turgutkocak2009@hotmail.com

TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN YAZILARI

"HER GÜN"


BERKİN'İ UĞURLUYORUZ…

TURGUT KOÇAK (Genel Başkan)

12 MART 2014

Dün sabah Berkin'i yitirdik. Biriken öfkemiz ve gözyaşlarımız taştığı için hem öfkemizle hem çoğumuzun içine akıttığı gözyaşıyla sokaklardaydık. Bu nedenle de Ankara'nın Kızılay ve uzak çevreleri polisin attığı gaza boğuldu. Gösterilere katılan, evlerine ulaşmaya çalışan herkes bu akıl almaz saldırılardan nasibini aldı. Eğer ortalıkta polis olmasa ve de polis gördüğü her kalabalığın üstüne gaz sıkmasa insanlar hakları olan gösterilerini yapacaklar, tepkilerini gösterecekler ve dağılacaklardı. Ancak polis o bildiğimiz tutumundan milim şaşmadı. Doğal olarak da tüm Ankara'nın sokakları öfke seline döndü ve aktı. Bu gösteriler kuşkusuz salt Ankara ile de sınırlı kalmadı. Ülkemizin 30 kentinin üstünde gösteriler yapıldı ve de bu gösterilerde katilin kim olduğuna işaret edildi. Oysa işaret edilen zatı muhterem aynı gün, Muş, Bingöl taraflarında mitingteydi. Artık o kişiye ne korumalar yetiyordu ne de gittiği yerlerdeki güvenlik güçleri. Bu nedenle de ta Muş'a bu zatı muhteremin güvenliğini sağlamak için polisler gönderildi. Polisleri taşıyan bir otobüs Kırşehir/Mucur yakınlarında kaza yaptı ve bu kazada da pek çok polis yaralandı 4 polis yaşamını yitirdi. Deyim yerindeyse; ülkenin tepesindeki kişi artık herkes için ama herkes için ağır gelmeye başlamış üzerinde yıldırımları toplayan kişi olup çıkmıştı.

Buraya yaşamını yitiren polislerin anne va eşlerinin utanmaz arlanmazlara olan tepkilerini de koyalım:

"MUŞ'A BURADAN ARABA GİDER Mİ?"

Acılı anne kendisine başsağlığı dileyen vali ve emniyet müdürüne de sesini yükselterek, “Muş’a buradan araba gider mi? Muş’ta devlet yok mu? Devlet burayı korusun. Gece yağmur yağıyor. Gece, şemsiye tuttum, ıslanmasın diye. Oraya kadar bu otobüsle gidilir mi, yağmurda yaşta. Otobüs gider mi, nasıl gönderiyorsunuz, Allah’tan korkmuyorsunuz? Hiç mi bunun kızı, eşi var demiyor musunuz, öpmeye kıyamazdım. Otobüste savurdunuz attınız. Kuzuma sarılamıyorum.” dedi.

"SİLAHTA, KİMLİKTE ONLARIN OLSUN"

Polis eşi Esma Kılıç en ağır tepkiyi gösterdi. Esma Kılıç, başsağlığı dileyen milletvekillerine, “Çocuğa anlatın. Sıkıntınızı derdinizi, çocuğa anlatın. Tek başıma bu çocukla, ben ne yapacağım? 2 yaşındaki çocuğumla, ne yapacağız. Çocuğunu ve eşini düşünüyorsan, 'silahını bırak git' demişler. Bıraktı, gitti. Silahta, kimlikte onların olsun. Bir benim içim yandı, ona. En son, göreve gidiyorum dedi ve beni 2 dakika gördü, gitti. Bana yüzünü gösterin. İşkence, çektirmeyin.” diye konuştu. Polis eşi, nöbet uygulamasında, kendisiyle nöbet günlerinin ayarlanmadığına da isyan etti.

"BENİM ÇOCUĞUM NE OLACAK?"

Esma Kılıç, yine kendisine başsağlığı dileyen emniyet müdürü ve valiye de tepki göstererek, “Niye sahip çıkmadınız. Benim çocuğum ne olacak. 2 yaşında çocuğum. Size bir şey olmayacak. Akşam eve gideceksiniz. Olan, bana olacak. Size bir şey olmayacak.” şeklinde feryat etti. Polis yakınlarının tekpisi üzerine TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, ailelere “Takdiri ilahi”, “Başınız sağ olsun” diyebildi. Sadık Yakut'un bu sözlerine de polis eşi, "o takdiri ilahinizi çocuğuma anlatın" şeklinde tepki gösterdi.

İşte bu kadar, ülke çocuklarının zatı muhteremlerin yanında ne önemi olabilir ki? O zatı muhteremlerin çocukları çalsın, çırpsın cebini doldursun yaşamını yitirenlerde halk çocukları olsun. Tabiki Berkin Elvan'ın katledilmesine öfkeleneceğiz. Tabi ki, polisleri Recep Tayyip Erdoğan'ı korumaları için Muş'a gönderen yetkililere öfkelenecek ve hesap sorulması için tutum alacağız.

Şimdi gözlerinin içi gülen, çatık kaşlı çocuğumuzu da uğurluyoruz. Bilinmesini isteriz ki, Berkin vurulduğu ana kadar baba Sami ve anne Gülsüm Elvan'ın çocuğuydu. Şimdiyse Berkin artık tüm ülkenin çocuğudur. Onun çocuk masumiyeti aynı zamanda vicdanı olan tüm ülke insanlarının masumiyetidir. Artık Berkin Elvan'la birlikte masumiyetimiz de öfkeye dönüşmüştür. Öfkemiz; bilinsin isteriz ki, Berkin Elvanlarımızı elimizden alan tüm katilleredir. O katiller ki, bir telefon konuşmasıyla milyar dolarlarını eşdost arasında sıfırlayabilir, evler dolusu hırsızlıklarına kanıt olacak paradan kurtulabilirler. Bizlere gelince ne olursa olsun öfkemizi sıfırlamayacağız. Bizim öfkemiz; katillerin ellerini, kolarını sallaya sallaya dolaştığı, bir elleri yağda, bir elleri balda yaşadığı, ülkeyi soyduğu, hırsızların tepede oturduğu bir ülke olmaktan kurtuluncaya, gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan ekmek ve hürriyet günlerinin kazanıldığı sosyalizm gerçekleştirilinceye kadar dinmeyecektir.

Bizim, gözlerinin içi gülen çatık kaşlı çocuğumuz Berkin Elvan, seni yalnızlığa uğurlamıyoruz.

Gittiğin yerde seni karşılamaya gelecekler olacaktır. Biliyorum çocuk olmana karşın sen onları tanıyorsun.

Bir tarafta Nazım dedeni, bir tarafta Deniz, Mahir, Hüseyin, Yusuf, İbrahim Kaypakkaya, İbrahim Öztaş ve sayısız devrimci ağabeyini ve ablalarını göreceksin.

Unutma Bu tarafta da bizimle yaşamaya devam ederken orada da yüreği bizler gibi olanlarla olacaksın.

Ve de yüreği karanlık katiller bundan böyle asla seni katledemeyecekler asla…


TURGUT KOÇAK YOLDAŞIN "HER GÜN" BAŞLIKLI ÖNCEKİ YAZILARI


ANA SAYFA