turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN / 4

TURGUT KOÇAK (GENEL BAŞKAN)

10 NİSAN 2013


Bugünün yazısını yazmadan önce değerli bir insanımızı analım.

Bilindiği gibi Gülçin Çaylığil yiğit bir devrimci ve hukuk insanıydı. O en zor dönemlerde devrimcilerin davalarına girerek onları savundu. Denizler, Mahirler ve daha sayısız devrimci onun tarafından özveriyle savunuldu.

12 Mart sonrasında 15-16 Haziran 1974 yılında kurulan Türkiye Sosyalist İşçi Partisi (TSİP) yöneticileri meşhur maddeler 141-142. Maddelerden yargılanmışlar, Çaylıgil onların da savunmanlığını üstlenmişti. Bodrum'daki evinde aramızdan sessiz sedasız ayrıldı. Bir süredir onun nerede olduğundan ve ne yaptığından da bilgisizdik.

Ne üzüntü vericidir ki, böylesi yürekli ve özverili devrimciler hep böyledir işte. Üstlerine düşen her şeyi yaparlar, sonra da aramızdan sessiz sedasız çekip giderler.

Türkiye Sosyalist İşçi Partisi üye ve yandaşları olarak onu büyük bir sevgi ile anıyor, sonsuzluğa uğurluyoruz.

İyi ki vardınız Gülçin Çaylıgil.

İyi ki, sizi tanıdık.

İnan ki, tıpkı sizin gibi görünmez dostlarınız sizi hiç unutmayacak, onların yoldaşı, omuzvereni, olarak hep yanlarında olacaksınız.

***

Dünkü yazımızda önemli bulduğumuz konuları derine inmeden, herkesin kolaylıkla anlayacağı bir şekilde yazdık. Bugün de günümüz koşullarının içinden süzerek bir kez daha 'SOSYALİST ÖĞRETİ YENİDEN diyeceğiz.

Kendilerine sol ve sosyalist sol diyenler, birlikte davranmayı ve birliği hiç mi hiç ağızlarından düşürmezler. Alanlarda, toplantılarda, yazdıklarında, çizdiklerinde hep bu sihirli sözcüklerden söz ederler ve sihirli belgilerinden birisi de "Faşizme karşı omuz omuza" belgisidir. Ne ki bugüne kadar ne ileri anlamda tek bir parti çatısı altında toplanmak ne de faşizme, emperyalizme ve her türlü gericiliğe karşı geniş bir cephe birliği altında bir araya gelinmesi söz konusu olmuş değildir. Hemen herkes bu belgileri haykırır haykırmasına ya iş cephe ve sosyalist parti bağlamında bir araya gelmek olunca kimsenin yanaştığı görülmüş değildir.

Niçin?

Ne diyor, büyük ozan Aşık Veysel; "KOYUN KURD İLE GEZERDİ FİKİR BAŞKA BAŞKA OLMASA". Bugün sosyalist öğretinin olmazsa olmazı olan öğretilerde aynı düşüncede olunmadığı için bütün söylenip, yazılıp, çizilen şeylerin söyleyenler katında bile bir değeri yoktur. Ne demektir; faşizme, emperyalizme ve her türlü gericiliğe karşı olmak? Faşizmden söz ettik. Her türlü gericiliği ülkemizde zaten bilmeyen yok. Emperyalizmse uluslararası sermayenin dünden bugüne katettiği aşamalarda dahil, başka ülkelere askeri yöntemlerde içinde her türlü boyun eğdirerek; o ülke halklarını iliğine, kemiğine kadar sömürmek demektir. Öyleyse bu saydığımız konularda sol ve sosyalist solun biraraya gelmesi olanaklıdır. Burada kimsenin ne kadar sosyalist olduğundan çok yukarıda saydığım konulara karşı çıkıp çıkmadığı aranır. Böyle olunca da bu cephe birliği içinde sosyal demokratından sosyalistine kadar her örgüt ve kişi yeralabilir.
Peki neden gerçekleşmez bu cephe birliği?

Kendilerine sol ve sosyalist sol diyenler hiç kuşku yok ki, eskisi gibi ilkeleri üzerinde titizlenmemekte, içlerinden bir kısmı emperyalist güç odaklarının öğretisel propagandalarının etkisiyle politikalarını değiştirmiş bulunmaktadır. Bugün birçok örgüt ve kişi; gericilikle çeşitli hasletlere bağlı olarak dirsek teması içindedir. Bunlar; laiklik bir burjuva görüş olmasına karşın savunulması sözkonusu olduğunda sosyalistlerin tıpkı kendi görüşleri gibi savunmaları gerektiğini yadsıma yolunu seçmişlerdir. Özellikle İslam dünyasına baktığımız zaman emperyalizmin hizmetinde ve laiklik karşıtı hatırı sayılır gerici güçler söz konusudur. Bunlar bizim ülkemizde de çeşitli kılıklar altında boy göstererek emperyalist ülkelerin dümensuyunda ülkeyi tam anlamıyla ağır koşullar içine sürüklemektedirler. AKP iktidarı da kuşkusuz bu yapıların içindedir. Faşizme karşı cephe oluşturmak söz konusu olduğunda da sol yapıların faşizm konusundaki görüşleri yüzünden bir araya gelinmesi zorlaşmaktadır. İşçi Sınıfının yüce evlatlarından birisi olan Dimitrof; "faşizm mi, burjuva demokrasisi mi denildiğinde elbette burjuva demokrasisi deriz" diyor. Bu ne demektir? faşizme karşı olan herkesi yanımıza alabiliriz demektir. Doğal olarak bu bir araya geliş kolay değildir ancak bunun kendi öğretisine güvenen yürekli bir uğraşta söz konusudur. Bugün ülkemizde CHP'yi bile faşist gören bir anlayışla faşizme karşı birleşmenin ne olanağı vardır ne de maddi temeli. Yani birileri sanıyor ki, tehlikeleri bir avuç serdengeçti ile savuşturabiliriz. Bu büyük bir yanılgıdır. Yanılmış olmanın da ötesinde başka başka yapılanın lokomotifinin arkasında olmaktan kaynaklı minnet borcu ile politika yürütmek ve oportünistliktir.

Mücadele içinde biraraya gelen güçler süreç içinde bilenip bilinçlenir. Dolayısı ile gerçek düşman emperyalist/kapitalist sistemin ne olduğunu da kavrama ve mücadeleye devam etme bilinç ve kararlılığı kazanıldığında savaşım daha üst sıralara sıçratılabilir. Bu gerçeklerden kopuk savlar ileri sürenlerin söyledikleri ve savundukları düşünce ne olursa olsun bir varlık olarak içleri koftur. Bu yüzden de sürekli olarak kendilerine sol ve sosyalistim diyen yapıların içinden dönekler çıkmaya devam eder.

İşte o dönekler karşımıza kimi zaman liboş, kimi zaman "akil insanlar" kılığında çıkarlar ki, o zaman da bunlara bakıp dövünmenin faydası yoktur.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA