfı'nın ve merkezi ABD'de bulunan ve dünya
ölçeğinde 1 milyon üyesi bulunan hayvan hakları savunucusu PETA ( People for
the Ethical Treatment of Animals / Hayvanlara Etik Davranış İçin Mücadele
Edenler Birliği) temsilcilerinin mesajları okundu.
GENİŞ DESTEK
Ankara’da kurulu Doğa ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞÇEV)’nin düzenlediği
mitingi aralarında, Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu (DYBD), Dohayko,
Haytap, Barınak Gönüllüleri, Türkiye Hayvan Hakları Platformu, Çevre ve
Sokak Hayvanları Derneği, Anhayko, Yaşam Hakkına Saygı Platformu,T.Veteriner
Hekimler Birliği, Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği, Haykod, Kocaeli Doğa
ve Hayvan Dostları Derneği, Manisa Hakdem ve Bodrum Dost Hayvanlar
Derneği’nin de bulunduğu çok sayıda örgüt mitingi destekledi ve üye ya da
temsilcileri ile mitinge katıldı.
Hayvan korumacılar, miting boyunca ''Sevgi şiddeti önler'',''Vurulduk,
öldürüldük, yüzüldük, yine de size olan sevgimiz tükenmedi'', ''Belediyeler
katil olmayın'' yazılı dövizler taşıdılar. Miting sırasında okunan şiirler
dolayısıyla bazı hayvan korumacıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
»
* ÇEŞİTLİ HAYVAN HAKLARI HABERLERİ
»
* Ankara’da miting: 'Yaşamak istiyorum!..'
»
* DYBD sayfası artık Cumartesi günleri Birgün'de...
Sevgili
Yaşam Hakkına Saygi Üyeleri,
Kimi zaman
barinaga , kimi zaman sokaga , kimi zaman olume terk edilmis ama biz
yuregi sevgi dolu insanlar tarafindan kurtarilip tedavileri yapilmis
canlarimizi
www.yasamhakkinasaygi.com
sitesinin EVCIL HAYVAN EKLE bolumune kaydedilmis canlarimiza gelin hep
birlikte YUVA bulalim....Sitemizin sol tarafinda yer alan
EVCiL HAYVAN ARA butonuna
bir tiklayin bakin
neler neler goruceksiniz :)))))
Hayatimiza
ortak olucak , sikinti ve mutluluklarimizi sizinle yasayacak
dostlarimizi sitemizden bulun , emin olun farki olucaktir...Kim bilir
belki size SANS getirirler....:))))))))))))

BENİM KÖPEĞİM TOPAK
(DİKKAT TOPAK VAR)



|

BARINAKLAR HAPİSHANE OLMASIN!
BİZ diyoruz ki;
Hayvanların bize ihtiyacı olduğu için değil,
bizim o hayvanlara ihtiyacımız olduğu için
bu davetler - çırpınışlar - haykırışlar- varolma ve sesini duyurma
içtenliği.
Belki de herkes bunu biliyor.... ama diğerleri gibi aktüel
değilsen sırtını dönüveriyorlar.
Bilmiyorlar ki; barınakların gerçek sahipleri olan ve orada bir
kovanın başına oturup
köpekler için ekmek doğrayan, hasta - yaralı olanı kucağına sarıp
sarmalayan insanların
bize ihtiyacı yok. Bizsiz de en kötü günleri ancak bu kadar
oluyor.
Doğrusu BİZim onlara ihtiyacımız var.
Evet aslında herkes biliyor.... ve mutfakta durup yemeği
pişirmektense,
balkonda yemeği beklemeyi - poz vermek için süslenmeyi tercih
ediyorlar.
İNSANLAR özellikle hayvansever olanlar
Barınaklara gelseler de gelmeseler de,
Barınaklarda olsalar da olmasalar da,
o barınaklarda yollarını gözleyen - bir sıcak bakışı - bir yumuşak
dokunuşu özleyen köpekler daima var.
ve bu gidişle daima olacaklar.
Bilmiyorlar mı?
Biliyorlar. bİLİYORLAR. biliYorlaR.
|
Sevinç Erbulak YAZISI
|
Canlı ama bizim...
Güzel dostum Tolga Öztorun bana geçenlerde bir teklif
yaptı... "Hayvanlarla ilgili yazı yazar mısın?" diye sordu, heyecanla
evet dedim tabii... Dört ayaklı arkadaşlarımla o kadar çok sey
paylaşıyoruz ki her ay bir tanesi yeni bir hikaye konusu olabilir diye
düşünerek oturdum bilgisayarımın başına... Oturdum oturmasına ama ne
yazacağımıi bilmiyorum... Ne de olsa benim ilk yazım bu, bütün ilk'ler
gibi önemli ve biliyorum ki yeri bir başka olacak bende.... Aklımdan
bunlar geçerken yıllar önce yanımızda çalışan yardımcımızdan dinlediğim
ve o günden beri hiç unutmadığım, aslında pek de tatlı olmayan ama
hatırladığımda hala inanmakta zorluk çektiğim o yaşanmışlık geçiverdi...
Paylaşmak istiyorum şimdi, hemen...
Bir varmış bir yokmuş, dünyanın sadece insanlara ait
bir yer olduğuna inanılan bir coğrafyada, şehrin adı da İstanbul'muymuş
neymis, kadıncağızın biri yorgun argın işinden evine dönüyormuş...
Kimbilir kaçıncı otobüsten indikten ve bir müddet de yürüdükten sonra
evinin bulunduğu mahalleye doğru adımlarını sıklaştırdığında içlerinden
pek çoğunu tanıdığı çocukların çember halinde sıralandıklarını ve
ortalarındaki bir şeyi de toprağa gömmekte olduklarını görmüş...
Yaklaştıkça da toprağın üzerinde artık sadece burnunun ucu ve açık ağzı
görünen köpeği fark etmiş... Hayvan acı acı havlarken kadıin cemberdeki
oğluna bağırmış;
''oğlum ne yapıyorsunuz siz öyle?''
''köpeği gömüyoruz anneeeee''
''ama köpek canlı çocuğum''
''Canlı ama bizim annEEEEE''
Gülüşmeler, bir tokat sesi, kaçışan çocuk
ayakkabılarının sesi, annesinin elinden kurtulamayan çocugun acı acı
havlama sesleri, köpeğin topraktan çıkarıldığı halde koşarak uzaklaşan
çocuklarla hala oynamak istemesinin sesi birbirine karışmış...
Bu masal da burada biter demeyi çok isterdim. Aslında
kadının bana anlattığı hikaye burada bitmişti yıllar evvel... Duyduğu
şeyi içinde bitiremeyen, sonlandıramayan bendim... Günlerce, gecelerce o
çocukları düşündüm, onlara bunu yaptıranın ne olduğunu düşündüm işin
içinden çıkamadım. Aklıma hiçbir şey gelmedi değil ama! Mesela
babasından yediği dayağın öcünü alıyordu herhalde dedim... Mesela
babasından dayak yiyen annesinin öcünü alıyordu herhalde dedim...Yoksa
sadece zevk mi alıyordu acaba dedim... Yoksa büyüdüğünde ''benim o''
diyeceği her canlıya böyle şeyler mi yapacak dedim? Kız arkadaşına ilk
tokadını attiğında, kızın suratında oluşan şaşkınlık ifadesi onu iyice
şaşırtacak ve kız onunla oyun oynamaya devam etmek istemediğinde küçük
köpeğini mi arayacak acaba diye düşündüm de düşündüm...
Şu an yazarken bile cevabını bulamıyorum bu
soruların...Yazarken bile hala irkiliyorum, korkuyorum hayvan sevmeyen
bütün çocuklardan ve yetişkinlerden...
''Sakın dokunma! kolunu kapar, oooyyyle bir ısırır ki tek kolla kalırsın
bak benden söylemesi evladım'' diye, sokakta kendisine kuyruk sallayan
bir köpeciği okşamak isteyen çocuğun tüm isteğini o anda ve belki de
sonsuza kadar yok eden annelerden de korkuyorum... Çünkü biliyorum ki
ailenden nasıl görürsen öyle şekillenir ve şekillendirmeye çalışırsın
sen de aile olunca...
Köşeciklerinde, bas bas bağırarak ''gördükleri yerde
itlaf edilmeliler efendim, yoksa Avrupa birliği bizi nasıl kabul eder?
Böyle pislik olur mu canim? Gecen gün sokakta yürüyorum bir de ne
göreyim, köpekler havlıyor efendim, olacak iş değil!'' diyerek zaten
hayvansevmez coğrafyamıza bir de nefreti öğreten bütün yazarlarımıza
sesleniyorum; sizi kınamıyorum efendim, ama biliniz ki dünya sadece bize
ait değil... Ve size ne kadar inanilmaz gelse de köpekler havlar,
kedilerse miyavlar, bunda bir acaiplik yok.. Hayır sizi kınamıyorum,
çünkü kınayamıyorum bile efendim, ama sizin için yürekten bir şey
diliyorum her gece ısrarla hem de... Tanrı bir an evvel içinizdeki bu
dizginlenemez nefreti söküp alsın ve bir havyanın başını okşamanın, bir
hayvana sarılıp uyumanın tadını çıkartın... Yoksa üzülüyorum, eksik
kalmanızdan ve giderek eksilmenizden...
Önümüzdeki ay Recep'in hikayesiyle sizlerle olmayı
umut ediyorum... Kendisi bir yavru kedicik olup, bir hafta evvel
arabamın kaportasından çıkmıştır... Şu an başımın üzerinde oturmaktadır,
karnımdaki kızım onu şimdiden deliler gibi sevmekte ve göbek deliğimin
ardından onunla oyunlar oynamaktadır... İnanılmaz değil mi?
Sevinc Erbulak
Midyat |

Hayvan sahibi olmak zorlaşıyor
Ev ve süs hayvanlarına ilişkin
düzenlemeler içeren “Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği”,
Resmi Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Sahipli hayvanlarda
kısırlaştırma esas olacak. Hayvan sahiplerinin, hayvanlarını yavrulatmak
istemesi halinde, doğacak yavruları belediyeye bildirerek kayıt altına
aldıracak, bakacak veya dağıtımını yapacak. Ev ve süs hayvanlarından kedi ve
köpek sahibi kişiler, sahip olduğu hayvanı bağlı bulunduğu belediyeye, en
geç 30 gün içerisinde kayıt yaptırmakla yükümlü olacak. Kayıtlar ticari
amaçla kullanılamayacak. Sahiplenilen hayvanlar terk edilemeyecek, ancak
yeniden sahiplendirme yapılabilecek ya da geçici hayvan bakımevlerine teslim
edilebilecek.
SATIŞ YAPANLAR EĞİTİLECEK
Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile
ilgili yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programına katılarak,
sertifika almakla yükümlü olacak. Ev ve süs hayvanı satışı yapılan
işyerlerinin sahipleri, bulundurdukları kedi ve köpek gibi mikroçip
takılması uygun hayvanlara, veteriner hekim tarafından mikroçip taktırarak
kayıt altına alacak. Satıcılar, hayvanları alanları bakım konusunda
bilgilendirecek.
SAHİPSİZ HAYVANLAR KISIRLAŞTIRILACAK
Yönetmeliğe göre, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar belediyelerce
toplanacak. Belediyeler bu amaçlarla ehil kişilerden oluşan ekipler kuracak.
Eziyet edilmeden toplanan hayvanların herhangi bir zarar görmemesi için tüm
önlemler alınacak. Sahipsiz hayvanlar, nakliye araçlarında kafesler
içerisinde taşınarak, geçici bakımevlerinde kısırlaştırılıp,
aşılattırıldıktan sonra bırakılacak. Gönüllü kuruluşlar, belediye ile
işbirliği yaparak hayvanları toplayabilecek. Sahipsiz hayvanlar öncelikle
kafes ve ağ kullanılarak yakalanacak. Bu metotlarla yakalamanın mümkün
olmadığı durumlarda yakalama sopasıyla da yakalama yapılabilecek. Uyuşturucu
tüfekle yakalama ancak veteriner hekim kontrolü altında yapılabilecek.
Önlemlere rağmen nakil esnasında ölen sahipsiz hayvanlar derhal
diğerlerinden ayrılarak, belediyelerce belirlenmiş derin çukurlara gömülerek
üzeri toprakla örtülecek. Geçici bakımevlerine getirilen sahipsiz hayvanlar
kayıt altına alınacak ve muayene edilecek. Gebelik tespit edilenler ayrı
bölümlere alınacak. Hayvan sağlığına zarar vermeyecek ve cenin oluşumunu
tamamlamamış şeklindeki gebelikler sonlandırılacak. Doğan yavruların sütten
ayrılıncaya kadar geçici bakımevinde gerekli bakımı yapılacak. Geçici
bakımevlerindeki tüm hayvanların sahiplendirilmesi için belediye ilan
panosu, internet ortamı ve diğer yayın organları ile duyuru yapılarak,
sahiplendirme teşvik edilecek. Sahipsiz hayvanlar kısırlaştırıldıktan sonra
öngörülen şartları taşıyan kişilere kayıtlı olarak teslim edilecek. Belediye
bu hizmet için ücret talep etmeyecek.

Yasanın “işlevsel” olmadığı savunuldu

Geçici bakımevlerinde 10 gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde
sahiplendirilmeyen hayvanların kontrolleri, aşıları ve tıbbi müdahaleler ile
kısırlaştırmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az 7 gün
sonra, veteriner hekim onayıyla alındıkları ortama geri bırakılacak. Bu
ortamlarda belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde besleme
odakları kurarak hayvanların beslenmesine yardımcı olacak. Hayvanlar, hiçbir
surette ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya
diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılamayacak. Geçici bakımevlerinde
kaldıkları süre içerisinde, tedavi edilemez hastalığı veya bulaşıcı
hastalığı veterinerce tespit edilenler dışındaki hayvanlar öldürülemeyecek.
Öldürme işleminde hayvanlara en az acı veren ve süratle ölümünü sağlayan
yöntemler uygulanacak.
GEÇİCİ BAKIMEVLERİ
Yönetmeliğe göre, geçici bakımevleri, yerleşim yeri dışında, ancak elektrik,
su ve yol imkanları bulunan yerlerde kurulacak. Geçici bakımevlerinde,
karantina, hasta bakım, yavrulu anne, hayvan müşahede, hayvan yiyeceği için
mutfak, muayene ve ameliyat odaları da bulunacak. Zoonoz hastalıktan ölen
hayvanlar yakma ünitesi olan yerlerde yakılacak veya usulüne uygun olarak
belirlenen yerlerde kireçle gömülecek.
FİLM KAHRAMANI OLMAK
Yönetmeliğe göre, hayvanların ticari amaçlı film ve benzeri çekimler ile
gösterilerde kullanılacakları tüm sahneler, izne ve denetime tabi olacak.
Senaryolar, hayvanlara eziyet edici tabloları içermeyecek, hayvanların yaşam
haklarını zedeleyen mesajlar yer alamayacak. Hazırlan senaryoların il
müdürlüğünce uygun görülerek izin verilmesi halinde çekimler
gerçekleştirilecek. Pitbull Terrier ve Jananese Tosa gibi tehlikeli
hayvanların reklamı ve sergilenmesi de yasaklandı. Hayvan sahipleri, film ve
benzeri çekimlerde kullanılacak hayvanların, çevreye ve insanlara
verecekleri zararı önlemek için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlü
bulunacak. Hayvanlar şiddet içeren reklam ve filmlerde kullanılmayacak.
Hayvanlar, filmlerde, etolojik özelliklerine aykırı davranışlara
zorlanamayacak. Reklam filmi ve film çekimi sırasında hayvanın görevini
yapması için sağlığına zararlı yiyecekler verilemeyecek. Çekim sırasında
hayvanın yorulduğu ve strese girdiği görülürse çalışmaya ara verilecek.
Çekim sırasında hayvanların sakatlanmasına, yaralanmasına ve ölümüne sebep
olabilecek yöntemler kullanılamayacak.
SİLAHLA ÖLDÜRÜLEMEYECEK
Gerekli koşulları taşıdığı için öldürülmesine karar verilen hayvanların
öldürme işlemi, hayvanlara en az acı veren ilaçlarla, veteriner hekim
tarafından uygun bir yöntem ve anestezi dozu verilerek gerçekleştirilecek.
Öldürme işlemi, şuur kaybı ve ölümü hemen gerçekleştirip, derin genel
anestezi ile başlayarak, kesin ve mutlak ölümle sonuçlandırılacak.
Yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemeyecek.
Elektrik, ateşli silah ve boğma yöntemleriyle öldürme işlemi
gerçekleştirilmeyecek.
SERTİFİKA
Halen ev ve süs hayvanı satan kişiler, bir yıl içinde eğitime katılarak
sertifika alacak. Halen açık bulunan özel geçici bakımevleri, 6 ay içinde
gerekli kriterleri sağlayacak. Halen açık bulunan belediye ait geçici
bakımevleri ise bir yıl içinde gerekli kriterlere uygun hale getirilecek.
|
|
Köpeğimi Aşılatmalı Mıyım?

Bütün yavru köpekler hastalıklara
karşı veteriner hekiminizin önerdiği şekilde aşılanmalıdır. Bir çok
aşının köpeğinize belli bir zaman diliminde verilmesi gerektiğini ve
aşılama için size söylenen sürelere uyulmasının köpeğinizin sağlığı için
gerekli olduğunu hatırlatmak isteriz.
Köpeklere yapılan aşılar nelerdir?
Adeno Virüsü'ne
Karşı Yapılan Aşı :
Hepatit dediğimiz bağışıklık
sistemini zayıflatan karaciğer rahatsızlığına karşı yapılan bir aşıdır.
Adeno virüsü, karaciğeri ve hücreleri etkiler. Yüksek ateşe sebep olur.
İştah kaybı görülür. Susuzluk, karın ağrıları, karaciğer hasarı ve
kanama da hastalığın belirtilerindendir.
Corona Virüsü'ne
Karşı Yapılan Aşı :
Corona virüsü bulaşıcı bir
virüstür. Bağırsakları etkiler. Kusma hastalığın belirtilerindendir.
Mide bulantısı, ateş ve su kaybı da hastalığın neden olduğu
rahatsızlıklardandır.
Leptospirosis
Rahatsızlığına Karşı Yapılan Aşı :
Oldukça bulaşıcı bir hastalıktır.
Burun akıntısı, idrar, salya ile köpekten köpeğe geçer. İnsanlara da
geçme olasılığı vardır. Böbreklerde iltihaba sebep olan leptospirosis
ateş, kusma ve ishal ile kendini gösterir. Karaciğer hasarı da
görülebilir.
Parvo Virüse Karşı
Yapılan Aşı :
Parvo virüsünün sebep olduğu
rahatsızlık oldukça sık görülür ve ne yazık ki öldürücüdür. Özellikle
yavru köpekler için öldürücü etkisi vardır.
Parinfluenza Aşısı
:
Bu virüs bir çok enfeksiyonun da
sebebidir ve solunum sistemini etkiler. Oldukça bulaşıcı olup köpeğinizi
ciddi bir şekilde ratahsızlandırabilir.
Kuduz Aşısı :
Merkezi sinir sistemini etkileyen
virüs bütün memeler için ölümcül etkisi olan bir virüstür. Yarasalardan
tilkilere kadar bir çok memeli hayvanı etkiler ve hayvandan hayvana
kolaylıkla geçebilir. Kuduz kamu sağlığı açısından çok önemli bir
hastalık olması sebebi ile köpeğinizin kuduza karşı aşılatılması yasal
açıdan da zorunludur. |
Yaz bitince köpek
sevgisi de bitiyor
Sezon sonunda sokaklardan çok sayıda evcil hayvan toplayan
belediyelere göre, köpekleri sokağa terketmek,”vicdansızlık”.
Toplu köpek mezarlarıyla gündeme gelen sokak köpeklerinin sayısı her
yazın sonunda daha da artıyor.
Sokak hayvanlarıyla ilgili sorunlardan biri de turizm bölgelerinde
yaşanıyor. Yaz aylarında yazlıklarda bakılan evcil hayvanların sonbaharda
sokaklara terkedilmesi turizm bölgelerinde en büyük sorun. Yaz aylarında çok
sayıda yazlıkçıyı ağırlayan Bodrum’da da aynı sorunla mücadele ediliyor.
YAZLIKÇILAR TATİL SONUNDA HAYVANLARINI SOKAĞA
BIRIYORLAR
Bodrumlu veteriner Ahmet Güllüoğlu da özellikle turizm sezonu sonunda sokak
hayvanlarının sayısında bir artış olduğuna dikkat çekerek, “Halkımız,
çocukların hayvanlara düşkün olduğu için köpek alıyorlar. Kontrol etmeden
alıyorlar. Bakamayınca da sokağa bırakıyorlar. Köpek ediniyorlar sonra
gidiyorlar. Yazın problem yok. Kışın ise insanların azalmasıyla zorluklar
başlıyor, aç kalıyorlar, üşüyorlar, hasta oluyorlar” diye konuştu.
Yaz sezonunun bitimiyle sokakta kalan hayvanları toplayan belediye ekipleri,
bunları barınağa yerleştiriyor.
Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan da belediye olarak sokak hayvanlarına
yönelik ciddi bir bütçe ayırdıklarını belirterek şunları söyledi:
“Çevremizde olan hayvanları toplayarak hayvan barınaklarında kısırlaştırma
çalışmaları yapıldıktan sonra onları tekrar kendi ortamlarına bırakıyoruz.
Devamlı olarak tutamıyoruz, sayı belli. 500 hayvandan fazlası tutulamıyor.”
HAYVANSEVERLER, YAZLIKÇILARI VİCDANSIZLIKLA
SUÇLUYOR
Yazlıkçıların sadece sezonluk hayvan sahibi olmalarını eleştiren
hayvansvereyer herkesi duyarlı olmaya çağırıyor.
Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı Füsun Uslu, “Hayvan bir canlı sonuçta.
Hayvan edinenler bu sorumluluğu taşımalı” dedi.(ntvmsnbc)
SESONLINE
www.sesonline.com
Ergündoğan: 'Gerçek hayvansever
'tabakta hayvan' sevmez'...
[Sesonline] İSTANBUL- Kurucusu olduğu "Dünya Yalnız
Bizim Değil Platformu" ve "Birgün Gazetesi"nde 'Pazar' günleri aynı adla
yayınladığı "doğa-hayvan sayfası" üzerine, gazeteci-yazar Yalçın
Ergündoğan'la Sırma Gülbahar'ın yaptığı ve 4 Şubat 2006'da Hürriyet
Gazetesi'nde yer alan röportajı aynen yayınlıyoruz... [ EK: Konu ile ilgili
Video filmleri]
"Türk hayvan dostlarının
birbirleriyle iletişim kurması için gazeteci-yazar Yalçın Ergündoğan
tarafından kurulan Dünya Yalnız Bizim Değil iletişim platformu,
yahoo’nun en kalabalık gruplarından biri oldu. Yahoo üzerinden haberleşen ve
hayvan hakları ile ilgili 682 grup arasından ikinci olan
* DYBD’de sayısı sürekli artan 1500 üye var. Farklı tartışmalarıyla
ilginin büyüdüğünü söyleyen Yalçın Ergündoğan, grup içindeki
hayvansever ve hayvan korumacılar arasındaki farkların ilgi çektiğini
düşünüyor.
Sırma Gülbahar / Hürriyet Cumartesi, 04 Şubat 2006"
* * *
YALÇIN ERGÜNDOĞAN İLE RÖPORTAJ:
» Dünya Yalnız Bizim Değil Platformu nasıl oluştu?
- Birgün Gazetesi’nde iki yıla yakın bir zamandır, "Dünya Yalnız
Bizim Değil" başlığıyla doğa ve hayvan sayfası hazırlıyorum ve köşe
yazıları yazıyorum. Bizden önce faaliyet gösteren dernek ve oluşumlar
genellikle "hayvansever" ya da "hayvan korumacı" olarak kendini
tanımlayanlardan oluşuyordu. Genellikle de köpeklere yönelik
örgütlenmelerdi. Benim kafamdaki, bitkileri yaşam alanının dekoratif
renkleri, hayvanları da insana tabi varlıklar olarak görmemek
üzerineydi. Bu düşünce ile 8 Temmuz 2004’te kurulduk.
» İletişim grubunun şu anki faaliyetleri neler?
- Bizim dışımızdaki türlerin ve doğanın, olan bitene müdahale edecek ne avukatları var, ne de sendikaları. Biz, hayvanların birer ’eğlence unsuru’ olarak görülmesine de açıkça karşı çıkıyoruz. Biz,
hayvan hakları konusuna çok ciddi yaklaşıyoruz.
» Radikal bir yapılanma yani...
- Bizim platformumuz kitlesel bir yapılanma. Hepsi farklı olan
hayvanseverler, hayvan korumacılar, hayvan hakları savunucuları ve hayvan
özgürleşmecileri bir aradayız. Zaman zaman tartışsak, fikri
ayrılıklarımız olsa da farklılıklarımızı koruyarak bir arada olmayı
önemsiyoruz. Çeşitli hayvan örgütlerine destek veriyoruz, "kürke hayır"
kampanyalarına da destek veriyoruz.
» Dünyada hayvanlarla ilgili kurulmuş birçok iletişim grubu var. Sizinki
nasıl bu kadar öne geçti?
- Yahoo üzerinden hayvan hakları konusunda yayın yapan 682 grup arasından
ikinci sıradayız. Türcülüğe, yani baskı ve sömürüye karşı çıkan 1500
kişilik bir grubuz. Biz dünyadaki tüm canlıların yaşam haklarını
savunuyoruz. Biz canlıları öldürerek değil, yaşatarak sorunların nasıl
çözülebileceği hakkında bilgilerimizi paylaşıyoruz. Söylemimizin bu kadar
ilgi uyandıracağını ben de tahmin etmiyordum.
BİZİM DE ANLAŞAMADIĞIMIZ KONULAR VAR
» En çok neleri tartışıyorsunuz?
- Son günlerde Kuş gribi tartışılıyor en çok. Üyelerimiz kuş
gribinde uygulanan yöntemleri kınama ve tepki verme konusunda
hemfikirler. Benim de dahil olduğum hayvan hakları savunucuları, hayvanların tabağa konulmasını, yani yenilmesini kabul etmiyoruz. Tutarlı hayvan
hakları mücadelesinin vejetaryen olmaktan geçtiğini savunanlar da
var, et yemelerine rağmen hayvansever olanlar da. Bu mesela, uzlaşılmaz bir
konu.
» Özellikle son dönemde kuş gribi ile tekrar tartışılmaya başlanan itlaf
şekilleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Biz her zaman insan türünü diğer türlere karşı daha saygılı olmaya
ve güç kullanmamaya çağırıyoruz. İnsanlığın kanatlı hayvanları yok
etmekten başka bir çözüm bulamaması ayıplanacak bir durum. Ben zaten
hayvanların kesim için üretilmesini doğru bulmuyorum. Bence en ahlaklısı
et yememek.
» Bir türlü içinden çıkamadığımız bir sorun da sokak hayvanları...
- Sokak hayvanları sorunu öldürerek, itlaf ederek çözülebilecek bir
sorun değil. Tüm eksikliklerine yetersizliklerine rağmen geçen yıl AB’ye
uyum yasaları çerçevesinde çıkan "Hayvanları Koruma Yasası" sokak
hayvanlarının bakımını ve rehabilitasyonunu sağlaması için belediyelere
"Bakımevleri" -artık adı Barınak da değil- açma zorunluluğu getirdi.
Belediyelerin yasaya uymaları gerekiyor. Hepsi kestirme yoldan eski usul
davranmak istiyorlar. Ama bu açık bir suç.
» Hayvan ve insan hakları nedense pek bir arada düşünülemiyor. İnsanlar
birinden birini seçmeliymiş gibi bir yargı var. Neden bir araya koyamıyoruz?
- Her canlının varlığının ve korunmasının ekolojik denge için çok
önem taşıdığını tüm dünya kavradı. Bir zamanlar pek geçerli olan "önce
insan" yaklaşımı da önemini yitiriyor artık. Tüm canlıların önemli
olduğu kavranıyor. Hayvanlarla ilgili bir sorunu insanlarınkiyle
karşılaştırmamak ırkçılık, cinsiyet ayrımcılığı gibi bir şey. Aynı
ırkçılığa ve cinsiyet ayrımcılığına olduğu gibi bu türcülüğe de karşı
çıkmalıyız. Hayvan hakları savunucuları aynı zamanda iyi birer
savunucularıdır.
» Hayvanseverler içinde fanatik gruplar da var. Siz önyargılara da sebep
olan fanatiklerle ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Bence, her insan hayvanları sevmek zorunda değil. Ama hayvanların haklarına ve varlıklarına saygı göstermek zorundalar. Fanatik
gruplar saldırgan davranışlarla toplumun tepkisini çekiyor, bir önyargı
yaratıyor ve onlar da kendilerini 'hayvansever' olarak tanımlıyorlar. Bu tür
gruplar ve diğerlerini ayırt etmek gerekli. Bu yüzden özellikle fanatik
olmayan hayvanseverler kendi eylem ve etkinlikleri ile farklılıklarını
ortaya koymalı.
* * *
'HAYVAN SEVER' MİSİNİZ 'HAYVAN HAKLARI SAVUNUCUSU' MU?
Hayvan hakları savunucuları, hayvanları yiyecek ya da giyim
malzemesi, eğlence ya da deney aracı olarak kullanmanın yanlış olduğuna
inanır. Mesela bir hayvanın çıkarlarının gözetilmesi için mutlaka şirin,
insanlara yararlı ya da soyu tükenme tehlikesi içinde olmasının
gerekmediğini savunurlar. Bu aynı, zihinsel gelişimi yetersiz bir insanın
şirin ya da yararlı olmasa da, hatta kimse onu sevmese de belirli haklara
sahip olması gibi. Hayvanseverler ise; hayvanların da çıkarları
olduğunu kabul eder ama insanların çıkarları adına onların çıkarlarının feda
edilmesini meşru görebilir. İnsanca yöntemler kullanıldığı takdirde
hayvanların çeşitli amaçlar için kullanılmasında sakınca görmez. Oysa
hayvan hakları yaklaşımında hayvanların da insanlar gibi başkalarının
lehine feda edilmeyecek hakları olduğu savunulur.
DYBD Platformu'na üye olmak için;
»
dunyayalnizbizimdegil-owner@yahoogroups.com adresine 'kişisel
üyelik bilgilerinizle' ve 'neden üye olmak istediğinizi'
bildiren bir ileti göndermeniz ve 'onay' almanız gerekiyor.)
Röportaj: Sırma GÜLBAHAR - HÜRRİYET Gazetesi, 04 Şubat
2006
Yalçın ERGÜNDOĞAN- e-posta:
yalcin.ergundogan@gmail.com
KONUYLA İLGİLİ VİDEOLAR:
»
*
BİZ TALEP ETMESEK BU GÖRÜNTÜLER YAŞANMAYACAK / "VİDEO" [Goldfinger
müzik topluluğunun "Free me" parçası eşliğinde bir animasyon]
»
* SANAYİ ÜRETİMİ OLARAK "TABAĞIMIZDAKİ HAYVAN"- "VİDEO"
»
* FOTO GALERİ [Sayfanın altındaki "Next section"'a tıklayarak
ilerleyenilirsiniz]
» Hürriyet gazetesi web sitesi:*
"Gerçek hayvansever 'tabakta hayvan' sevmez" / Yalçın Ergündoğan ile
röportaj
'HAYVANLARIN ÖZGÜRLEŞMESİ, İNSANLARIN ÖZGÜRLEŞMESİYLE EŞ
ANLAM TAŞIR' Yalçın
ERGÜNDOĞAN
SESONLINE
Protestolar
Sadece
vatandaşlık hakkınızı kullanıp sorulması gerekenleri soracaksınız. Bir basit
dilekçe ile yüzlerce hayat kurtaracaksınız.
Yazıların
üzerine tıklayın, sizi ilgili sayfaya götürsün.
LiNKLER
İzmir
 |
Menderes Gazi Hayvan Çiftliği, diğer adıyla Şopen'in Evi, diğer adıyla
Nebiha Deprem'in
barınağı.
Tıklayın |
 |
İzmir
Örnekköy Hayvan Barınağı. İlgili kişiler CELAL BEY & BEYHAN HN. TEL:
|
 |
İzmir
Büyükşehir belediyesi Işıkkent Hayvan Barınağı.
Tıklayın |
İstanbul
Ankara
Çanakkale
Diyarbakır
Migros'tan hemen şu anda istediğiniz barınağa bağış yapabilirsiniz.
tıklayın!
AKYAKA HAYVAN DOSTLARI

Click
for English
http://www.akyaka.org
Bize bir
mail
atın
Linkler:
|
|