turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


AKP'NİN İŞİ BİTMİŞTİR

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

27 TEMMUZ 2013

AKP aslında uzatmaları oynuyor. İş buraya kadar da gitmez gitmesine ya, o kadar çok suç işlendi ki, suçların sahipleri için iktidarda kalmaktan başka hiçbir çıkış yolu yok. AKP'nin 11 yıllık iktidarı sırasında özelleştirmelerden ve rantiyeden kimin ne vurduğu nesnel bir araştırma ile ortaya konulsa hiç kuşku yok ki, ortaya akıl almaz sonuçlar çıkacaktır. Bu nedenledir ki, AKP iktidarının devam ettirilmesi seçeneğinin dışında bir seçenek bu vurgunları vuranlar açısından söz konusu değildir. Çünkü AKP iktidardan indiği gün sözü geçen vurgunlarla köşeyi dönenler hiç kuşku yok ki, hesap vermek zorunda kalacaklardır. Dolayısıyla AKP iktidarda kalmak için canını dişine takmak ve her türlü yönteme başvurmak zorundadır.

Hepimizin bildiği gibi "polise ben emir verdim" diyen Recep Tayyip Erdoğan'ın emir verdiği polisler; Gezi Parkı gösterilerinde demokratik ülkelerde asla yaşanmayacak olan şiddete başvurmuş, başvurulan şiddet sonrasında ise 4 gencimiz yaşamlarını yitirirken 11 gösterici gözlerinden olmuş, 8 bin gösterici de yaralanmış, yüzlerce kişi tutuklanmaşı tutuklanmaya da devam ediliyor. Gösterilerin bilançosu bu kadar ağır olmasına ve polisin uygulamalarının akıl almaz ölçüde başarısız olmasına karşın, en yetkili ağızlardan; Çanakkale Zaferine denk zafer olarak görülmesi ve polislerin kahraman olarak ilan edilmesinin de ne anlama geldiğini iyi biliyoruz. Peki, olaylar oruç nedeniyle bir ölçüde durulduktan sonra ne yapıldı? Polis amirleri terfi ettirilip görev alanlara fazladan para ödenmesine karar verildi. Demokratik bir ülkede polisin böylesine ödüllendirilmesini nasıl okumak gerekir? Doğaldır ki, iktidarın her koşulda iktidarda kalması için rol oynamasına yeşil ışık yakılmasıdır bu yapılanlar.

Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı gösterileri sırasında, 11 yıllık iktidarında da sürekli kendisinin karşıtı gibi gördüğü kesimlere kim olursa olsun hem ağır sözlerle saldırmış, hem de her yöntemi kullanarak sindirmeye çalışmıştır. Bu sindirme girişimlerinin içinde gözaltılar ve tutuklatmalar da vardır. Gezi Parkı gösterileri nedeniyle ateşi iyice yükselen Başbakan artık her sözü kolaylıkla söyler, tehditlerini de açıkça yapar hale gelmiştir. Bir Başbakan düşünün ki, Gezi Parkı göstericilerine 30 bin adet kumanya gönderildiğini, bu kumanyayı gönderilenlerin yanına kalmayacağını söyleyebilmekte arkasından da kastettiği Koç Grubu'nun işyerlerine maliye müfettişleri göndererek kontrole kalkışmaktadır. Bu olayın uygulanması ile birlikte Koç Grubu'na ait hisse senetlerinin değerinin hızla düştüğü ve Koç Grubu'nun zarara uğratıldığı görülmektedir. Bu olguyu anlamak zor değildir. Nitekim Almanya'da Hitler faşizmi döneminde de Grupp'un dışında öteki büyük şirketlerin tasfiye edildiği görülmüştür. Koç Grubu'nun Gezi Parkı göstericilerini destekleyip desteklemediği bir yana iktidarın daha önce de pek çok kesime operasyon çekerek onları hizaya getirdiği ya da devre dışı bıraktığı bilinmektedir. Bu uygulama faşizmin doğasında vardır.

Faşizm sürekli yalana başvurur. Nitekim Türkiye kamuoyunun İsrail'e karşı duyarlılığını bilen AKP iktidarı her fırsatta İsrail'e karşıymış gibi açıklamalar yapmış; ancak perde arkasında iş hiç de söylenen gibi olmamıştır. Nitekim İsrail Genelkurmaylığı'ndan yapılan açıklamada da görülmüştür ki, İsrail'le silah alışverişi hiçbir dönem durdurulmamıştır. Oysa Müslüman duyarlılığına seslenen Recep Tayyip Erdoğan tam tersi bir görüntü sergilemeye özen göstermiştir. Yani kamuoyuna yalan gerçek gibi anlatılmıştır.

Önceki gün Şırnak havaalanının açılışı yapıldı. Üstelik bu havaalanının adına da Şırnak Şerafettin Elçi Havaalanı adı verildi. Basından öğrendiğimize göre Recep Tayyip Erdoğan'ı karşılayanların içinde BDP'liler de bulunmaktaydı. Başbakan burada yaptığı konuşmada her şeyi tozpembe gösterdi ve dedi ki, bütün yatırımlar batı illerimize yapılacak değil ya buralara yapılmalı ki, iş adamlarımız gelip buralara yatırım yapsınlar. Bu da koskoca bir yalandır. AKP'nin 11 yıllık iktidarında batı illerine çivi bile çakılmış değildir. Kaldı ki, Başbakan'ın Kürt yurttaşlarımıza siyaseten seslenmesinin bizce hiçbir önemi yoktur. Bu önemsizliğe karşın BDP yöneticilerinin AKP iktidarının ekmeğine yağ çalar bir tutum sergilemesini de çok yönlü okumak ve işin arka planını Kürt ve Türk yurttaşlarımıza iyi anlatmak gerekir.

AKP iktidarı ve onun destekçileri iktidar oldukları sürece işgallerin, katliamların, tecavüzlerin, işkencelerin yanında olmuş, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye ve öteki Arap ülkelerinde yaşanan her türlü kötülüklerde rol almıştır. Son olarak Suriye'de kan döken, kentleri yakıp yıkan ÖSO denilen halk düşmanlarının iyi organize olmaları ve Suriye'de daha büyük yıkımlar gerçekleştirmeleri için Gaziantep'te toplantı yapmalarına izin verilmiştir. El Kaide, El Nusra ve Müslüman Kardeşler gibi örgütlerin Türkiye ayağında görev yapan kimi kuruluşların topladığı yardımlar da bu toplantının arkasından araç kafileleriyle Suriye'ye gönderilmiştir. 

Artık araştırma şirketleri AKP baskısıyla seçim anketlerini AKP lehine ne kadar yukarıda tutmaya çalışırlarsa çalışsınlar gerçekleri gizlemekte zorlanmaktadırlar. Gidiş tıpkı geçmişte yerel seçim öncesi ANAP'ın oylarının düştüğünü açıklayan anket şirketlerinin Turgut Özal tarafından fırçalanmasına karşın sonuç Turgut Özal'ın dediği gibi değil, araştırma şirketlerinin söylediklerinin de altında %22 çıkmıştı. ANAP'ın yaşadıklarının AKP de aynısını yaşayacak araştırma şirketlerinin öne sürdükleri rakamların 5-6 puvan daha altında alarak devredışı kalmasının önü açıklanmış olacaktır. 

Gezi Parkı gösterileri ve AKP'nin bu gösterilere karşı takındığı tutum nedeniyle AKP'nin oy kaybı neresinden bakarsanız bakın %10'dur. Bugüne kadar hiçbir iktidar hangi yola başvurursa başvursun kaybettiği oyları yeniden kazanamamıştır. AKP'de ne yaparsa yapsın kazanamayacak; böylece AKP'nin pili de işi de bitmiş olacaktır.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA