turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


UTANIN BE UTANIN

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

23 OCAK 2014

Suriye sorunu ile ilgili Cenevre 2 toplantısı başladı. Türkiye'de olup bitenlerle ilgili AB'ye bilgi vermek için Recep Tayyip Erdoğan'da Brüksel'e gitti ve orada konuştu. Şimdi aşağıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, ve Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet davutoğlu'nun yaptığı konuşmaların özetini veriyorum.

Recep Tayyip Erdoğan: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Anlamlı buluşma diyorum zira bugünkü buluşmamızın çok farklı bir döneme rastlaması bu toplantıya ayrı bir anlam kazandırıyor. Az önce dünya birçok televizyon kanalından Suriye’deki vahşeti izledi. On binlerce insanın, şu ana kadar 150 bin insanın, 7’den 70’e, kadınıyla, erkeğiyle nasıl öldürüldüklerini izlediler. Yarın Cenevre 2 toplantısı var. Şimdi biz de Brüksel’den sesleniyoruz. Ey dünya 150 bin insanın öldürüldüğü Suriye’ye karşı acaba sessiz mi kalacağız? ‘Cenevre 2 ses ver’ demek zorundayız. ‘Cenevre 2 Suriye’deki bu insanlık katliamına ses ver’ diyoruz. Zira ufacık yavruların nasıl öldürüldüğü bu resimlerde gösteriliyor, bu fotoğraflar gösteriliyor. Kimyasal silahlarla, konvansiyonel silahlarla, on binlerce insanın nasıl öldürüldüğü burada gösteriliyor” şeklinde konuştu.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim: İlk sırada konuşan Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, uluslararası toplumdan Suriye’ye silah akıtmayı durdurmalarını ve yaptırımları kaldırmalarını istedi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin “Beşar Esad’ın geçiş hükümetinde yer alması söz konusu değil” sözlerine yanıt veren Muallim, “Suriyeliler dışında dünya üzerinde kimsenin Devlet Başkanı’na meşruiyet verme ya da alma hakkı yoktur” dedi. Muhalifleri hain ve İsrail ajanı olmakla suçlayan Bakan, başta Türkiye olmak üzere muhaliflerin yanında yer alan ülkelere yüklendi.

“Ben ve Suriye halkı için elleri kana bulanmış ülkelerin temsilcileri ile aynı odada oturmak oldukça üzücü; silah sağlayan, terörizmi cesaretlendiren, finanse eden ülkeler...” diyen Muallim Türkiye’ye yönelik olarak şöyle konuştu: “Komşumuz, ihtiyacımız olduğunda yanımızda olsaydı, Suriye’de olanlar hiç yaşanmazdı. Suriye’nin komşuları ya bizi sırtımızdan bıçakladı, ya da zayıf ve sessiz kaldılar. Suriye’yi yok etmek için uzun yıllardır yapılan planları uygulama emri aldılar. Erdoğan hükümeti olmasa bunların hiçbiri yaşanmazdı. Bu hükümet, kendi topraklarında teröristleri barındırıyor. Onlara, Suriye’ye karşı kullanacakları silah, eğitim veriyor. Ama besledikleri bu teröristlerin bugün kendilerini hedef aldıklarını görüyorlar. Sihirbazın sihri elbet kendine döner.”

Suriye Muhalifleri Adına Ahmed Carba:Ahmed Carba, Suriye hükümetine iktidarı geçici hükümete bırakma çağrısında bulundu. Carba, konferans sırasında Esad’ın geçiş hükümetinde yer almasına dair tek kelime bile geçmesi durumunda masayı terk edeceklerini söyledi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu:Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise Muallim’in suçlamalarına karşılık verdi. “Teröristlerin kim olduğunu biliyoruz” diyen Bakan, ‘eli kanlı Suriye rejiminin iktidarda kalma meşruiyetini yitirdiğini’ söyledi. Bölge ülkelerindeki 2 milyon sığınmacının durumuna dikkat çekerek, “Evet, topraklarımızda 8 bin Suriyeli terörist (!) çocuk doğdu” dedi. Suriye hükümetinin kendisini savunma tarzını “utanmazlık” diye nitelendiren Davutoğlu, “Tarih onları çok kötü yargılayacak” diye konuştu.

Şimdi gelelim bu sözleri söyleyenlerin sözlerini irdelemeye:

Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye'de yaşanan olaylarla ilgili söylediklerinin hiç ama hiçbir önemi yoktur anlamı da. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan, bölgede yaşananların başta ABD olmak üzere öteki emperyalist ülkelerle birlikte tartışmasız suç ortağıdır. Bugün, sözümona Suriye rejiminin işkencelerini anlattığı savlanan resimler bile hem şaibelidir hem de kimler tarafından piyasaya sürüldüğüne baktığımız zaman inandırıcı olmadığı açıkça görülmektedir. Ancak Recep Tayyip Erdoğan ve iktidarının desteklediği katil sürülerine gelince onların suçları bütün maddiliği ile sabittir. Çünkü bu eli kanlı katiller kendi işledikleri suçların fotoğraflarını bizzat kendi elleriyle dünyaya servis etmişlerdir. Kafa kesen, ciğer yiyen, daha görüntüsünü bile gördüğünüz zaman ürpereceğiniz fotoğraflar Esad'a karşı sözümona mücadele edenlerin eylemidir.

Gelelim Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in söylediklerine:

Velid Muallim konuşurken emperyalizmin sözcüleri utanmaz utanmaz gülüşmüşlerdir. Oysa Muallim'in sözleri özetle; ülkelerini savunmaktan, Recep Tayyip Erdoğan ve benzerlerinin ülkelerinde işlenen cinayetlerin nasıl ortağı olduklarını söylemekten ibarettir. Ayrıca Muallim Beşar Esad'ın görevinin başında olmasını Suriye halkının iradesi olarak dile getirmesi, Beşar'ın iktidardan yabancıların iradesiyle alınmasının mümkün olmadığını söylemesi oldukça seçkin ve saygı duyulması gereken bir konuşmadır.
Sözümona Suriye Muhaliflerinin Lideri olarak piyasaya sürülen Ahmed Carba ise Beşar Esad'ın geçiş hükümetinde yer almasına dair tek kelime bile geçmesi durumunda masayı terk edeceklerini söylemesine gelince; kim niye değer versin ki, emperyalizmin uşağının içerikten ve insanlıktan yoksun konuşmasına.

Bir süredir ortalıkta fazla görünmeyen ve zırvalarını dinlemediğimiz için mutlu olduğumuz Ahmet Davutoğlu'nun konuşması ise; Türkiye için yüzkarası bir konuşmadır.

Neymiş efendim; Davutoğlu “Teröristlerin kim olduğunu biliyoruz” diyor. Hiç kuşkusuz biliyorsun Bay Davutoğlu. İnsan beslediği insanlık düşmanlarının kim olduğunu bilemez mi? Sizde konuşmanızda itiraf etmişsiniz o kadar. Eli kanlı Suriye rejiminin iktidarda kalma meşruiyetini yitirdiğini söylüyorsunuz ya; Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'i iyi dinleseydiniz meşruiyetini yitirmek nedir anlardınız. Muallim Beşar Esad'la ilgili kararı Suriye halkının vereceğini söylüyor, sizse meşruiyetini yitirmeyi tabi olduğunuz emperyalistlerin onayı sanıyorsunuz.

Aslında meşruiyetini yitiren sizin iktidarınızdır Bay Davutoğlu. İktidarınızın içinde bulunduğu duruma baksanız bunu görecek ve susacaksınız ya nerede sizde o yüz?

Nerede sizde o utanma arlanma?

Yeter artık!

Utanın be utanın!


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA