
Cumhurbaşkanlığı
referandumu
Turgut KOÇAK
İşbirlikçi AKP, geride bıraktığı beş yıllık iktidarı
döneminde 12 Eylül Anayasası'nı bir kez olsun gündeme getirip değiştirmek
istemiş değildir. Bugün seçimlerde yüzde 46,5 oy alarak yeniden iktidara gelmiş
olmanın sarhoşluğu içindedir. Bu nedenle de yeni bir anayasa hazırlığını hızla
yürütmekte konuyu gözlerden ırak tutarak geniş yığınların tartışmasına açmaktan
korkmaktadır. Bu yüzden de daha önce pek çok konuda olduğu gibi "ben yaptım
oldu" demeye getiren bir tutum içindedir.
AKP'nin önde gelen yöneticilerine göre "herkes kendi isine bakmalıdır". Ne yapılacaksa; yapılacakları en iyi kendisi yapabileceğini sanmakta ve yapabilecek güce sahip olduğunu da düşünmektedir. Bu bağlamda AKP'nin yeni girişimleri bir anlamda boyunun ölçüsünü alma sınamasıdır olacaktır da.
AKP, işbirlikçi tekelci sermayenin en sadik partisidir. İktidar olduğundan
bugüne uygulamalarına baktığımızda da gördük ki, ülkemiz geniş emekçi
yığınlarının çıkarlarına değil, işbirlikçi tekelci sermayenin ve emperyalist ABD
ve AB'nin çıkarlarına uygun olarak davranmıştır. Dolayısı ile böyle bir partinin
gerek hazırladığı anayasa, gerekse 21 Ekim 2007'de yapılacak Cumhurbaşkanlığı
ile ilgili olarak yapılacak referandumda halkın çıkarlarını gözetmesinin olanağı
yoktur. AKP'nin oynadığı oyun bastan sona geniş halk yığınlarını kandırmak
üzerine kurulmuş Ali Cengiz oyunudur ve bu oyunun kesinlikle bozulması
gereklidir.
Son zamanlarda AKP'nin sosyal yaşamımıza dair attığı adımlar çeşitli çevrelerce
tartışılmakta, özellikle türban konusu ile ilgili olarak ağırlıklı bir tartışma
sürdürülmektedir. Konu, Malezya örneği ile gündemde tutularak AKP'nin
serüveninin nerelere varacağına işaret edilmektedir. ABD emperyalistlerinin
Malezya ve Türkiye için biçtiği konum ABD emperyalizminin hizmetinde ilimli
İslam formülüdür. Bu formül Malezya'da şimdiden toplum yaşamını yari şeriat
sistemine dönüştürerek biçimlemiş bulunmaktadır, daha da önemlisi ABD
emperyalistlerinin ilimli İslam formülünden elde edecekleri murattır. Bu
gerçeklik ise ülkemizde işbirlikçi AKP iktidarı ile birlikte Amerikan
emperyalizminin çıkarlarını gözeten bir maddi gerçekliğe dönüşmüş bulunmaktadır.
Bir başka deyişle emperyalistler, Türkiye'nin başına işbirlikçi AKP aracılığı
ile çuval geçirmek istemektedirler.
Bu nedenle de gerek anayasa hazırlıkları, gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimi ile
ilgili yapılacak referandum yukarıda sözünü ettiğimiz oyunların bir parçası
olara ülkemiz gündemine getirilmektedir. AKP tarafından hazırlanan yeni anayasa
ile ülkemizin demokratikleşmesi amaçlanmadığı gibi, referandumla birlikte
cumhurbaşkanlığı kurumunun demokratikleşmesi de düşünülmüş değildir. AKP'nin
giriştiği yeni eylemli durumun özünde her türlü demokratik hak ve özgürlüklerin
budanması ve halkın boynuna sermaye güçlerinin çıkarları doğrultusunda
boyunduruk geçirme hınzırlığı vardır.
Sonuç olarak; hem hazırlanan ve TBMM'de kabul ettirilmek istenen yeni anayasa
çalışmalarına karsı Türkiye Sosyalist İsçi Partisi olarak açıktan açığa tutum
almakla kalmamalı tavrımızı eylemli hale getirmeliyiz. Yasadığımız koşullar
bütün çıplaklığı ile ortadadır. Bizlere dayatılan seçenekleri tercih etmek
zorunda değiliz. Bu nedenle de kendi gündemimizi oluşturarak çözülen ve
saldırganlaşan kapitalist sömürü düzeninin ipliğini geniş halk yığınları
nezdinde pazara çıkarmalı ve halkımızın uyutulmasına geçit vermemeliyiz. İste o
zaman basta isçi sınıfımız olmak üzere geniş emekçi halk yığınlarını temsil eden
yeni bir anayasa yapma ve cumhurbaşkanlığı kurumunun demokratikleşmesi söz
konusu olabilecektir. Başkaca tutumlar ancak ve ancak sermaye güçlerini temsil
eden sisteme eklemlenmekten öteye gitmez gidemez de.