turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


ADAMLARDA YÜZ YOK Kİ

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

14 OCAK 2014

12 Eylül 2010 tarihinden bir anayasa halkoylaması yapıldı. Onca karşı çıkmamıza karşın AKP tarafından 12 Eylül anayasasına taş çıkartacak bir anayasa kabul edildi. Çok geçmedi, yargı baştan aşağı operasyona uğradı. Anayasa Mahkemesi'nden Yargıtay'a, Hakimler ve Sacılar Yüksek Kurulu'ndan Danıştay'a ve adliyelerde görev yapan yargı mensuplarına kadar iktidarın iradesini yansıtacağı düşünülen yargıç ve savcılar görev başına getirildi. Sonrası bilindiği gibi tutuklamalar, yargılamaya gölge düşürecek her türlü hak ihlalleri birbirini izledi. Bütün bunlar olurken Sayın Başbakan kendisini bu davaların savcısı ilan edebiliyor, sözü geçen davaların sonuçlarını etkilemek için her türlü kara propaganda rahatlıkla yapılabiliyordu.

Aradan geçen sürede AKP içinde Fethullahçılarla Recep Tayyip Erdoğan ve tayfasının arası açıldı. 11 yıllık AKP iktidarı döneminde ihaleden özelleştirmelere, rant vurgunundan nüfus ticaretine kadar yapılmadık bir şey kalmamasına karşın iktidarda koalisyon ortakları konumunda olanlar gıklarını çıkarmadan hem güç hem de dünyalık paylaşımını bir güzel devam ettirdiler. Sonra Recep Tayyip Erdoğan harekete geçti. Gücü ve gücün yarattığı olanakları kimse ile paylaşmak niyetinde değildi. Bu yüzden de Cemaati karşısına aldı. Cemaat duracak değil ya; o da harekete geçerek elinde bulundurduğu gücü kullanıp zaten bilgisi içinde olan rüşvet, yolsuzluk ve vurgunlarla ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı doğrudan hedef alacak şekilde operasyonlar başlattı. Operasyonlar sonrasında öyle gerçekler ortaya çıktı ki, bugüne kadar "tamam yiyorlar ya iş de yapıyorlar" diyen halkın dudakları uçukladı. Çünkü vurgunun boyutları akla hayale sığacak gibi değildi.

Recep Tayyip Erdoğan gördü ki, durum kendisi açısından hiç de iyi değildi. Bu durumda yapılacak bir tek şey vardı. Toplumun duyarlı kesimleri üzerinde baskı kurulacak, yargının elinin kolunun bağlanması için görevden almakta içinde, her türlü perdeleme işi yapılacak ve deyim yerindeyse paça kurtarılacaktı. Bunun için önce bir genelge yayınlayıp operasyonları durdurmak için üst amirlerden izin alınması gerektiği yoluna gidildi. İktidarın bu tasarrufuna yargı tarafından geçit verilmedi, bu genelge Danıştay tarafından iptal edildi. Görüldü ki, operasyonlar devam edecek, Recep Tayyip Erdoğan'ın hışırı çıkarılacaktı. Bu durumda daha önemli tedbirler gerektiği sonucuna varan AKP iktidarı hemen HSYK'nın mevcut yapısını değiştirip yargıyı yürütmenin emrinde bir daireye indirmek amaçlı bir kanun tasarısı hazırladı ve bu tasarı herkesin bildiği gibi meclis gündemine getirilmek için komisyonda kavgalı toplantılarla görüşülüp bitirilmeye çalışılıyor. Bizler komisyon toplantısında gördük ki, AKP'nin milletvekilleri hukuk tanımazlıklarını ve saldırganlıklarını en küçük bir utanma duygusundan yoksun olarak sürdürdüler ve bu toplantılarda görüşlerini dile getirmek isteyen YARSAV Genel başkanı Eminağaoğlu'na hakaretli ve yaralamalara varan saldırılarda bulunuldu.

Her şeyi yapabilme havasında olan iktidar gördü ki pabuç pahalı, ortalığı biraz yumuşatmak için Adaletçi Bay Bekir harekete geçti ve muhalefeti yumuşatmaya yönelik kendilerinin de hataları olduğunu söyleyiverdi. Neymiş efendim; yargı başkalarına karşı operasyon yaparken hassasiyet göstermemişlermiş. Ne yavuz hırsız oyunu değil mi? AKP iktidarı işlerine nasıl geliyorsa öyle davranıyor. Bu zavallı halleriyle de toplumu ve birilerini kandıracaklarını düşünüyorlar.

Bütün yaşananların özüne bakmak gerekmiyor mu? Diyelim iktidar yumuşama belirtileri gösteriyor, böyle bir şey olmaz ya, peki, nasıl oluyor da oğul Bilal, ifadeye çağrıldığı halde gitmeyip Baba Erdoğan'ın makam arabasında ortalıkta fink atıyor? Bu yargıya meydan okuyarak "gücünüz yetiyorsa buyurun alın" anlamına gelmez mi? Haydi Başbakan'ın gücü var böyle davranıyor. Bu durumda sıradan yurttaş nasıl davranacaktır acaba? Ha bir de adı sanı unutulmuş olan Ahmet Davutoğlu çıktı ortaya. Adam elçileri toplamış, Türkiye'de güllük gülistanlık bir ortam olduğunu anlatmaya çalışıyor. ABD Dışişleri Bakanı Kerry'nin karşısında düştüğü komik duruma bile aldırdığı yok. Ne diyor? ABD ile çok iyi ikili ilişkiler içindeymişiz. Gerçekten de öyledir. Amerika ile çok iyi ilişkiler içindeyiz. Öyle bir içindeyiz ki, ABD'nin Türkiye'ye yönelik geliştirdiği politikaların acısını herkes yaşayarak öğrenecek. Hık deyicilerin lafına ve tuzaklarına bakmamak gerek. Onlar zaten ABD'nin görevlileri.

Ne diyelim adamlarda yüz yok ki…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA