turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


DUMAN OLMAK

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

10 MART 2014

Türkiye'de alışılageldiği üzere Sayıştay kamu kurum ve kuruluşlarını denetler. Ancak bu işleyiş AKP iktidarı ile birlikte değişti. Artık denetlediği söylenemez. Bu konu ile ilgili bilgiler kamuoyunun malumu. Sonrasında öğreniyoruz ki, Sayıştay ile ilgili AKP içinde içten içe büyük bir korku yaşanıyormuş.

AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan'a ait olduğu öne sürülen ve Sayıştay’ın 2012 raporlarıyla ilgili bir konuşma internette yayınlandı. Kayıtta Canikli olduğu öne sürülen kişi, Sayıştay’ın kamu kurumlarını denetlemesiyle ilgili olarak, "Şu anda hükümet korumasız tam anlamıyla. Kapsamlı bir çalışma yapılması lazım çok acil" ifadelerini kullanıyor. Canikli olduğu iddia edilen kişi, parlamento adına denetim yapan Sayıştay'a kanunla verilen yetkilerin vakit geçirilmeden geri alınması gerektiğini savunuyor.

Kayıtta, Hasan Doğan olduğu öne sürülen kişi Canikli olduğu öne sürülen kişiye, “Peki Başkanım. Bizim hiç üyelerimiz yok mu? Bunlara hiç direnmiyorlar mı orada?” diye soruyor. Canikli olduğu iddia edilen kişi, “Var ama bu meslek taasubiyeti var ya, bu bürokrasi. Hepsi bizim adamımız baktığınız zaman, hepsi” yanıtını veriyor.

Ses kaydında Canikli olduğu iddia edilen kişi, “İnanılmaz şeyler olacak. Bakın bir haber sızdı Maliye Bakanlığı’yla ilgili bir o fark ettiniz mi? Maliye Bakanlığı cevap verdi buna. Sayıştay tam gelmeyen raporlarına atfen bir bilgi sızdırmışlar. Maliye Bakanlığı da cevap verdi. Afedersin kıçı kırık bir Sayıştay denetçisi geliyor. Projeyi değerlendiriyor ve karar veriyor. Böyle bir rezalet olur mu ya?” diyor.

Canikli'ye ait olduğu öne sürülen ses, "Beyefendi talimat verdi, şimdi var ya bu raporlar gelmiş olsaydı Hasan Bey” ifadelerini kullanıyor. Bunun üzerine Hasan Doğan olduğu öne sürülen kişi de, "Bizi Meclis'te duman ederlerdi" diye konuşuyor.

Sayıştay konusu bile AKP iktidarının işini bitirmeye yeter de artar bile. Oysa her şey o kadar alenileşmiş durumda ki, ne söylesek az, ne kadar suçlasak bunların hallerini anlatmaya yetmiyor. Hani çekip gitmek zorunda kalan dört bakan vardı ya bunlardan birisi olan Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan Beyefendiye ödenen paranın eksikliğinden söz ediliyor, Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler Reza Zarrab'ı öyle korumaya almış ki, "önüne yatarım diyerek son dönemin moda deyimiyle gerekirse onu yedirtmeyeceğini söylüyor. Egemen Bağış çukulota kutularında beşer beşer götürüyor. Erdoğan Bayraktar ne yapmışsak Başbakan'ın bilgisi içinde yaptım o da istifa etsin diyebiliyor. TÜRGEV çoktan GÖTÜRGEV'e dönüşmüş gelen giden havuza milyonlarca dolar bırakıyor. TÜRGEV nereye göz koyarsa orası önce Maliye Bakanlığı tarafından kamulaştırılıp daha sonra da 49 yıllığına TÜRGEV'e kiralanıyor. Satışı ise bu andan itibaren düşük fiatlarla yapılarak TÜRGEV'in eline geçmesi için her numara ortada. Belediyeler SİT mit tanımıyor TÜRGEV'e bir şeyler vermek için harekete geçmişler. Villalar alınıyor. Eş, dost, akraba eliyle çiftlikler satın alınıp zenginliklere zenginlik katılıyor. Milyar dolarlar kolaylıkla konuşulabiliyor. Gemiler alınıyor, Başbakan'ın oğlunun aldığı son geminin Albaraka'ya aldırtıldığı söyleniyor, Bütün bunların hiçbir önemi yokmuş gibi ortalığa çıkılıp pişkin pişkin seçim çalışmaları devam ettiriliyor.

Yaşadıklarımıza baktığımız zaman akıl alır şeyler değil. Polis gösterileri büyük bir şiddetle engellemeye çalışıyor. Berkin'in yaşam mücadelesine destek olmak için toplananlara polis saldırısı akıl almaz boyutlarda uygulanıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir'de sanki olağanüstü hal varmış gibi polise uzun aralıklı arama izinleri veriliyor. Recep Tayyip Erdoğan televizyona çıkmış Facebook'u ve YouTube'u yasaklamaktan dem vuruyor. AKP'nin dünkü Urfa mitinginde Recep Tayyip Erdoğan polisleri azarlayıp onlara emirler yağdırıyor. Emniyet Müdürü'nü azarlayarak; "sen neye yararsın" diyerek efelenme gösterisinde bulunuyor. Sanırısınız ki, polis Recep Tayyip Erdoğan'ın kapıkulu. Açılmış yerler bir daha açılıp kamu olanakları AKP'nin seçim çalışmalarının hizmetine sokuluyor. Su Müdürü, pardon Su İşleri Müdürü Başbakan'ın şovuna şov katarak hizmette kusur etmediğini gösteriyor.

Özetle her işin çivisi çıkmış. AKP iktidarının işlediği suçları saymakla bitiremeyecek hale gelmişiz. Ya biz suçun ne olduğunu bilmiyoruz ya da savcılar nezdinde suçun tarifi yeniden yapılmış olmalı. Bu yüzden de bunca suç karşısında savcılar ortaya çıkmaktan korkuyorlar. Oysa bu ülkenin herhangi bir adliyesine gitsek inanıyoruz ki, üç beş kuruş çalmaktan pek çok kişi ya da çocuk eli kelepçeli yargı önünde bekletilip duruyor. Cezaları da kısa zamanda kesilip içeri atılıyor. Milyonlar söz konusu olduğunda ise herhangi bir operasyon yapmak için bile bu işi götürenlerden izin alınmasına gerek duyuluyor.

Tamam, buraya kadar söyleyeceğimiz söyledik.


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA