turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


NASIL İŞİNİZE GELİRSE

TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)

21 AĞUSTOS 2013

AKP iktidarının demokrasi yanlısı mı yoksa demokrasi karşıtı mı diye tartışılmasına gerek yok. Bekir Bozdağ biliyorsunuz Başbakan Yardımcısı bir bakan. Bugüne kadar tüm konuşmalarıyla kendi düşüncelerinin dışındakileri ya hedef göstermiş ya suçlamış ya da gerekli gereksiz sözler söyleyerek ortalığı bulandırmanın ötesinde bir şey yapmış değildir. Ne bileyim, belki de Başbakan Yardımcısı bir bakanın böyle bir görevi vardır. İnsanlar, bir kez olsun kendisine "ben nerede hata yaptım" sorusunu soracak kadar yürekli değiller nedense. Eğer öyle olsaydı, Bekir Bozdağ'a Hacıbektaş'ta gösterilen tepki belki de gösterilmeyecek, insanlar düşüncelerine katılmasa da konuşmasına katlanıp susacaklardı. 

Ancak AKP iktidara geldiği günden bu yana toplumun çeşitli duyarlılıklarını hiçe saydığı gibi bir yandan da olmadık yaptırımlar uygulayarak yurttaşları mağdur etmektedir. İktidarın elinde bulundurduğu iktidar gücü nedeniyle neredeyse hemen herkes tutuklanma tehdidiyle karşı karşıyadır. Geçmişte sürekli olarak şikâyet ettiği yargıyı sırası geldiğinde bir güzel değiştirmiş, HSYK'dan başlayan değişim yargının neredeyse her kademesine uygulanarak iktidarın dümensuyuna getirilmeye çalışılmış büyük ölçüde başarılmıştır da.

Hacıbektaş şenliklerine katılan ve bu şenlikte bir konuşma yapan Bekir Bozdağ'a bir yurttaş tepki göstermiş, yumruk sallama eyleminde bulunmuştur. O andan itibaren etkisiz hale getirilen yurttaşa karşı korumaların gösterdiği tepkinin dozunun ne olduğunu bütün Türkiye görmüştür. Daha sonra İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen yurttaş burada sorgulanmış, gözaltı süresi bir kez daha uzatılarak yargı önüne çıkarılmıştır. Yargı önüne çıkarılan kişi yargı tarafından gerekli kontrol mekanizmaları işletilerek, daha da önemlisi 3. Yargı Paketi ile getirilen değişiklikler gereği serbest bırakılmıştır. 

İktidar çevreleri ise bu olayla ilgili olarak; Sanığın hem serbest bırakılma öncesi hem de serbest bırakıldıktan sonra ağzına ne geldiyse söylemeye başlamıştır. Saldırıdan sonra yerine oturan Bekir Bozdağ daha sonra CHP'ye veryansın ederek sanki bu olayı CHP tertiplemiş gibi açıklamalar yapmıştır. Ortada sadece bir girişim olmasına karşın Bekir Bozdağ bir kaşık suda fırtına koparmaya devam ederken; Gezi Parkı sırasında 5 yurttaşımızın öldürülmesi, 11'nin gözünün çıkarılması, 8 bininin yaralanması ve bu fiili işleyenlerle ilgili tek söz söylemek aklına bile gelmezken; konu kendisi olunca adalet de adalet diye tutturmuş ortalığı ayağa kaldırmıştır. İş bu kadar olsa iyi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da konu ile ilgili konuştu ve saldırıya uğrayanın kendisinin yardımcısı bir bakan olduğunu söyleyerek adı geçen kişiyi serbest bırakan yargıcı hedef aldı. Niye tutuklanmadığı ile ilgili olarak da şaşkınlık belirtileri gösterdi. Hoş biz zaten Recep Tayyip Erdoğan'ın yargıya müdahalesinin yabancısı değiliz değil olmasına ya, böylesi bir mevkide bulunan bir kişinin yargıyı etki altına alacak söz ve davranışlarda bulunmasını ise asla ama asal kabul etmemiz olası değildir. Ne garip değil mi, başkaları ile ilgili yargının görevini yapmasını engelleyen, hatta kanıt karartan görevlilerle ilgili kılını kıpırdatmayan bir başbakan iş kendi arkadaşlarına yönelik olunca ortalığı ayağa kaldırabiliyor, Gezi Parkı gösterilerinde CHP Amasya Milletvekilinin burnunu kıran polisle ilgili ise tek söz söylemek aklına gelmiyor. Ayrıca polis şiddeti sonrası yaşamını yitirenlerin faillerinin üzerine gidilmesi için de aynı tutuma tanık oluşumuz doğrusunu söylemek gerekirse bizi isyan ettiriyor o kadar.

Sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç duracak değil ya; o da CHP'lileri suçlayarak adı geçen kişinin tutuklanmamış olmasını eleştirdi. AKP'nin diğer yöneticileri de kervana katılarak veriyor veriştiriyorlar. Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, AKP iktidarı çifte standart davranarak başkalarına ne yapılırsa yapılsın tınmazlarken, iş kendilerine geldiğinde bir kaşık suda fırtına koparıyorlar. Özetle söylemek gerekirse AKP iktidarı iyice haritayı pusulayı şaşırmış bulunmaktadır. Kamu çalışanlarını satan Memur-Sen'in hükümetle anlaşmasını ve çeşitli sorunlarını dile getirmek için KESK'lilerin Ankara'ya gelişi sonrasında polis KESK'lilere gaz ve basınçlı su ile müdahale edebiliyor. Bir aydır Adalet yürüyüşü için Antalya'dan yola çıkan yurttaşlar Gezi Parkı'na sokulmayıp Gümüşsuyu'nda durduruluyor, arkasından da polis müdahalesi gelerek gözaltılar yapılıyor. Her gün yapılan operasyonlar da cabası. Manisa'da vay sen misin "Tayyip şaşırma, sabrımızı taşırma" diyen yurttaşlar doğru sorgu için emniyete çağrılıyor. Başka kentlerden de polisin gözaltı haberleri gelmeye başlıyor. 

İktidar her yaptığını haklı görüyor. Ağzında bir Mısır sakızı çiğnedikçe çiğniyor ve Rabia işareti yaparak aklınca Müslüman Kardeşler Örgütü'ne yardım ediyorlar. Bu kadar komik duruma düşen bir iktidarın giderek ülkemizde nasıl tehlikeli boyutlara varan uygulamalara giriştiğini yaşayarak gördük, görüyoruz. İşte bu koşullar içinde bile iktidar mensupları yüzleri bile kızarmadan açıklamalarda bulunup yavuz hırsız ev sahibini bastırır oyunu oynamaya devam ediyorlar. 

Tabi bu halk olup bitenleri yer yapılanları sineye çekerse. 

Bekleyip hep birlikte göreceğiz.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA