turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


MEYDANLAR YALANA TOK

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

30 ARALIK 2013

Recep Tayyip Erdoğan, hız kesmeden konuşmasını sürdürüyor. Konuştukça bir şeyleri açığa değil çıkarmak, daha da karmaşık hale getirdiği gibi sirkatini söylemeyi sürdürüyor. Neymiş efendim? Savcı Muammer Akkaş'ı kast ederek; "Dur bakalım savcı seninle işimiz var" diyor. Recep Tayyip Erdoğan Başbakan. Yani yürütmenin başı. Yargı ise yürütmenin emrinde olmadığı gibi olağan koşullarda da hiçbir yerden ne emir alması gerekir ne de tehditle iş yapar. Çok değil, kısa bir süre önce yargıya getirilen düzenleme sonrasında yargının tasarrufları ile ilgili olarak "yargıya kimse karışamaz" diyenler şimdi ne oldu da yargıyı hedef tahtasına oturtuverdiler? Bütün bunlar yetmedi, işin ucu kendilerine dokunduğu için emniyette, maliyede bir dizi görevden almalar yaşandı. Soruşturma yürüten savcıdan görev alınarak daha çok savcı görevlendirilip sözü geçen operasyon nasıl oldu da çıkmaz ayın son çarşambasına erteleniverdi? 35 yıllık görevine sığınan İstanbul Başsavcısı Turan Kadıoğlu aracılığı ile minareyi kılıfına sığdırmaya çalışmaya kalkmak tabi ki de insanı rahatlatmaz, Başbakan da olsanız sizi, işte böyle; "Dur bakalım savcı seninle işimiz var" demeye götürür ki, bu tür davranışların da sonu yoktur elbette.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, siz bir ekipsiniz. Ancak ekibiniz doğru işler yapmadığı için gemi batarken doğal olarak gemiyi herkesten önce ekibinizdekiler terketmeye kalkışacaklardır. Evet, ne yaşanıyorsa, sizin yapmış olduğunuz konuşmada da dile getirdiğiniz gibi en tepedekinden öğrenilir. Yani son yaşanaların en tepedeki adamı sizsiniz. Size bir ekipsiniz dedim ya, görevden giden İçişleri Bakanınız Muammer Güler, ne demişti? "Bizi kendi arkadaşlarımız sırtımızdan hançerledi. Keşke karşımızdakiler hançerleseydi." Şimdi de Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, "Canımız dediklerimiz bizi canevimizden vurmaya kalktı. Neymiş? 'AK Parti yolsuzluklara bulaşmış…' AK Parti'nin varlık amacı yolsuzluklarla ve yasaklarla mücadele" diyor. Aslına bakarsanız birbirinize pamuk ipliği ile bağlısınız. Sizi birlikteymiş gibi gösteren şey ezber kültürünüzden geliyor. Keşke ezber kültürü yerine yaratıcı, herkesin kendine güvendiği bilgi ve becerisi olsaydı. İşte bu özellik yok, siz ve sizin arkadaşlarınızda. Bu yüzden de birbirinizi yarıyolda bırakmaktan başka çıkış yolunuz da yok. Yeni bakanlar atadınız. Bunlar tıpkı sizin gibi sözler söylüyor ve insanlarda sanıyorlar ki, düşün ortaklığınız var. Daha ilk yaşayacağınız zorlukta bunların hiçbirinin doğru olmadığını iliklerinize kadar hep birlikte yaşayıp göreceksiniz.

Bakın, Dışişleri Bakanınız Ahmet Davutoğlu da sizin gibi sözler söylemiş. Davutoğlu, "Ben bildiri okumam. Bildiri okumak ilim adamına yakışmadığı gibi bildiri okumak savcıya hiç yakışmaz. İlim adamının ilmi yozlaştırmak ne kadar beyinleri, zihinleri yok ederse bir savcının bildiri okuyarak adalet aramaya kalkışması vicdanları yok eder" dedi. Sayın Başbakan; Davutoğlu ile sizin aranızda hiç fark var mı? Sözleriniz aynı anlama gelmiyor mu? Hem bu sözleri söyleyen Davutoğlu bilimsel bir laf mı etmiş oluyor? Adalet böyle dağıtılmazsa; peki, siz ve bakanınız Davutoğlu nasıl dağıtılabileceğini söyleyebilir mi?

Şimdi meydan meydan dolanıp verip veriştiriyorsunuz Sayın Başbakan. Adalet Bakanı yaptığınız Bekir Bozdağ ne demiş Ergenekon, Balyoz vb davalar için? "DAVALAR YENİDEN GÖRÜLMELİDİR." Tamam, bunu anladık. Davalar yeniden görülmelidir. Ancak bugün bu sözleri söyleyenlerin geçmişte bu davalar için ne söylediklerini unutmuş olabilir misiniz? Haydi, unuttunuz, biz unutur muyuz? İl il, ilçe ilçe dolaşıyor ve konuşuyorsunuz. Yanınıza aldığınız 'Batsın bu dünya' arabesklerinin mimarlarıyla da yaşadıklarımızı örtmenizin bir olanağı yoktur. Biz, ötedenberi "babalara" karşı kıcığız. Arbaskin babası olarak anılan Orhan Baba'nın babalığı ise bizim için lafı güzaftan öteye bir şey değildir.

Lümpen kültürünün de sizi kurtarabileceğine hiç inanmayın. Sağınızda solunuzda kefen giysili dolaşanları ise hemen çevrenizden kovun, bizim için değil de belki sizin için yararlı olur.

Her şeyinizi yitirseniz bile çağdaş bir insan ve çağdaş bir ülkenin başbakanı gibi davranın, tabi davranabilirseniz…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA