turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


HAYIR HASENAT İŞLERİ

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

24 OCAK 2014

Recep Tayyip Erdoğan'ın kimyası iyice bozuldu. Akıl sağlığı yerinde mi onu da bilmiyoruz. Brüksel'den dönerken gazetecilere ilginç açıklamalarda bulunuyor. Başkalarının "Hayır Hasenat" işlerine aklının ermeyeceğini söylüyor ve devam ediyor. "İş adımlarını hayır hasenat işlerine zorlamak suç mudur" diye. Öyle ki, 17 Aralık opresayonu ve arkasından gerçekleştirilmek istenen ikinci dalga operasyondaki suçlamaları adeta doğrular nitelikte sözler söylüyor. Ağaoğlu'na bir caminin onarımı için zorlama mı yapılmış ya da ne bileyim istenmiş mi Ağaoğlu'da ertesi gün bir çek yazıp göndermiş. Anlayacağınız 'Hayır hasenat' yapıp sevap üstüne sevap kazanmış.

Konuya geçmeden önce neredeyse çocukluğumdan beri hiç hoşlanmadığım bir şeyi açıklamak istiyorum. Şu vakıf sözcüğü var ya bana hep itici gelmiştir. Bu sözcüğü nerede duysam ya da okusam aklıma bir hinlik gelmiştir. Düşünmüşümdür ki, vakıf yolu ile toplum zaptı rapt altına alınmak istenmekte, birileri arsızlığını ve hırsızlığını hep bu dokunulmaz gibi gelen sözcüğün arkasına saklanarak fırıldak üstüne fırıldak çevirmektedir. Hani bazıları vakıf işlerini ballandıra ballandıra anlatırlar ya, ben onları dinlerken ta eskilere gider Osmanlı'dan bu yana çevrilen fırıldakları görür gibi olurum. İşte bu yüzden de bu sözcükten hiç mi hiç hoşlanmam.

"Hayır Hasenat" işlerine gelince; bu sözcük de bana pek sevimli gelmemiştir. Bu sözcükle ilk tanışmam Cami Yaptırma Dernekleri'nin kapı kapı dolaşıp insanlardan bağış toplamalarıdır. Yani yurttaşları "hayır hasenat" işlerine zorlamalarıdır. Hiç unutmam; eskiden bizim oralarda biçerdöver olmadığı için ekinler harman yerine getirilir, onca uğraştan sonra samanla buğday tınaz savrularak birbirinden ayrılırdı. Birileri tam da bu zamanı nasıl keşfederler bilemezdim ama pat diye buğday cecinin tepesine dikilirlerdi. Falan yerde falan cami yapılıyormuş da o cami derneği de hayır topluyormuş. Vermek isteyen de istemeyen de utanç belası ceçlerinden şinik şinik buğday verirlerdi. Bir başka deyişle "hayır hasenat" işlerini pek bilmeyen yurttaşlar "hayır hasenat" işlerine zorlanırlardı. Sonrası malum, camiler bir türlü bitirilmez, ertesi yıl aynı adamlar yine yollara düşerlerdi.

Bu tür "hayır hasenat" işleri devam ediyor etmesine ya, şimdilerde bu işi bizzat iktidar ele almış bulunuyor. İktidar deyip gelip geçmeyin, eli de uzundur, yaptırımcılığı da. Birine "hayır hasenat işle" diyecek de o birileri bu sözü kulak arkası edecek hiç olacak şey mi? Valla iktidar adamın soluğunu keser. İşadamı hayır hasenat yapmazsa devletin hiçbir ihalesinden yararlanamadığı gibi adama doğru dürüst iş bile yaptırmazlar. İktidarın tepesindeki kişinin ağzından çıkacak bir çift söze bakar her şey. Bir de bakmışsınız ki, maliye çöküvermiş "hayır hasenat" işine pek yatkın olmayanların tepesine.

Recep Tayyip Erdoğan, bu konuya mal bulmuş mağribi gibi sarılmış, uçakta gazetecilere diyor ki, "İşadamlarını hayır hasenat işlerine zorlamak suç mudur?" Suçmu dur değil midir yaşananlara baktığımız zaman anlamamız olasıdır. Ağaoğlu'na çıtlatılmış, o da ertesi gün kesmiş bir çek verivermiş bilmem ne camisinin sorumlularına. Karşılığında mı ne kazanmış? Tabi ki de bir şey kazanamamış, "hayır hasenat" yapıp sevap kazanıp tesbih şaklatıp durmuş. Acaba öyle mi? Ne gezer! Kendisine "hayır hasenat"ın karşılığında imar kolaylığı sağlanmış, olmadık alanlar imara açılıp gökdelenler dikmesine izin verilmiş. Bir anlamda "hayır hasenat" işlerinin gereği yapılmış. Bu kadar mı? Değil elbette. Birilerine AKP iktidarı ihale mi vermiş, denmiş ki kendisine adres şu git önce "hayır hasenat" işleri yap. O da yapmış tabi, gaz gelecek yerden tavuk esirgeyecek değil ya. İşte "Hayır hasenat" işlenen yerlerden birisi de Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Necmettin Bilal Erdoğan'ın vakfı TÜRGEV olmuş ki, milyon dolarlar havada uçuşmuş. Yani işadamları "hayır hasenat" işlerine zorlanarak aile boyu vakfa milyarlarca dolarlık mali bir güç kazandırılmış.

Sayın Başbakan'ı aşırı eleştirmekten kaçınalım. Çünkü işadamlarımız maazallah "hayır hasenat" işlerine sırtlarını dönerlerse sonumuz nice olur acaba? "Hayır hasenat" işleri yapılmasa bir bakan koluna 900 bin liralık saati nasıl takabilir?

İşte böyle.

Recep Tayyip Erdoğan'ın "hayır hasenat" işlerine işadamlarını zorlamasının derin sırrı budur.

Bu yüzden ülke varlıkları har vurulup harman savrulmuş ne gam, yeter ki, atalarımızdan bize yadigar "hayır hasenat" işlerinden uzaklaşmayalım.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA