turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

15 ARALIK 2013

İstanbul'da Kültür Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi aracılığı ile ikincisi yapılan Şeb-i Aruz etkinliğinde Recep Tayyip Erdoğan konuşurken alkışlar ve yuhalamalarla protesto edildi. Böylesi bir protestoyu beklemeyen Erdoğan ise tutuk bir konuşma yaparak tedirginliğini dışa vurdu. Görüldüğü gibi Recep Tayyip Erdoğan artık en güvendiği yerlerde bile rahat değil. Bu yüzden de önümüzdeki günlerde gittiği her yerde tepkilerle karşılaşacak. İktidar bu yönde büyük tedirginlikler duyuyor olmalı ki, Antalya'da toplu açılışlar ve Büyükşehir Belediye Başkan adayını açıklamak için gitmeden önce Antalya'da adeta sıkıyönetim ilan edildi. Polisiye tedbirlerin tavan yaptığı Antalya'da her türlü tedbirler alındı.

Recep Tayyip Erdoğan Antalya'da bilinen konuşmasının dışına çıkmadı ve özetle şu konularla toplantıya gelenlere seslendi.

* Şiir okudum hapislerde yattım, mağdurum
* İmam Hatipli oğlum katsayı kurbanı oldu
* Kızım türban yüzünden mağdur oldu
* Eşim türbanlı diye GATA'ya alınmadı
* Geziciler, çapulcular camide içki içti
* CHP camileri ahır yaptı ve yıktı
* Türbanlı bacımızı yerlerde sürüklediler
* Manşetlerle bizi yıkmaya çalıştılar
* Biz 28 Şubat döneminde çok büyük acı ve çileler çektik
* Yavrularımızın ayağına kelepçe taktılar
* Ülkedeki karışıklığı faiz lobisi çıkartıyor
* Mısır ve Suriye'deki halk için ağlıyoruz

Demek Recep Tayyip Erdoğan 6 aylık bir ceza yaşamında mağdur oldu öyle mi? Ya bizim içerde geçirdiğimiz yıllar ne olacak? Oğlu İmam Hatipli, kızı türbanlı olduğu için biri kurban biri de mağdur olmuş öyle mi? Bu ülkede üniversiteler bitirip yıllarca atanmayan öğretmenler ve çeşitli meslekten on binlerce gencimiz var. Onların ne işi ne aşı yok ama onlar mağdur değiller. Oysa Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı ve oğlu neyin mağduru olmuş da Başbakan iki de bir de çıkıp bu yutturmacayı oynayıp duruyor? Eşi niye GATA'ya alınmamış ki, sanki bizler gidince GATA'da kırmızı halılarla karşılanıyoruz da Başbakan'ın eşi içeri alınmamış. Kimse sormuyor Başbakan'ın eşinin GATA'da ne işi var diye? Oysa oraya gidişinin altında yatan şey AKP'nin provakatif davranışlarından başka bir şey değildir. Topluma denilmek isteniyordu ki, "bakın gördünüz mü türbanlı olduğu için Başbakan'ın eşi GATA'ya alınmadı."

28 Şubat'ta acı ve çile çekmişler. Oysa durum bambaşkadır. 28 Şubat onları Amerika'nın eliyle Erbakan'ın dizi dibinden kaldırılarak iktidara oturmalarına yaradı o kadar. O dönemde adı geçenler haklarında dava açıldığında bir tanesi çıkıp da ben laik ve Atatürkçü görüşe sahibim diyebiliyor mu? İçlerinden birisi çıkıp da Kemalizm'e ve cumhuriyete karşı kim kalkışma içinde olursa yine yaparım diyebiliyor mu? Demiyor. Öyleyse nasıl oluyor da bunlar 28 Şubat'ın acı ve çilesini çekmiş oluyorlar?

Recep Tayyip Erdoğan'ın yavrularımızın ayağına kelepçe taktılar dedikleri kimseler kimdir acaba? Çıkıp söylesin ki, biz de bilelim. Öyle atıp tutmakla olmaz. İnsan bir kanıta dayanarak söyler söyleyeceğini. Yalan olduğu kanıtlanmasına karşın, nasıl olmaktadır da hâlâ Recep Tayyip Erdoğan "türbanlı bacımızı yerlerde sürüklediler" diyebiliyor? Geziciler, çapulcular camide içki içmişmiş. Aynı şeyleri birkaç gün önce Bekir Bozdağ söylemedi mi? Biz, Bekir Bozdağ'ın bu sözlerini altüst etmedik mi? Nasıl olmaktadır da Başbakan bilmem kaçıncı kez yinelediği yalana sarılıp durmaktadır?

Ülkede karışıklığı faiz lobisi çıkarıyormuş. Bu sözleri uluslararası sermayenin işbirlikçisi biri söyleyemez, söylerse de bu sözün ne altı vardır ne de üstü. Mısır ve Suriye'deki halk için ağlıyormuş. İnsanda biraz vicdan olur, bu ülkede senin emir verdiğin polislerin gençlerimizi öldürdü, binlercesini yaraladı, gözünü çıkardı, olmadık hakarette ve saldırıda bulundu. Daha dün Mehmet Ayvalıtaş'ın annesi sizin gibi gerçekleri tersyüz edenlerin zulmü yüzünden yaşamını yitirdi. Şimdi kalkmış Mısır ve Suriye'deki halk için ağladığınızı söylüyorsunuz. Bizler sizin kime ağladığınızı iyi biliyoruz. 100'ün üzerinde Reyhanlı'da yurttaşımız bombalı saldırıda yaşamını yitirdiğinde bu kadar yüreği yufka biri kalkar da Amerika'ya gider miydi? Siz gittiniz. Bu yüzden ettiğiniz sözlerin anlamı bizim için çok ama çok açık.

CHP camileri ahır yapmış yıkmış. Bir Başbakan böylesine atmasyon sözlerle halkın karşısına çıkar mı? Çıkarsa da bu sözlerin bir maksadı olmaz mı? İşte böyle Sayın Başbakan siz ne dediğinizi iyi biliyorsunuz, biz de sizin ağzınızdan çıkan sözlerin amacını. Bu yüzdendir ki, zamanınız çok kalmadı.

Görünen köy kılavuz istemez. Sarıldığınız ipin çürüklüğünü görmeniz bilin ki, o kadar uzun sürmeyecek…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA