turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ARTIK İŞİNİZ KOLAY OLMAYACAK

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

01 TEMMUZ 2013

Bir aydır süren eylemler için Recep Tayyip Erdoğan aklına ne geldiyse söyledi. Eylemcileri çapulcu olarak nitelemekten tutun da teröristliğe kadar bütün sıfatlamaları çekinmeden kullandı. Ha bu arada ayaklar, başlar nitelemesini de unutmayalım. Şiddetin ana merkezinin kendisi olduğunu ise polislerle ilgili sözlerden kolaylıkla anladık. Polis kendisinin polisiydi. Bu olaylarda polis destan yazmıştı. Polisi çapulculara yedirtecek değildi ya, polisin arkasındaydı vs, vs. Ancak Recep Tayyip Erdoğan'ın ne tehditleri, ne aşağılamaları, ne de polise verdiği talimatlar kimseyi yıldırmadı. Aksine kitleler giderek daha yığınsallaşıp daha da kararlı hale geldi.

Başbakan olayların başladığı günlerde Cezayir, Fas, Tunus gezisine çıktı. Fas Kralı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretini geri çevirdi. O düşünüyordu ki, Ben bu ülkeleri gezer, tozarım döndüğümde de olayları durulur daha da güçlenmiş olarak halkın karşısına çıkar ve bir de gözdağı geçtim mi akan sular durur sanıyordu. Olaylar durmadı. Kendisine Esenboğa Havaalanında yığma, içi boş bir tantanalı bir karşılama yapılıp moral verilmek istendi ama düşünülen olmadı. Aradığını bulamadı, aradığını bulamamanın kızgınlığı ile kılıcı her tarafı kesen bir konuşma yaptı. Mitingler düzenleyecek, kendisini destekleyen milyonları sokağa dökerek çapulcu ve ayak takımı olarak nitelediği halka gözdağı verecekti. Yaşanan olaylarla ilgili yumuşak açıklamalar yapan partisinin ileri gelenlerini de bir güzel azarladıktan sonra yollara düşüp mitingler yaptı. Sonuç; onca emeğe ve devlet desteğine karşın fasafisoydu. iktidardan gitme korkusu iyice arttı. Karanlıkta ıslık çalanların psikolojisi ile şu denir de bu denmez demedi, hep konuştu, hep düşman hedeflerden söz etti.

Bir de baktık ki, ülkenin içine saldığı "akiller" halkın içine girememişlerdi ama gittikleri yerlerde en seçkin otellere girerek kendilerince "çözüm süreci" ile ilgili bir kanaat edinmişler, bu kanaatlerini Recep Tayyip Erdoğan'la paylaşacaklardı. Yaşananlar bazı "akiller"in aklını başından almış oyunbozanlık yapmaya başlamışlardı. Baskın Oran gerekçeler ileri sürerek toplantıya gitmedi. Gidenleri ise Başbakan o dediğim dedik, çaldığım düdük inadıyla doğru dürüst dinlemedi bile. Devlet dedi, yaparım dedi vs, vs...

Bu arada Lice'de bir şeyler oluyordu. Acaba AKP'nin "çözüm süreci" duvara mı tosluyordu? Birileri durup dururken bu ilçede niye tören düzenleyip diplomalar veriyor, havai fişeklerle kutlama yapıyordu? Sonra karakol yapımını gündeme getiren köylülerin protestoları, arkasından ateş açılması yaralanan ve yaşamını yitirenlerin olması neyin nesiydi? AKP ileri gelenleri nasıl Gezi Parkı ile ilgili başlayan eylemleri "çözüm süreci"ni baltalamak olarak gördüyse Lice'de köylülere ateş açılmasını yaralanan ve ölenlerin olmasını da ERGENEKONCULARA yıkarak bizzat Hüseyin Çelik'in ağzından sorumluların üstüne gidileceği açıklanıp olaylar büyümeden yatıştırılmak istendi. Öyle ya, her yaşanan olay ERGENEKONCULARIN üstüne yıkıldığında Kürtleri yatıştırmak olasıydı. AKP ileri gelenleri de bir kez daha alışılmış yolu izlemekten geri durmadılar.

Recep Tayyip Erdoğan'sa çok yorulduğu için tatile çıkıp dinlenmeye çekilmişti. Artık onun daha fazla saldırılar için enerji biriktirmesini bekleyebiliriz. Ancak yaşam durmuyor, kimsenin ne tatilini bekliyor, ne de keyfini. Bu yüzden de gürül gürül akıp giden yaşama müdahil olmak gerekiyor. Zaten şunun şurasında yerel seçimlere çok şey kalmış değil. AKP için yerel seçimler hayat mamat meselesi olduğu için AKP yerel seçimlerden yıkılmış ören bir şekilde çıkmak istemiyor. Bu yüzden de önümüzdeki yedi aylık süreç AKP'nin Alicengiz oyunları ile geçecektir kesin. Her şeyden önce AKP bu süre içinde görülmemiş milliyetçi bir yol izleyecek. Daha düne kadar suçladığı ve Kürtlere karşı düşman ilan ettiği ulusalcıları Abdullah Öcalan'la birlikteymiş gibi göstermek için ne hünerli yollara başvuracak ne hünerli yollara. Doğal olarak AKP'nin Batı illerinden alacağı oylar hızla erimekte AKP'nin iktidar olarak kalmasını büyük ölçüde tehlikeye düşürmektedir. İşte bu yüzden AKP milliyetçi bir kurt postuna bürünecek, yeniden gönülleri kazanmanın yollarını arayacaktır. Bu yolla hem MHP'nin AKP'ye yönelen sert politikalarını etkisizleştirmiş hem de bu alandan oy kazanmanın yollarını bulmuş olmanın hesabını işleme koyacaktır.

Sonuç olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın gözleri boyamak için milliyetçi ve faşizan kesilmekten başka bir yolu da kalmış değildir. Bugünden seçim gününe kadar AKP'nin uygulamak istediği politikaları bozmak ve yenilgiye uğratmak da bizlerin boynunun borcudur. Çünkü Türkiye daha fazla Recep Tayyip Erdoğan zihniyetiyle yönetilemez.

Yönetilmeye kalkışılırsa bedeli gerçekten ağır olur.

Bizden söylemesi...


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA