turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


"SAVAŞA HAZIRLIKLI OLMALI"

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

21 EYLÜL 2013

Abdullah Gül, BM Genel Kuruluna katılmak için New York'a gidiyor. Haydi gidiyor diyelim, neden giderayak Suriye'ye gözdağı vermeye kalkışıyor? Neymiş efendim; Türkiye'nin herhangi bir savaş arzusu yokmuş. Yokmuş ama savaşa hazır olmazsaymışız o zaman yanlışların yapılmasını önleyemezmişiz. O zaman bu işi böyle algılamak gerekirmiş.

İnsanın tepesi atıyor, otur oturduğun yerde diyesi geliyor. Gerçi bu tür demeçler bizi şaşırtmıyor şaşırmasına ya, AKP'nin eniğinin cücüğünün savaş yanlısı olmasını yine de anlamakta zorlanıyoruz. Diyeceksiniz ki, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı AKP üyesi değil ki. Bu görüntünün hiç mi hiç önemi yok. Dostlar alıverişte görsün hesabı bir şey anlayacağınız. Gerçi; Abdullah Gül'ün sicili bu tür sözleri etmeye çok uygun. Çünkü geçmişte ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'a iki sayfa 9 maddelik anlaşma metnini de unutmuş değiliz. Irak'ın işgal edilmesi için Başbakan olduğu dönemde az çırpınmamıştı. Savaş tezkeresini geçirmek için göbeği çatlamıştı da yine de tezkerenin geçmesini başaramamıştı. Daha sonra ise Recep Tayyip Erdoğan Başbakanlık koltuğuna oturmuş sonrasında ise ABD ve ortaklarına görülmemiş boyutlarda destek sunulmuştu. O günden bu yana iktidar olan AKP savaşla yatıp savaşla kalkıyor işte. Abdullah Gül, cumhurbaşkanı koltuğuna oturduysa değişecek değil ya. O gün neyse bugün de aynıdır.

Ancak bu durumu ince eleyip sık dokumak gerekiyor. Bundan böyle Türkiye 500 yıl savaş karşıtı bir politika izlese bile AKP'nin 11 yılda yarattığı yıkımı asla ortadan kaldıramayacaktır. Kaldıramayacaktır, çünkü kimse belleğinden Irak'ta katledilen milyonları da Libya'da, Yemen'de, Bahreyn'de Tunus'ta, Mısır'da ve Suriye'de katledilen yüz binleri de silemeyecektir.

Bir ülkenin cumhurbaşkanı New York'a BM Genel Kurulu'na katılmak için gidiyor, ağzından barışla ilgili tek söz çıkmıyorsa gerçekten de düşündürücüdür. Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzından çıkan sözler tıpkı emperyalist ABD, İngiltere, Fransa ve öteki emperyalist ülkelerin yöneticilerinin ağzından çıkan sözlerle örtüşüyorsa oturup bir düşünmek gerekiyor. Bu durumda Türkiye saydığımız ülkeler gibi emperyalist olmadığına göre geriye bir tek şey kalıyor o da emperyalistlerin elinde oyuncak olmak ve bir maşa gibi kullanılmak. BM Genel Kurulu'nda gönül ister ki, yöneticilerimiz barıştan ve insanlıktan yana ağır basan demeçler verip tutum alsınlar. Ne ki, bugün bu sözlerimizin hiç mi hiç maddi değeri yok. Çünkü AKP iktidara olağan koşullarda gelmiş değil. Uluslararası sermayenin çok önemli bir operasyonu ile iktidar koltuğuna oturtulmuştur. Dolayısı ile AKP kendisine oy veren halkımıza karşı sorumlu değil, kendisini iktidar koltuğuna oturtan güçlere karşı sorumludur. Bu yüzden de Abdullah Gül'ün yapacağı konuşma hiç kuşku yok ki, bu çevrelerin hoşuna gidecek konuşmalar olacaktır.

Bütün gerçekler ortadayken ve de Türkiye Suriye'de kullanılan kimyasal gazların bir anlamda suçlusuyken hemen her gün yetkililerin ağzından savaş kışkırtıcılığı duymak bir suçun üstünü örtme gayretinden başka bir şey değildir. İktidar, bugün Suriye'de savaşan ipten kazıktan kopma terör örgütlerini her anlamda desteklemekte, onlara her türlü lojistik desteği bir güzel sunmaktadır. Yani bu terör grupları iktidarın gözetiminde rahatlıkla Suriye'ye girip çıkabilmekte ve ülke içinde dolaşabilmektedir. Bütün bunlara karşın yine de bu terör grupları Adana'da kimyasal yapımında kullanılan maddelerle yakalanmaktan kurtulamamıştır. Bugün sözü edilen dava yargı önündedir. Ne var ki, işin bir de başka yüzü vardır. 

Diğer yakalanmayanlar acaba Suriye'ye ne kadar kimyasal taşımışlardır? 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ve bilumum sorumlulara kadar bütün sorumlular çıkıp bu sorumuzun yanıtını vermek zorundadırlar. 

Doğal olarak bu çevrelerden yanıt beklemek olası değildir. Ancak bir gün Türkiye bu kimyasallardan suçlu sandalyesine oturtulursa hiç ama hiç şaşırmamak gerekir.

Yoksa ne bileyim derler ya; "Kurt bulanık havayı sever." Acaba bu yüzden midir AKP'nin eniğinin cücüğünün savaş tamtamları çalıp durmaları?


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA